MHP'nin Uşak mitingi

MHP'nin Uşak mitingi
MHP'nin Uşak mitingi
- MHP Genel Başkanı Bahçeli: (1) - "AKP, Türkiye Cumhuriyeti devletinin milli güvenliğini, Türk milletinin milli birliğini ve bekasını, refahını, toplumsal huzur ve asayişimizi çok ciddi ve ağır tehlikelerle karşı karşıya bırakmıştır. Cumhuriyetimizin temel değerleri ancak bir işgal gücünün vereceği tahribata maruz kalmıştır" - "Gerçekten böyle ise hal, AKP zihniyetinin zenginlik ve kalkınma tablolarıyla milletimizin gerçek yaşantısı arasındaki uçurumu nasıl izah etmek gerekecek? Tamamen sıcak parayla beslenen, üretimin her geçen gün azaldığı, ithalatın arttığı bu ekonomik anlayışın mimarı AKP hükumetidir. Üretimin olmadığı bu basit çarkın sonu yoktur"

UŞAK (AA) - MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, " AKP , Türkiye Cumhuriyeti devletinin milli güvenliğini, Türk milletinin milli birliğini ve bekasını, refahını, toplumsal huzur ve asayişimizi çok ciddi ve ağır tehlikelerle karşı karşıya bırakmıştır. Cumhuriyetimizin temel değerleri ancak bir işgal gücünün vereceği tahribata maruz kalmıştır" dedi.

Bahçeli, partisinin Uşak Cumhuriyet Meydanı'ndaki mitingine, 19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramını'nı kutlayıp, Milli Mücadele kahramanları ve aziz şehitleri rahmetle andığını söyleyerek başladı. 

18 Mayıs 1944'te Kırım Türklerinin sürgün ve soykırıma tabi tutulduğunu ifade eden Bahçeli, bu acıları paylaştıklarını, zulmü lanetlediklerini, hayatını kaybedenlere rahmet dileğini ifade etti.

MHP lideri, 25 gün sonra yapılacak 25'inci dönem milletvekili genel seçiminin Türkiye'nin birliğine, milletin dirliğine ve refahına en üst düzeyde katkı sağlaması temennisinde bulundu. Bahçeli, AK Parti iktidarıyla geçen 4 bin 581 günlük dönemin "zulüm, hayal kırıklığı, teslimiyet, acziyet" dönemi olduğunu öne sürdü.

Bahçeli, bu sürecin 7 Haziran'da son bulacağını savunarak, "Eminim ki 96'ncı yıl dönümünü kutladığımız Samsun'a çıkışın bir benzeri 7 Haziran'da tekrar yaşanacaktır. Samsun'da kurtuluşumuzun ilk adımı atılmıştı. Uşak'ta da toplumsal onarım ve huzurlu bir geleceğin ilk fidesi dikilecektir. Uşaklı kardeşim kaderine sahip çıkacak ve ayağına vurulan prangaları söküp atacaktır. İnanıyorum ki 'Teslimiyete, tavize, sömürüye hayır' diyecektir. Göstereceği iradeyle Milliyetçi Hareketi tek başına iktidara getirecektir" diye konuştu.

"Türkiye'nin 1919 yılının şartlarıyla kıyaslandığında, yabancı güçler yine iç işlerine karışmış, işbirlikçiler dört koldan ihanet yarışına girmiş, ilkesiz ve korkak bir zihniyet ülkeyi yönetmektedir. Yine Türkiyemizin ufku daralmakta, önü kapanmaktadır" ifadesini kullanan Bahçeli, Osmanlı İmparatorluğunu yıkan küresel aktörlerin 96 yıl sonra yeni bir oyun içinde olduklarını ve kendilerine bir piyon bulduklarını iddia ederek, şöyle konuştu: 

"7 Haziran'da sandık önümüze geldiğinde, 96 yıl önce olduğu gibi vatanımızın ve milletimizin bölünmez bütünlüğüne sahip çıkacak mısınız ? 96 yıl önce olduğu gibi tam bağımsız Türkiye'yi tercih edecek misiniz? 96 yıl önce olduğu gibi teslimiyetçi ve aciz bir yönetime dur diyebilecek misiniz?" diye soran Bahçeli, alandakilerin "Evet" karşılığını vermesi üzerine  şöyle dedi: "Bu 'evet'ler Milliyetçi Hareketin tek başına iktidarının müjdesidir. Bu 'evet'ler makamını başkanlık sistemi için maskaraya çeviren Davutoğlu'nun tükenişinin göstergesidir. Bu 'evet'ler Türk milletinin kaderini yine kendinin belirleyeceğinin göstergesidir."

- "Siyasi hesaplar milli menfaatlere tercih edilmiştir"

19 Mayıs 1919'un Türk milletinin kendisine reva görülen akıbeti elinin tersiyle iterek tarihi yeniden yazdığı bir dönemin başlangıcı olduğunu, Gazi Mustafa Kemal Atatürk ile başlayan yolculuğun 3,5 yıl sonra Ankara'da sonuçlandığını ve tarihe mühür vurulduğunu hatırlatan Devlet Bahçeli, şöyle devam etti:

"Samsun'da başlayan Milli Mücadele süreci, millet sevgisinin, aklın ve en önemlisi sabrın sınandığı milliyetçiliğin şahlanışıdır. Ne üzücüdür ki ülkemiz tam 96 yıl sonra teslimiyetçi bir iktidar tarafından başladığı noktaya geri döndürülmüştür. Bugün karşımızdaki koşullar, 1919 tarihindeki küresel dayatmalarla ve yaşadığımız milli buhranla benzerlik göstermektedir. Milletimiz Lozan öncesine döndürülmek istenmekte, Sevr şartları birer birer önümüze getirilmektedir. Milletimiz açısından çok sancılı gelişmelerin yaşandığı geride kalan yıllar, karanlık bir devir olarak anılacaktır. Bu dönemde devlet yönetimi ve siyasal hayatımız yozlaşmıştır. Siyasi hesaplar milli menfaatlere tercih edilmiştir. Milli geleceğimiz şahsi ihtiraslar için peşkeş çekilmiştir.

