Muradiyeli annenin "Anneler Günü" burukluğu

Muradiyeli annenin "Anneler Günü" burukluğu
Muradiyeli annenin "Anneler Günü" burukluğu
- 14 yaşındaki oğlu terör örgütü PKK tarafından kandırılarak dağa götürülen Muradiyeli anne, bir Anneler Gününü daha hüzünle karşıladı - Anne Süreyya Toklar: - "Allah'ın bana verdiği hak için, ben başkaların ayaklarını, ellerini öpüyorum. Bana evladımı geri versinler. Onu öpeyim, koklayayım"

VAN (AA) - Van'ın Muradiye ilçesine bağlı Köşk Mahallesi'nde yaşayan ve geçen yıl 14 yaşındaki oğulları Efekan Toklar'ın terör örgütü tarafından kaçırılmasının ardından zor günler geçiren Toklar ailesi, Anneler Günü hüzünle karşıladı.

Anneler Gününü ikinci kez evlat özlemiyle geçiren anne Süreyya Toklar, yaptığı açıklamada evladının kokusuna, yüzüne hasret kaldığını söyledi.

Toklar, şöyle konuştu:

"İkinci Anneler Günü'nü evladımdan ayrı geçiriyorum. Oğlum her Anneler Günü'nde, bana mektup yazar, şiir yazar ve kırlardan çiçek toplayarak, 'anne sen benim gülümsün, çiçeğimsin' derdi. Değil şimdi gül, çiçek, ben evladımın yüzüne, kokusuna hasret kaldım. Ben oğlumu istiyorum. Oğlumu bana versinler. Bir anne için evlat acısı ne kadar acıdır çeken bilir. Allah'ın bana verdiği hak için, ben başkaların ayaklarını ellerini öpüyorum. Bana evladımı geri versinler. Öpeyim koklayayım evladıma sarılayım diye ama yine insafa gelmiyorlar. Evladımı bana göstermiyorlar. Niye bana evladımı koklatmıyorlar, niye çocuğumu bana göstermiyorlar."

- " Bugün en acı günüm"

Anneler Günü'nün en acı günü olduğunu dile getiren Toklar, oğlunun yaşamından endişe duyduğunu kaydetti.

Toklar, "Artık yok. Yaşıyor mu onu da bilmiyoruz. Tüm yetkililere sesleniyorum. Artık ne yapıyorlarsa yapsınlar. Yeter ki evladımızı bize getirsinler. Hele kayıp evladın acısı daha da zor. Hep, 'nerdedir, ne yapıyor, üşüdü mü, açmı kaldı' diye düşünüyoruz. Hep acaba acaba. Yani hayatımız, gecemiz, gündüzümüz hep acabalarla geçiyor. Ben yavrumun kokusunu, gözlerini özledim. Bütün annelerin gününü  kutluyorum. Allah hiçbir anneye evlat acısı göstermesin. Oğlum anneler gününde bana gül getirir, 'anne şimdilik sen bunlarla yetin, seni saraylarda yaşatacağım' derdi. Ama ben saray istemiyorum, sadece evladımı istiyorum. Bana anne deyişini özledim."

- "Somut netice bekliyoruz"

Çözüm sürecinin başarıyla sonuçlanmasının tek istekleri olduğunu anlatan Toklar, artık somut bir netice beklediklerini kaydetti.

Toklar, "Artık anneler ağlamasın, evlatlar ölmesin hiçbir anne evlatsız kalmasın. 14 yaşındaki evlatlar savaşçı olmasın, dağlarda ölmesin. Bu barış süreci için öyle konuşuyorlar ki bazen bütün ümidimiz kırılıyor. Ancak bu barış sürecinin arkasında biz anneler varız. Bu süreç olacak, olmak zorunda. Örgüt yöneticilerinde eğer biraz insaf, vicdanı varsa çocuğumuzu bize versinler. Benim çocuğum henüz 13-14 yaşında. Onun 'hür iradesi' olamaz. Dahası çocuk ve sara hastası. Lütfen çocuğumu bana verdin. Kadın , anne hakları diyorsunuz. Ben bir kadın ve anne olarak size yalvarıyorum çocuğumu bana verin. Sizden yaşama sebebimi istiyorum beni bu Anneler Günü'nde sevindirin."

- "Oğlum kandırıldı"

Baba M. Emin Toklar ise oğlunun lise birinci sınıfta okuduğunu ve kandırılarak dağa götürüldüğünü söyledi.

Toklar, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Beynimiz durdu, feleğimiz şaştı. Çocuğumu kandırıp götürdüler. Götürenler belli, götürenleri yetkililer de biliyor ancak hiçbir şey yapmıyor. Çocuğumu götürenler eğer Kürt halkı için mücadele veriyorsa, o zaman Kürt halkına neden zulüm yapıyorlar, evlatlarını kaçırıp götürüyorlar. Kürt halkının hakkını savunmak bu mu? Okuması gereken 13 -14 yaşındaki çocuğu götürüyorsun. Sen Kürdün neyini savunacaksın. Böyle bir şey var mıdır? Götüren belli. Bunu bildikleri halde hiçbir şey yapamayan hukuk, nasıl bir hukuktur, nasıl bir adalettir anlayamıyorum. Devlet buna nasıl sessiz kalıyor. Herkes bir rant peşinde olan bize ve bizim çocuklarımıza oluyor. Ne yapacaklarsa bir an önce yapsınlar çocuklarımızı bize getirsinler."