Ziraat Mühendisleri: 20 milyon dolarlık gelir var

Ziraat Mühendisleri: 20 milyon dolarlık gelir var
Ziraat Mühendisleri: 20 milyon dolarlık gelir var
Kilis'teki mayın mağdurları mayınlı arazide organik tarım yapmak için pay istedi. Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Günaydın: Mayınlı araziler tarıma açılırsa yıllık 20 milyon dolar get gelir getirir



Reşit ÇELEBİOĞLU

TÜRKİYE Büyük Millet Meclisi'nde muhalefetin engellemeye çalıştığı ileri sürülen Mayın Tasarısı tartışılırken, Kilis'teki mayın mağdurları, arazinin temizlenip organik tarım için kendilerine buradan pay verilmesini istedi.
Kilis'in Suriye sınırındaki Çerçili Köyü'nde oturan ve mayın patlaması sonucu ayaklarını, bacaklarını kaybedenler de mayın tartışmasına katıldı. Türkiye ile Suriye arasındaki kaçakçılığı önlemek için 1950'li yıllarda döşenen mayın nedeniyle köylerinde birçok insanın sakat kaldığını anlatan Köy Muhtarı Mehmet Atmaca, “Mayından en fazla zarar gören bizim köylüler oldu. Köyümüzün arazisi engebeli olduğu için sel suları mayınları tarım alanlarına sürükleyip getirdi, bu yüzden bir kişi tarlasında çalışırken mayın kurbanı oldu, sakat kaldı. Bu nedenle temizlenecek olan araziden mayın mağdurlarına pay verilmesini istiyoruz” dedi.


KIZ VERMEDİLER, HALA BEKARIM

Aynı köyde oturan 68 yaşındaki Ahmet Çay, yaklaşık 40 yıl önce ineklerinin peşinden koşarken mayınlı sahaya girdiğini ve patlayan mayın nedeniyle bir bacağını kaybettiğini anlattı. Bu nedenle kendine kız verilmediği için evlenemediğini ileri süren Çay, “Bu vaziyette bana kim kız verecekti. Hala bekarım, mayın yüzünden bir hayat bile kuramadım. Bunun bedeli olarak toprak istiyorum” diye konuştu. Aynı köyde oturan 53 yaşındaki Hamza Demir, tarlasında çalışırken sel sularının getirdiği mayının patlamasıyla sağ ayağını bileğinden kaybettiğini belirterek mağduriyetinin giderilmesini talep etti.
Suriye'deki akrabalarını ziyaret etmek için 50 yıl önce yaya olarak yola çıktığını ve arazide mayının patlaması nedeniyle sağ ayağını kaybettiğini ifade eden 71 yaşındaki Mustafa Yıldırım, “Mayın mağduru olarak bu topraklarda hakkımız olduğunu düşünüyoruz. Buradaki topraklar yıllardır ekilip sürülmediği için dünyanın en verimli toprakları. Bize verilecek toprakta çalışıp geçimimi sağlayabiliriz, hem de ülke ekonomisine katkı sağlarız. Yabancı şirketler işin içine girerse bundan mahrum oluruz” diye konuştu. (dha)



