"Çözüm Süreci, ülkenin geleceğidir"

"Çözüm Süreci, ülkenin geleceğidir"
"Çözüm Süreci, ülkenin geleceğidir"
- Van'daki bazı sivil toplum örgütü temsilcileri, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından başlatılan Çözüm Süreci'nin bölgenin, ülkenin ve Orta Doğu'nun geleceğine önemli katkı sağladığını, bu nedenle de devam etmesi gerektiğini bildirdi - MÜSİAD Van Şube Başkanı Baynal: - "Bu sürecin artık nihai çözüm olarak bitirilmesi ve hiçbir şeye kurban edilmemesi gerekiyor" - Van Baro Başkanı Timur: - "Barış sürecinin çatışmalı bir sürece dönüşümünün halklar arasına ciddi bir ayrılık tohumu ekeceğini düşünüyoruz. İnsanlar bu sürece çok ciddi şekilde umut bağladılar. Bu umudu yitirmemek gerekiyor"

VAN (AA) - Van'daki bazı sivil toplum örgütü temsilcileri, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından başlatılan Çözüm Süreci'nin bölgenin, ülkenin ve Orta Doğu'nun geleceğine önemli katkı sağladığını, bu nedenle de devam etmesi gerektiğini belirtti.

Uzun yıllar devam eden terör olayları nedeniyle ekonomik, sosyal ve siyasal alanlarda yatırımlardan geri kalan Doğu Anadolu Bölgesi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından 2,5 yıl önce başlatılan Çözüm Süreci ile bir nebze de olsa makus talihini yenmek istiyor.

Çözüm Süreci'nin başladığı tarihten itibaren silahların sustuğu, terör olaylarının ve operasyonların durma noktasına geldiği bir dönemde, özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde yeniden yaşanan terör olayları, en çok bölge halkını ve sivil toplum örgütü temsilcilerini tedirgin ediyor.

Yıllardır devam eden çatışmalı sürecin yerini çözüme bırakmasıyla rahat bir nefes alan bölge halkının yanı sıra şehirlerdeki ekonomik ve sosyal dinamikler, Çözüm Süreci'nin devam etmesi ve nihai bir sonuca ermesi için herkesin üzerine düşeni yapması gerektiğini belirtiyor.

Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Van Şube Başkanı Kerem Baynal, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Çözüm Süreci'ni, cumhuriyet tarihinin ve özellikle son 30 yılın en büyük projesi olarak gördüklerini söyledi.

İnsanların, bölgede yatırım yapılması ve halkların bir arada yaşaması noktasında ciddi endişeleri olduğunu, bu nedenle de Çözüm Süreci'nin nihayete erdirilmesi gerektiğini anlatan Baynal, "2 yıldan fazla bir zamandır çatışmasızlık süreci devam ediyor. Bu sürecin artık nihai çözüm olarak bitirilmesi ve hiçbir şeye kurban edilmemesi gerekiyor. Bu noktadan geriye dönüşün olmaması lazım" dedi.

Baynal, bölgenin tüm sıkıntıları irdelendiği zaman hepsinin temelinde güven endişesi olduğuna değinerek, insanlarda, 'acaba çatışma süreci tekrar başlar mı?' endişesinin hakim olduğunu, bunun bölgeye yatırım yapmak isteyen iş adamlarını da olumsuz etkilediğini ifade etti.

Bölgeye 2-3 yıldan bu yana çok sayıda yatırımcı geldiğini ve fizibilite çalışması yaptığını vurgulayan Baynal, "En son noktada, bir bakıyorsunuz ki 'acaba' sorusuyla karşı karşıya kalıyorlar" ifadesini kullandı.

Baynal, bu nedenle de Çözüm Süreci'ni Türkiye'nin geleceği, olmazsa olmazı olarak gördüklerini bildirerek, Çözüm Süreci hakkında konuşan, yorum yapan, beyanatta bulunan insanların da çok dikkatli olması ve cümlelerini özenle seçmesi gerektiğini dile getirdi.

