Zirvede laiklik atışması

Din Şûrası'nda Meclis Başkanı Arınç, "İnanç ve vicdan özgürlüğü kişiden yana kullanılmalı" dedi. Cumhurbaşkanı Sezer: "Laik birey, inancının bu dünyayı etkilemesine izin vermez."

ANKARA - 3. Din Şûrası Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ile TBMM Başkanı Bülent Arınç arasında geçen laiklik tartışmalarına sahne oldu. Şûraya, Sezer ve Arınç'ın yanı sıra, Başbakan Tayyip Erdoğan, Adalet Bakanı Cemil Çiçek, Devlet bakanları Mehmet Aydın, Beşir Atalay ve Güldal Akşit'le Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu da katıldı. Şûra, İstiklal Marşı ve saygı duruşunun ardından Din İşleri Yüksek Kurulu Üyesi Davut Kaya'nın
Arapça Kuran okuması ve Türkçe çevirisinin ardından başladı.
'Geleneksel korkular var'
Şûrada, Başbakan Erdoğan'dan sonra kürsüye gelen Arınç, Türkiye'deki halkın yoğun olarak Müslüman olduğuna dikkat çekerek, şunları söyledi: "Böyle bir ülkede eğer laiklik uygulanacaksa çok hassas olunması gerekir. Bu hassasiyet inanç hürriyeti, din ve vicdan özgürlüğünün kişiden yana kullanılması şeklinde olmalı.
Bunun örnekleri dünyanın pek çok ülkesinde var. Ancak, geleneksel korkular ve bireysel yanlış algılamalar bizim konuyu bilimsel zeminde tartışmamıza maalesef engel oluyor. Oysa bizim ülkemizde uygulanacak gerçek anlamda bir laikliğin, belki de dünyadaki tartışmalara ve tüm sorunlara çözüm bulması da mümkündür."
Günümüzde terörizm tartışmalarının İslam üzerinden yapıldığına dikkat çeken Arınç, bunun hüzün verici olduğunu belirterek, "İslam dünyası kendi özeleştirisini yapmalı. Kendimizi cesurca sorgulamalıyız ve sonunda kendimizi değiştirmeliyiz. Neden dünyada böyle tanındığımızı, neden şiddet eğilimli insanların aramızda olduğunu tartışmalıyız" dedi.
Din ve siyasallaşma
Cumhurbaşkanı Sezer ise konuşmasında laikliğin bireylerin hiçbir baskı ve yönlendirme altında kalmadan inançlarını yaşamalarını, farklı inançlara saygı duymalarını ve toplumsal yaşamın uyum içinde sürdürülmesini olanaklı kıldığını söyledi. Sezer, şöyle dedi: "İnanç ve ibadet özgürlüğü toplumsal barışın en önemli güvencesini oluşturur. Laiklik ise dinin siyasallaşmasını engeller.
Laiklik bir yaşam biçimidir. Bu nedenledir ki laiklik bireyin içinde olması gereken bir kavramdır. Laik birey, dinsel inançlarıyla bir yurttaş olarak yaşamına ilişkin alanı birbirinden ayıran bireydir.
Dinsel inanca ilişkin uygulamalar kişinin iç dünyasındaki kutsal yerinde kalmalıdır. Yurttaş olarak yaşamı ise bireyin tüm dış dünyasıyla ilgilidir. Laik birey, dinsel inancının bu dünyayı etkilemesine kesinlikle izin vermez."
Teröre katılan Türkler
Türkiye Cumhuriyeti'nin temel önceliklerinden birisinin eğitimin laik niteliğini sürdürmek olduğunu vurgulayan Sezer, bu konunun ülke ve devlet için yaşamsal olduğunu dile getirdi. Cumhurbaşkanı, kimi cemaatlerin örgütlenerek vatandaşlara kendi anlayış ve değerlendirmelerine uygun olarak dini eğitim verme girişiminde bulunduklarını söyledi.
Bu olumsuzlukların önüne geçilmesi gerektiğinin altını çizen Sezer, şûranın bu kapsamda rol üstlenebileceğini ifade etti. Terör eylemlerine sayıları az da olsa Türk vatandaşlarının katıldığına da dikkat çeken Sezer, "Bu insanlar, bizim toplum ve eğitim sistemimizin ürettiği kişiler. Bu noktada nerede yanlış yaptığımızın eleştirel bir yaklaşımla sorgulanması bizim yönümüzden halka ve gelecek kuşaklara karşı bir borç ve yükümlülüktür" diye konuştu.
Başbakan Erdoğan ise açış konuşmasında laiklik tartışmasına girmedi. Erdoğan, din temalı ağırlıklı bir konuşma yaptı.