ZİRAAT MÜHENDİSLERİNDEN AÇIKLAMA


ANKARA - TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Gökhan Günaydın, mayınlı arazilerin tarıma açılması durumunda elde edilecek yıllık net gelirin 20 milyon doların üzerinde olacağının hesaplandığını söyledi.
Gökhan Günaydın, Ziraat Mühendisleri Odası Genel Merkezinde düzenlediği basın toplantısında, mayınlı arazilerin tarıma kazandırılması konusunda görüşlerini açıkladı.
Türkiye’nin Suriye sınırında 510 km uzunluğundaki bir koridorda ve değişen genişlikte uzanan, Hatay, Kilis, Gaziantep, Şanlıurfa, Mardin ve Şırnak illerinde yer alan 216 bin dekar mayınlı alanın, 49 yıllığına, mayın temizleme işini yapacak yabancı şirketlerin kullanımına devredileceğini belirten Günaydın, "Türkiye’de döşeli bulunan kara mayınlarının 2014 yılına kadar temizlenmesi gerekmektedir" dedi.
1954 yılından başlayarak, yöre çiftçisinden yapılan kamulaştırmalar ve Hazine arazilerinin kullanımıyla mayınlanan alanların, 55 yıl sonra yeniden üretime dönüyor olmasının sevindirici olduğunu vurgulayan Günaydın, ancak, bu toprakların kimin elinde olacağı ve nasıl kullanılacağının, hem ülke güvenliği hem de gıda güvenliği açısından stratejik ve yaşamsal önem taşıdığını kaydetti.
Günaydın, mayınların temizlenmesi konusundaki görüşlerini şöyle ifade etti:
"TBMM’de görüşülmekte olan yasa tasarısının kabulü halinde, 2009 yılında ihalenin yapılacağı varsayımıyla, yabancı şirketler 2014;e kadar mayınları temizleyecek ve 2058 yılı sonuna kadar bu arazileri ’tarımsal amaçla’ kullanacaklardır. Bu çerçevede, yöre halkının yarım yüzyıl evvel kendilerinden alınarak kamulaştırılan arazilere girememesi bakımından değişen hiçbir şey olmayacaktır. Sözü edilen mayınlı alanlarda, birinci ve ikinci sınıf tarım arazileri en büyük oranı oluşturmaktadır. İşlenebilir tarım arazilerinin yanında, daha düşük miktarlarda olmak üzere mera alanları, orman ve makilik alanlar ile leçenik volkanik kayalarla kaplı alanlar bunmaktadır. Mayınlı arazilerin işlemeli tarıma elverişli bölümünün, illere göre değişmekle birlikte, yüzde 80’e yakın bir oranda, yaklaşık 170 bin dekar olduğu hesaplanmıştır. Bu arazinin yüzde 70’inin sulanabilir özellikler taşıdığı değerlendirilmektedir.
Güneydoğu Anadolu Bölgesinde, üretim deseni önerilerimizde yer alan ürünlerin verim değerleri, mevcut üretim maliyetleri ve piyasa fiyatları yanında destekleme ödemeleriyle birlikte değerlendirildiğinde, bir dekar alandan elde edilen net gelir mercimekte 100, mısırda 150, buğdayda 174, pamukta 190, zeytinde 640 ve Antep fıstığında 650 liradır. Sebze meyve, bağcılık, seracılık, hayvancılık ve organik tarım gibi faaliyetler, yaratılacak katma değeri daha da yükseltmektedir. Bu çerçevede, dekar başına net gelir ortalaması 180 lira olarak değerlendirildiğinde, mayınlı arazilerin tarıma açılması durumunda elde edilecek yıllık net gelirin 20 milyon doların üzerinde olacağı hesaplanmaktadır. Üretim gücünü örneklendirebilmek açısından, tümüyle monokültür tarım yapılması varsayımıyla, sözkonusu alandan yılda 85 bin ton pamuk veya 102 bin ton buğday veya 212 bin ton mısır elde etmek mümkündür."
Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin Türkiye’nin gelişmişlik düzeyi en düşük bölgelerinden olması bağlamında, mayınlı arazilerin temizleme sonrasında yöre çiftçisine tahsis edilmesi durumunda yaratacağı istihdamın, Türkiye;nin sosyal dengeleri açısından çok önemli olduğunu belirten Günaydın, 170 bin dekar işlenebilir tarım alanı, Türkiye ortalama işletme ölçeği olan 59 dekarlık işletmelere bölündüğünde, 2881 adet tarım işletmesi doğmaktadır. Her bir hanenin en iyimser tahminle tarım işinde çalışabilecek yaşta olan 5 kişiden oluştuğu düşünüldüğünde, 14,405 kişilik bir istihdam kapasitesi ortaya çıkmaktadır" bilgisini verdi.
Günaydın, işletme başına yıllık net gelirin ise 10 bin 621 lira olarak gerçekleştiğini, Kooperatif yapısı altında örgütlenen köylü üreticinin, her işletmede ziraat mühendisleri önderliğinde gerçekleştireceği üretimin, Türkiye’nin gıda güvenliği ve gıda güvencesine önemli katkılar sağlayacağını söyledi.
2008 yılında kişi başına istihdam maliyeti ortalaması 287 bin lira, tarım sektöründe bir kişilik istihdam maliyeti ise 139 bin lira olduğunu bildiren Günaydın, "buna karşılık, mayınlı arazilerin temizlenerek yöre çiftçisine dağıtılması durumunda kişi başına istihdam maliyetinin 2 bin 124 lira olmaktadır" dedi.


