Çankaya Köşkü'nde STK temsilcileriyle yapılan toplantı

Çankaya Köşkü'nde STK temsilcileriyle yapılan toplantı
Çankaya Köşkü'nde STK temsilcileriyle yapılan toplantı
- Başbakan Ahmet Davutoğlu'yla Çankaya Köşkü'nde görüşen Doğu ve Güneydoğu illerinden bazı sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, hükümetin yaşanan çatışmalı ortam ve operasyonlardan son derece rahatsız olduğunu bildirdi - Doğu ve Güneydoğu illerindeki sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, terör örgütü PKK'nın silahı bırakması ya da silahlı güçlerin ülke dışına çekilmesi durumunda operasyonların duracağına dair güçlü bir irade gördüklerini söyledi

VAN (AA) - Başbakan Davutoğlu'nun başkanlığında, Çankaya Köşkü'nde düzenlenen toplantıya katılan sivil toplum kuruluşu temsilcileri, hükümetin iradesinin barıştan yana olduğunu ancak terör örgütü PKK 'nın devleti sürekli tahrik ettiğini belirtti. 

Toplantıya katılan sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, son günlerde artan terör saldırılarının çözüm sürecini sabote etmeye yönelik eylemler olduğunu vurgulayarak, çatışmalı sürecin sona ermesi için terör örgütü PKK'nın silah bırakması ya da ülke dışına çekilmesi gerektiğini ifade etti. 

"Ülkedeki güzel iklimi kirleten hükümet değildir"

Toplantıya katılanlar sivil toplum kuruluşu temsilcilerinden Eşref Mutlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Başbakan Ahmet Davutoğlu'yla yaptıkları görüşmenin çok olumlu geçtiğini belirterek, hükümetin bu işin üzerinde ciddiyetle durduğuna bir kez daha tanıklık ettiklerini aktardı. 

Son dönemde ülke genelinde yaşanan terör saldırılarının sona ermesi konusunda tüm sivil toplum kuruluşlarının ortak görüş beyan ettiğini vurgulayan Mutlu, "Çatışmalı ortamdan PKK'nın mutlaka uzak durması gerekiyor. Türkiye 'de çok güzel bir iklim vardı var ama bu iklim kirletiliyor. Bu iklimi kirleten de hükümet değildir. Bu iklimi kirletenlerin derhal bundan vazgeçmesi gerekiyor. Hükümetin yaşanan son süreçten ne kadar rahatsız olduğuna bizzat tanıklık ettik. Türkiye Cumhuriyeti Devleti haklı olarak güven zafiyeti oluşmaması açısından operasyonları başlattı. PKK'nın silah bırakarak yurtdışına çekilmesi operasyonların durmasını sağlayacaktır" diye konuştu. 

PKK'nın silah bırakarak yurtdışına çekilmesi gerektiğin görüşünü HDP'lilerin de desteklediğini belirten Mutlu şöyle devam etti:

"Bölge halkı çatışmalı ortamın geri dönmesini istemiyor. Kobani olaylarında sokağa dökülme çağrısına karşılık veren bölge halkı, PKK ve HDP'nin son dönemdeki çağrılarına yanıt vermemesi bunun en bariz örneğidir. Kimse artık bölgede çatışmaların olmasını istemiyor. Kimin ne yaptığını artık insanlar çok açık şekilde görüyor. Artık çalışmaların olmaması için PKK'nın koşulsuz olarak elini tetikten çekmesi gerekiyor."

- "Hükümet barıştan yana"

Çözüm süreci boyunca PKK ve KCK'nın sürece sabote eden hamleler yaptığını ve hükümetinde buna sabrettiğini belirten Eğitimci ve Araştırmacı-Yazar Veysel Yenigül, bölgenin belli hassasiyetlerinin de HDP tarafından suiistimal edildiğine dikkati çekti. 

Seçim sürecinde halk arasında bölgedeki alan hakimiyetinin KCK'ya bırakıldığıyla ilgili bir algının yaşandığını ileri süren Yenigül, "HDP'yi siyaseten etkileyen Kandil oldu. Çatışmaların sona ermesi için PKK silahlı mücadeleye son vermeli ve silahlı güçlerini sınır dışına çıkarmalı. Biz bu kanaati taşıyoruz. Bu süreçte hükümetin barıştan yana olduğunu gördük. Ancak kamu güvenliğinin sağlanması konusunda zaman zaman bazı sorunlar yaşandı. Hükümetin 6-7 Ekim olaylarının ardından duruma müdahale etmesi gerekiyordu. Hükümet çözüm süreci konusunda ihanete uğradı. Türkiye'nin IŞİD ile hareket etmediğini gösteren bir dilin geliştirilmesi gerekiyor. Bölge halkı Kobani olaylarında sahipsiz kaldığını hissetti. Bu sahipsizlik algısının kaldırılması gerekiyor " ifadesini kullandı. 

- "PKK devleti tahrik etti"

Toplantıya katılanlardan Yazar Vahdettin İnce ise şu anda ülkenin kötü bir süreçten geçtiğini ancak bunun bir devlet politikası haline gelmemesi gerektiğini vurgulayarak, toplantıda başbakan başka olmak üzere devlet erkanının yaşanan son süreçten ne kadar rahatsız olduğunu somut olarak gördüklerini bildirdi. 

Ülke genelinde yaşanan saldırılara devletin karşılık vermesinin evrensel devlet ilkelerinin gereği olduğuna dikkati çeken İnce konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Devletin saldırılara karşı yürütülen operasyonları istemeyerek, rahatsız olarak yaptığını gördük. Gördüğümüz bu rahatsızlık, 1980'li yıllardaki gibi bir dönemin yaşanmayacağına dair inançlarımızı arttırdı. PKK süreç boyunca devleti tahrik etti ve bu durumun yaşanmasına zorladı. Olan yine Kürtlere, askerlerimizin ailelerine, bölge halkına oldu. İnsanlar kaldıramayacakları ağır yükün altında kalıyor. PKK silah bırakarak sınır dışına çekilirse operasyonların duracağı yönünde bir kanaatimiz var. Birileri şiddet kullanırsa devletin buna karşılık vermesi hakkıdır. Ancak şiddetten vazgeçilirse normalleşmenin olacağına inanıyoruz. Bu çabayı ve fikriyatı başbakanda gördük. Bu somut bir gözlemdir."

- "Kandil, HDP'yi baskı altında tuttu"

Yaşanan son süreçte devletin ve karşı tarafın da haksız olduğunu düşündüğünü ifade eden Faysal Mahmutoğlu da şunları kaydetti:

"Kandil, HDP'yi baskı altında tuttu ve dinlemedi. Kandilin savaş başlatması ve saldırılar yapmasını doğru bulmuyorum ancak devlette karşılık verme konusunda aceleci davrandı. PKK silahlı mücadeleyi bitirdiğini açıklayarak ülke dışına çekildiğini açıklamalı ve artık siyasetin dilinin konuşulmasını sağlamalıdır. Buna karşılık devletin de elini tetikten çekmesi gerekiyor. Çünkü siyasetin dilinin konuşulması gerektiğine inanan halk buna destek verdi ve 80 milletvekiliyle meclise gönderdi. Bunun karşılık bulması gerekiyor. Halkın verdiği bu desteğin değerinin bilinmesi gerekiyor."