Devlet kavramı ve kurumları yıkıma maruz kalmıştır. İlkesizlik erdem, taviz siyaset, talan ticaret olarak anılmıştır. AKP'de başlayan çürüme ve kokuşma toplum ve devlet hayatımızın her alanına sirayet etmiştir. Bu ahlaki değerlerimizi sarsan bir manevi sürecini de tetiklemiştir. AKP, Türkiye Cumhuriyeti devletinin milli güvenliğini, Türk milletinin milli birliğini ve bekasını, refahını toplumsal huzur ve asayişimizi çok ciddi ve ağır tehlikelerle karşı karşıya bırakmıştır. Cumhuriyetimizin temel değerleri ancak bir işgal gücünün vereceği tahribata maruz kalmıştır. Bu ağır tahribat karşısında susmayacağınızı biliyorum ve sizlere soruyorum bayrağınıza sahip çıkacak mısınız, vatanınıza sahip çıkacak mısınız, Türkiyemize sahip çıkacak mısınız ? O halde bunun yolu 7 Haziran günü sandık başında yapacağınız tercihle olacaktır ve inanıyorum ki Uşaklılar, Milliyetçi Hareket ile yürüyecektir."

AK Parti iktidarı döneminin ekonomik boyutunun da milli güvenlik boyutundan farklı olmadığını öne süren Bahçeli, AK Parti'nin zenginlik, refah ve huzur vaatleriyle vatandaşın oyunu aldığını, daha mutlu, huzurlu ve varlıklı bir hayat vadettiğini belirtti. AK Parti ile ekonomik sorunların bitip bitmediğini, yoksulluğun, yolsuzluğun ortadan kalkıp kalkmadığını, asayiş olaylarının artıp artmadığını vatandaşa sormak istediğini söyleyen Bahçeli, dinleyenlerin "hayır" demesi üzerine, bu cevabı alacağını bildiğini, çünkü Türkiye'nin her yerinde bu sorulara tek bir cevap aldığını, ağız birliği gördüğünü dile getirdi. 

"Bu hayırlar Türkiye gerçeğinin sesidir" diyen Bahçeli, Türkiye'nin yoksullaştığını, milletin fukaralığa ve işsizliğe rehin bırakıldığını, yolsuzluğun büyüdüğünü, rüşvetin devasa boyutlara ulaştığını, hukuksuzluğun arttığını, kanunsuzluğun kol gezdiğini, kaçakçılık kara para ve hırsızlığın pirim yaptığını öne sürerek, şöyle devam etti:

"Ama fotokopi başbakana bakarsak 'Her şey iyiye gitmekte,  dünya AKP'nin başarısını alkışlamakta'. Gerçekten böyle ise hal, AKP zihniyetinin zenginlik ve kalkınma tablolarıyla milletimizin gerçek yaşantısı arasındaki uçurumu nasıl izah etmek gerekecektir. Tamamen sıcak parayla beslenen, üretimin her geçen gün azaldığı, ithalatın arttığı bu ekonomik anlayışın mimarı AKP hükumetidir. Üretimin olmadığı bu basit çarkın sonu yoktur. AKP iktidarı ile ülkemiz yağma ve sömürü döngüsüne mahkum olmuştur. AKP zihniyeti 150 ay 2 gündür dış güçlerin elinde avucundadır. Türkiye, AKP hükumeti ile açlıkla, adaletsizlikle, ahlaksızlıkla ve asayişsizlikle karşı karşıyadır. Başbakan özetlediğim bu kara tabloyu milletimizin bilmesinden korkmakta, bu nedenle saçma sapan konuşmakta Erdoğan'ın kişisel hedeflerine hizmet etmektedir. Başbakan, başkanlık için çalışmakta, yıkım için faaliyet halindedir. Başbakan kendi itibar ve saygınlığını gömmek için çırpınmaktadır. Davutoğlu, Erdoğan gibi yalan deryasında yüzmekte, olmayan başarı hikayeleriyle de göz boyamaktadır. Milletimize sunduğu sahte cennetin altındaki karanlık Türkiye'nin ortaya çıkmasından korkmaktadır. Geleceğini pamuk ipliğiyle bağladığı milletimizin gerçekleri görmesinden çekinmektedir. Davutoğlu akıbetinin farkındadır, Erdoğan'ı da korku dağları sarmıştır. Bu ikili AKP'nin sona geldiğini anlamışlardır. Bu nedenle devletin tüm imkan ve kaynakları AKP'nin seçim çalışmalarında kullanılmaktadır. Miting alanlarına parayla insan taşınmaktadır. Valiler, kaymakamlar AKP'nin maşası gibidir. Kamu araçları sivil plaka takılarak siyasi kampanyada kullanılmaktadır. Mukaddes değerlerimiz alçakça siyasete malzeme yapılmaktadır. İstanbul Maltepe'de olduğu gibi camilerden kaçak elektrik hattı çekecek kadar AKP denge ve kontrolünü kaybetmiştir. Devlet televizyonu TRT, havuz medyası, kiralık kalem ve yorumcular gözü dönmüş gibi AKP propagandası yapmaktadır. Güdümlü anket şirketleri AKP'nin düdüğünü çalmaktadır. Yandaş iş adamları aldıkları ihalelerin diyetini ödemektedir."

(Sürecek)