-TOPLAM TARIMSAL GELİR 880 MİLYON DOLAR-

Öte yandan, Gökhan Günaydın, AA muhabirine yaptığı açıklamada, hiçbir yabancı şirketin, yaklaşık yarım asırlık bir işte sadece 880 milyon dolar kazanmak için bu işi yapmayacağını savundu.
Başkan Günaydın şu değerlendirmelerde bulundu:
"Mayın temizleme masrafının geri dönüş hızı, yıllık 20 milyon dolarlık net tarımsal gelir bazında hesaplanmalıdır. Örneğin 100 milyon dolarlık bir mayın temizleme finansmanı 5 yıl içinde geri dönmektedir. Bu çerçevede, mayın temizleme işi finansmanı sağlanarak, denetimli bir şekilde gerçekleştirilmelidir.
Temizlenen arazi yöre çiftçisine tahsis edilmeli, kooperatif yapı altında ziraat mühendisleri ve köylü üreticilerin birlikte çalışması sağlanmalıdır. Bu durumunda, hem 15 binin üzerinde üretici ve mühendis istihdamı sağlanacak, hem de gerçekleştirilecek yüz binlerce tonluk üretimle, giderek artan tarım ürünü ithalatı (2008 yılında 6,4 milyar dolar) için harcanan kaynak azaltılabilecektir. Arazinin, yasa tasarısında olduğu gibi, 5 yıl içinde mayını temizleyen yabancı şirketlere 44 yıllığına tahsisi durumunda, şirketin 2059 yılına kadar elde edeceği toplam tarımsal gelir 880 milyon dolardır. Böylesine stratejik bir bölgede, hiçbir yabancı şirketin, yarım yüzyılda 880 milyon dolar kazanmak, başka bir deyişle yalnızca tarım yapmak peşinde olmayacağı açıktır.
Yasa tasarısında bulunan hüküm doğrultusunda, yabancı şirketler, ’mayından temizlenecek alanlar ile müstakil kullanımı mümkün olmayan ve bu taşınmazlarla bütünlük teşkil eden Hazineye ait diğer taşınmazların’ kendilerine bırakılmasını talep edeceklerdir. Bu durum, ’tehdit’ altındaki arazilerin yalnızca 216 bin dekar ile sınırlı olmadığının en açık kanıtıdır. Bölgede bulunan TİGEM arazileri de dahil olmak üzere, birçok alan pazarlık konusu yapılmaya aday duruma getirilmektedir."
Günaydın, "Her ne kadar, yasa tasarısında Maden Kanunu ve Petrol Kanunu hükümleri saklı tutulmaktaysa da, daha evvel TBMM’ne sevk edilen Petrol Yasa Tasarısı hükümleri düşünüldüğünde, dönem içinde Maden ve Petrol alanında ortaya çıkabilecek yeni Yasalar ile bu tasarının ne denli ulusal çıkarlara aykırı bir içerik taşıyabileceği gözden uzak tutulmamalıdır" diyerek, Orta Doğunun en zengin su kaynaklarına sahip olan bölgenin, bu yönüyle de iştah kabarttığını söyledi.
Avrupa Birliği tarafından 2004 yılında yayımlanan ve kamuoyunda Etki Değerlendirme Raporu olarak bilinen ’Türkiye’nin Üyeliği Perspektifinden Kaynaklanan Hususlar’ Belgesinde Dicle ve Fırat sularının, İsrail’e özel atıf yapılarak, uluslararası bir su yönetimine devredilmesi gerektiği önerisinin, bu ifadenin uluslararası politika alanındaki izdüşümü olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirten Günaydın, şöyle devam etti:
"Nihayet, bölgenin jeo stratejik konumu, 510 km’lik bir hat boyuna yabancıların (en az) yarım yüzyıl için yerleşmesinin ne denli tehdit ve tehlikeler doğurabileceği herkesi düşündürmelidir.
Sonuç olarak, Ziraat Mühendisleri Odasının, TBMM’den ve tüm partilere ait milletvekillerinden beklentisi, bu yasa tasarısının derhal geri çekilmesi ve yurtsever ve eşitlikçi bir anlayışla konuyu düzenleyen bir tasarının, demokratik katılıma açık süreçlerde hazırlanmasıdır." (aa)