HDP Eş Genel Başkanı Yüksekdağ Van'da:

HDP Eş Genel Başkanı Yüksekdağ Van'da:
HDP Eş Genel Başkanı Yüksekdağ Van'da:
- "Türkiye toplumunun, halklarının geldiği aşamayı görmezden gelerek hiçbir siyasi parti kendisine bir gelecek inşa edemez"

VAN (AA) - HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, " Türkiye toplumunun, halklarının geldiği aşamayı görmezden gelerek hiçbir siyasi parti kendisine bir gelecek inşa edemez" dedi. 

Yüksekdağ, partisinin il teşkilatı tarafından Van'da düzenlenen "Abdullah Öcalan'a Özgürlük" yürüyüşüne katıldı. 

İkinisan Caddesi'nde bir araya geldiği partililerle Musa Anter Parkı'na kadar yürüyen Yüksekdağ, burada yaptığı konuşmada, onurunu, özgürlüğünü, siyasi tutsaklarını baş tacı eden bir halkla 7 Haziran'da büyük bir zafer kazandıklarını söyledi. 

Yola çıktıklarında bu halkın sadece gözyaşı dökmeyeceğini, direnmeyeceğini, bundan sonra kazanacağını dile getirdiklerini belirten Yüksekdağ, 10 bine yakın siyasi tutsağın düşüncelerinden ve demokratik direnişinden dolayı hapishanelerde tutulduğu bir memlekette demokrasiden ve özgürlüklerden söz etmenin mümkün olmadığını savundu.

Yüksekdağ, her yerde güçlerini birleştirip kendilerini bölmeye, parçalamaya çalışanlara karşı kürt ulusal birliğini kurduklarını bildirerek, bütün uluslardan, halklardan Türkiye toplumunun kardeşliğini, birliğini kurup ilerlediklerini ifade etti.

"Bizler bu güçlü adımlarla Türkiye'nin özgür, eşit ve adil geleceğine yürüyoruz" diyen Yüksekdağ, şöyle konuştu:

"O geleceği hep birlikte kucaklıyoruz. Diktatörlükte ısrar edenlerin, Türkiye'ye savaşı dayatanların şu gerçeği çok iyi bilmesi gerekiyor. Bu halkın geleceğinde sadece kendi özgürlüğü değil, Sayın Abdullah Öcalan'ın da özgürlüğü vardır. Bunu çok iyi bilsinler. Sayın Abdullah Öcalan'a ve siyasi tutsaklara özürlüğün yolu, kapıları açılmadığı sürece Türkiye'de politik özgürlüklerden söz etmek mümkün değildir."

Yüksekdağ, yıllarca Kürt sorununun demokratik, barışçıl çözümünü savunmadığı, bu çözümün siyasi sorumluluğunu üstlenmediği için AK Parti hükümetinin bugün iktidar olamayacak noktaya geldiğini iddia ederek, halkın barış ve adalet talepleri karşısında şantaja, tehdide, hileye yönelmemeleri için defalarca AK Parti Hükümetini uyardıklarını ileri sürdü.

Hükümetin, yıllarca Kürt sorununu çözeceklerini, demokrasinin önünü açacaklarını vadetmesine rağmen tek bir adım atmadığını öne süren Yüksekdağ, şöyle devam etti:

"Genel seçim sürecinin hemen ardından ilk yaptıkları şey Sayın Abdullah Öcalan'a görüş yasağı uygulamak oldu. Çözüm ve barış süreci onların elinde asla ve asla rehine değildir ve rehine haline getirilemez. Bu halk çözüm iradesinin AKP tarafından da hiçbir hükümet tarafından da rehin alınmasına izin vermedi, vermeyecek. Bütün Türkiye halkları olarak çözüm ve sarış süreci karşısında siyasi sorumluluğunu yerine getirmeyen hükümete karşı esaslı, demokratik cevap verdik ama halkımızın demokratik cevabını sindiremiyorlar. 7 Haziran seçim sonuçları, bütün Türkiye halklarının ne istediğini açıkça ortaya koymuştur. HDP'ye oy veren 6 milyon insan ve AKP'ye verdiği desteği geri çeken milyonlarca insan Türkiye'de Kürt sorununun demokratik çözümünün barışçıl yolla tesis edilmesini istiyor."

Türkiye'de Abdullah Öcalan'ın özgürlüğü için 10 milyon insanın imza atarak, 6 milyon insanın da kendilerine oy vererek barışın ve çözümün önünün açılmasını istediğini savunan Yüksekdağ, "Milyonlarca insan Abdullah Öcalan'ın özgürlüğüne oy vermişken, barışa ve çözüme oy vermişken hiçbir siyasi iktidar ve kurulacak hiçbir koalisyon bu gerçeği görmezden gelemez" değerlendirmesinde bulundu.

Yüksekdağ, ortaya çıkan demokratik iradenin, kurulacak hiçbir koalisyon ve Meclis'teki hiçbir parti tarafından yok sayılamayacağına değinerek, şunları kaydetti:

"Bu iradeyi kim görmezden gelirse geleceği olmayacaktır. Kürt sorununun barışçıl çözümü olan demokrasiyi reddeden bir iktidarın sonunun ne olduğunu görmek isteyenler, 7 Haziran sonuçlarına bir kez daha baksınlar. Bugün sizleri yüzde 41'e indiren halk, yapacağınız bir erken seçimde sizi yüzde 41'in de altına çekmeyi çok iyi bilir. Türkiye toplumunun, halklarının geldiği aşamayı görmezden gelerek hiçbir siyasi parti kendisine bir gelecek inşa edemez. Bugün Türkiye'yi bir taraftan çözümsüzlüğe, diğer taraftan siyasi krize doğru sürüklemeye çalışıyorlar. Bir kolundan tutarak halkı erken seçime, diğer kolundan da savaşa sürüklüyorlar. Nefesimizi toplayarak yeni zafer kazanmak için yola çıkacağız. O zafer siyasi tutsaklarımızın özgürlüğü olacak, o zafer çözümün ve barışın güvencesi Sayın Abdullah Öcalan'ın özgürlüğü olacak. Sayın Öcalan'ın ve siyasi tuksaklarımızın bütün Türkiye'nin özgürlüğü, birliği, barışı ve geleceği olacak."