Zifiri karanlıkta yaşama tutundular

Bodrum'un 3 mil açığındaki Karaada'daki ılıcanın bulunduğu sualtı mağarasına girerek kaybolan tekne kaptanı Neşet Arıkoğlu ile Ankaralı tatilci Mesut Doğan Tatarhan 13 saat ölüm kalıp savaşı verdi.
Haber: YAŞAR ANTER / Arşivi
ARZU ŞAŞMAZ / Arşivi

MUĞLA - Bodrum'un 3 mil açığındaki Karaada'daki ılıcanın bulunduğu sualtı mağarasına girerek kaybolan tekne kaptanı Neşet Arıkoğlu ile Ankaralı tatilci Mesut Doğan Tatarhan 13 saat ölüm kalıp savaşı verdi. İki arkadaş, helalleştikten bir dakika sonra "Orada mısınız? Kimse var mı?" diye kendilerine seslenildiğini anlattı.
Bodrum'da 'Proguy' adlı teknesine aldığı 14 müşteriyle mavi yolculuğa çıkan kaptan 38 yaşındaki Neşet Arıkoğlu geçen cuma gecesi, Karaada'daki ılıcanın bulunduğu sualtı mağarası yakınlarında demirledi. Cumartesi sabaha karşı saat 02.30 sıralarında Kaptan Neşet Arıkoğlu ile 20 yaşındaki Mesut Doğan Tatarhan mağaraya girdi ve bir daha dönmedi. Altı dalgıç tarafından 13 saat sonra kurtarılan iki arkadaş dün Bodrum Devlet Hastanesi'nden taburcu edildi.
Duvardan taşlar düşüyordu
Kaptan Neşet Arıkoğlu yaşadıklarını şöyle anlattı: "O mağaraya yıllardır giriyorum. Biraz alkollüydük, gidebildiğimiz kadar ileri gitmeyi düşünmüştük. Mağaranın içinde küçücük bir ışıkla dolaşırken suların yükseldiğini fark etmedik. Arkamıza dönüp baktığımızda geldiğimiz kanalı yükselen suların tamamen kapattığını gördük. Saatlerce çıkış kanalını bulmaya çalıştık. Mağarada kükürtlü hava vardı. O nedenle bir an önce kurtulmamız gerekiyordu. Bağırmaya başladık. Ancak bağırdıkça oksijeni tükettiğimizi fark ettik. Bu kez taşlarla mağaranın duvarlarına vurmaya, ses çıkarmaya başladık. Taşları vurduğumuz anda mağaranın tepesinden parçalar kopuyordu. Su boğazımıza kadar yükselmişti. Mesut'a bizi en geç dört beş saate kadar kurtarırlar diyordum, ancak zaman geçtikçe ümidimiz azalıyordu. Birkaç saatlik ömrümüz kaldığını düşünmeye başlamıştım. Bodrum gibi bir yerde onlarca profesyonel dalgıç varken neden 13 saat sonra kurtarıldığımızı bir türlü anlayabilmiş değilim."
Mesut Doğan Tatarhan da şunları anlattı: "Neşet ağabeyin moral vermesine karşın öleceğimizi düşünmeye başlamıştım. Sık sık kendimden geçiyordum. 'Neşet ağabey artık hellalleşelim, hayatımız buraya kadarmış. Denizi çok seviyorum, ancak boğazımıza kadar suyun içinde öleceğim aklıma gelmezdi' dedim. Bir dakika sonra 'Orda mısınız, kimse var mı?' seslerini duyduk. Önce hayal görüyoruz, sesler gerçek değil sandım."