"Yani afaki sözlerle, günü birlik siyasi kazanımları göz önüne alarak sürecin sekteye uğratılmaması gerekiyor" diyen Baynal, şöyle konuştu:

"Bu çok değerli bir kazanım. 'Bu kazanımın da geriye dönüşü olmaması lazım' diye düşünüyoruz. Dolayısıyla Çözüm Süreci'nin hiç bir şeye feda edilmemesi gerekiyor. Hükumet kurmaya dahi feda edilmemesi gerekiyor. Çünkü Çözüm Süreci bizim, memleketimizin, bölgenin, Türkiye'nin geleceğidir. Hatta Çözüm Süreci'nin nihayete ermesini Orta Doğu'nun geleceği olarak görüyoruz. Çok önemli bir proje ve bu projeden kesinlikle taviz verilmemesi gerekiyor. Her şeye rağmen insanların bu projeyi nihayete erdirmek için fedakarlık yapması gerekiyor. Basit açıklamaları, siyasi olarak günübirlik kazanımları bir tarafa bırakmak gerekiyor. Torunlarımızın geleceğini düşünmemiz gerekiyor. Bir söz vardır, 'Barış zordur, her babayiğidin karı değil' diye."

-"Tüm partilere önemli görevler düşüyor" 

Van Barosu Başkanı Murat Timur da Kürt sorununun Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin en köklü meselelerinden biri olduğuna dikkati çekerek, meselenin günlük siyasete dahil edilemeyecek, günlük siyaset içerisinde konuşulamayacak kadar önemli olduğunu kaydetti.

AK Parti'nin 2001'den bu yana ülkeyi yönetirken Kürt meselesine yaklaşımının çok önemli bir adım olduğunu belirten Timur, meselenin çözümü noktasında da Türkiye'nin doğusundan batısına, kuzeyinden güneyine kadar herkesin çözüme büyük destek verdiğini vurguladı.

Timur, Türkiye halklarının bu meselenin demokratik yolla çözülmesi yönünde bir ortak görüşe sahip olduğuna işaret ederek, şöyle dedi:

"Son dönemdeki gelişmeler hakikaten hepimizi ciddi bir şekilde kaygılandırıyor. Ardahan'daki çatışma karanlık bir olay. Bu tür dönemlerde karanlık olaylar çok fazla gerçekleşir. Bu anlamda, bu duruma da mahal vermemek için burada bir karar vermek gerekiyor. Cesaretli bir biçimde Türkiye halklarının ortak kararı olan barış ve demokratik çözüm süreci içerisinde Kürt sorununun çözülmesi gerekiyor. Türkiye'deki halklar bu konuda hemfikir. Barış sürecini, yine birçok meseleyle bir arada değerlendirmek gerekiyor. Bir taraftan koalisyon görüşmeleri, diğer taraftan Orta Doğu'daki gelişmeler, bunların hepsi bir şekilde birbiriyle bağlantılı.

Bizler de barış sürecinin çatışmalı bir sürece dönüşümünün halklar arasına ciddi bir ayrılık tohumu ekeceğini düşünüyoruz. İnsanlar bu sürece çok ciddi şekilde umut bağladılar. Bu umudu yitirmemek gerekiyor. Günlük siyasetle bin yıllık bir sorunu çözmeye çalışmamak gerekiyor. Bu süreç içerisinde tüm siyasal partilere çok önemli görev düşüyor. AK Parti'den CHP 'ye, HDP'ye, MHP 'ye, tüm partilerin çok sorumlu bir şekilde hareket etmeleri gerekiyor."

Taraflara çağrıda bulunan ve Türkiye'deki bütün halkların bu süreçte sağduyulu bir yaklaşım içerisinde olması gerektiğini ifade eden Timur, sözlerini şöyle tamamladı:

"Ayrıca bu sürecin iki mimarı var. İlk mimarı hükümet. Devlet adına bu sürecin başlangıcında yer alan Cumhurbaşkanı, diğer tarafta da bu örgütün lideri Öcalan ve Kandil var. Bunlara çağrımız şu: evet sizin başlattığınız bu süreç önemli bir süreç. Bu süreci halklar destekliyor. Bu süreci devam ettirin. Bu süreç içerisinde tarafların karşı karşıya geleceği bir çatışma ortamından uzak durmak gerekiyor. Bu sürecin başladığı tarihten beri fiilen Türk Silahlı Kuvvetleri ve PKK karşı karşıya gelmiyorlar. Bu sürecin sağlıklı bir şekilde devamı açısından tarafların bu yöndeki iradelerini devam ettirmeleri Türkiye'deki halkların arzusudur."