Zekeriya Öz, 245 gün önce 'kaçan göçen yok' demişti

Zekeriya Öz, 245 gün önce 'kaçan göçen yok' demişti
Zekeriya Öz, 245 gün önce 'kaçan göçen yok' demişti
Haklarında yakalama kararı çıkan eski savcılar Zekeriya Öz, Celal Kara gece saatlerinde 10'ar dakika arayla Sarp'tan Gürcistan'a kaçtı, bugün Ermenistan'a geçti. Twitter'dan kendisi dahil hiç kimsenin kaçmayacağını yazan Öz, 245 gün sonra gece yarısı firar etti.

RADİKAL - Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından haklarında "örgüt kurma" iddiasıyla soruşturma yürütülen eski savcılar Zekeriya Öz, Celal Kara ve Mehmet Yüzgeç ile ilgili Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nce 'tutuklama amaçlı yakalama kararı' çıkarıldı.

Zekeriya Öz ve Celal Kara'nın yakalama kararının ardından 10 dakika arayla Gürcistan'a kaçtığı tespit edildi. Artvin Valiliği bugün yaptığı açıklamada ise Öz ve Celal Kara'nın Ermenistan'a geçtiğini duyurdu.

Gece yarısı kaçan Öz'ün 2014'te Twitter'dan kendisi dahil hiç kimsenin kaçmayacağını yazdığı ortaya çıktı.

Öz o tweetten 245 gün sonra firar etti. Sosyal medyadan yaptığı paylaşımda, "Ben dahil herkes hakkında kaçacak yalanıyla milleti kandırmaya çalıştılar ama kaçan göçen olmadı. Beceriksizlikleri ellerinde patladı" ifadelerini kullanmıştı.



İlhan Selçuk, 'iş tersine döner' demişti

Ergenekon soruşturması kapsamında gözaltına alınan Cumhuriyet gazeyesi eski İmtiyaz Sahibi ve Başyazarı İlhan Selçuk, serbest bırakıldıktan sonra kaleme aldığı, “Bizim Savcıya ‘Abi’ Nasihatı” başlıklı yazısında soruşturmayı yürüten savcı Zekeriya Öz’e nasihatlarda bulunmuş ve 'iş tersine döner' diyerek uyarmıştı.

Selçuk, Öz’ün talimatıyla 21 Mart 2008 günü sabaha karşı gözaltına alınmıştı. 40 saatlik gözaltının ardından 14 saat sorgulanan ve daha sonra serbest bırakılan 83 yaşındaki Selçuk, 28 Mart 2008 tarihinde “Pencere” köşesinde “Bizim Savcıya ‘Abi’ Nasihatı” başlıklı yazısında Öz’e şöyle seslenmişti:

“Ne düşünüyordu: - İlhan Selçuk’un evini sabaha karşı basarım, suç belgelerini ele geçiririm... Operasyon fos çıktı... Ergenekon dosyasını yaymak; yazarları, fikir adamlarını, emekli komutanları, muvazzafları da içine alarak sonuçta laik orduya ilişkin bir dava harekâtına dönüştürmek akıl kârı değildir... Savcımız durumu bir daha gözden geçirmeli... Kişinin kafasındakilerle ‘realite’ arasında bir uygunluk olmadı mı iş tersine döner, dava dosyası da çuvallar... İlhan Selçuk’a gece baskınında kapsamlı düşünemeyen, kendi kariyerini bile tehlikeye atabilecek kararlar alabilen sevgili savcım, ‘Düşünen Adam’ heykelini sanırım biliyordur... Savcım ‘Düşünen Adam’ olmalı... Bu, yalnız ülke için değil, kendisi için de gerekli bir temel koşul... ”