Zeugma'da bir 'tosun'

Turist Rehberleri Birliği'nin (TUREB) verilerine göre 2002'de yerli-yabancı her 17 turistten biri Doğu ve Güneydoğu Anadolu'yu gezdi. Aynı yıl bölgeye gelen yabancı turist sayısı 47 bin.
Haber: ULAŞ YILDIZ / Arşivi

İSTANBUL - Turist Rehberleri Birliği'nin (TUREB) verilerine göre 2002'de yerli-yabancı her 17 turistten biri Doğu ve Güneydoğu Anadolu'yu gezdi. Aynı yıl bölgeye gelen yabancı turist sayısı 47 bin. Henüz açıklanmayan 2003-2004 rakamlarının bunun üzerinde olduğu sanılıyor. Bir zamanlar mamutlara, tarihin ilk kentlerine, Sümer, Urartu, Pers, Kommagene, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı uygarlıklarına ev sahipliği yapan bölge, 2005 yılında da başta Öger, tur şirketlerinin gezi listelerine dahil edildi.
TUREB'e göre Erzurum, Şanlıurfa, Van, Diyarbakır, K. Maraş, Malatya, Bitlis, Kars ve Adıyaman'da hayat, ilkbahar ve sonbahar aylarında kültür ve inanç turizmiyle canlandırılabilir. Ama bunun için 'acısız' yemekten temiz tuvalete, personel eksikliğinden uygun fiyat politikasına kadar pek çok alanda, bir kısmı nispeten çok basit bazı eksikliklerin giderilmesi gerekiyor. TUREB bu bölgelerde çalışan 38 profesyonel turist rehberine dayanarak rapor hazırladı.
Raporda tanıtım eksikliğine rağmen bölgenin turist çektiği vurgulandı. Güvenlik güçlerinin eskiye oranla daha az kimlik kontrolü yapmasının da turistlerdeki tedirginliği azalttığı belirtildi. 2005 ilkbaharında başlayacak yeni sezon öncesi sorunlara çözüm bulunması istenen raporda sıralanan eksikliklerin bazıları şunlar:
Gaziantep: Bir kısmı Birecik Barajı suları altında kalan Belkıs Zeugma antik kentinde dalga hareketleri, kıyı tahribatı yaratıyor. Vandalizm özellikle freskleri tehdit ediyor. İki bekçi olduğu halde fresklere 'Büyük Başkan İrfan Reis' yazısı bile kazınmış! Çıkarılan mozaikler daracık Gaziantep Müzesi'ne sıkışmış durumda.
Batman: Dicle kıyısında tarih boyunca bölgenin ilim ve kültür merkezi olan Hasankeyf'e, baraj suları altında kalması ihtimali dikkate alınarak turistik yatırım yapılmıyor. Batman'daki TÜPRAŞ tesisleri de Hasankeyf'e gelen turistleri korkutuyor. Turistler, yangın çıkar korkusuyla geceyi Diyarbakır ya da Mardin'de geçiriyor.
Mardin: Mardin'in en ciddi sorunu, konaklama. Temiz ve iyi durumdaki Mardin Müzesi tanınmıyor. Güneydoğu'nun Efes'i olmaya aday gösterilen Dara Antik Kenti'nde de altyapı sorunu var.
Adıyaman: Dünya Kültür Mirası Listesi'ndeki Nemrut harabelerinde, çevre düzenlemesine ihtiyaç var. Ören yerine mitolojik tanrı ve tanrıçalar hakkında bilgi levhası koymak gerekiyor.
Şanlıurfa: Müze personel yetersizliğinden haftasonları kapalı. Binlerce turist çeken Harran'da, pazarları sağlık ve turizm konusunda tek bir nöbetçi birim yok.
Diyarbakır: Bataklık zemine inşa edilen müze yıkılmak üzere. Ödenek yetersizliğindan ışıklandırma yok. 'Güneydoğu'nun Paris'ine bu müze yakışmıyor.
Mamutlar, mozaikler...
Kahramanmaraş: Mamut iskeletleri, mozaikler ve Hitit eserleriyle görülmeye değer Kahramanmaraş Müzesi'ne otobüslerin park edeceği yer yok. Müze temiz ama ışıklandırma kötü.
Van: Akdamar Adası'na turist taşıyan motorlar çok ilkel. Adadaki Ermeni kilisesi restore edilmeyi bekliyor. Bekçiyi bulamazsanız Van Kalesi'ndeki kimi kapalı bölümleri gezemiyorsunuz.
Ağrı: Dağcılık, yürüyüş ve kayak için ideal. Ama dağa çıkış için yapılmasi gereken izin işlemleri çok uzun sürüyor. Ünlü İshak Paşa Sarayı'nın kapısı önünde uzun zamandır hafriyat var.
Bitlis: M.Ö. 2 binler ve Erken Demir Çağı'ndan eserlerin bulunduğu Ahlat Müzesi, 'tadilat' yüzünden bir yıldır kapalı.
Kars: Ortaçağda bir kale kent olan Ani'deki harabelere birkaç aydır özel izin alınmaksızın da girilebilmesi çok sevindirici. Ama, tam Ermenistan sınırındaki bölgede alan temizliği ihmal ediliyor.
Raporda ayrıca bölgedeki ören yerlerinde neredeyse hiç tuvaletin bulunmadığı, yöreye has 'bol acılı' mönüye alışamayan turistlerin acısız, sebzeli alternatif bulmakta güçlük çektiği de belirtiliyor.