"Silahların ebediyen gömüldüğü bir barış süreci inşa etmeliyiz"

"Silahların ebediyen gömüldüğü bir barış süreci inşa etmeliyiz"
"Silahların ebediyen gömüldüğü bir barış süreci inşa etmeliyiz"
- Hak-İş Genel Başkanı Arslan: - "Silahların ebediyen gömüldüğü ve silahlı unsurların Türkiye'yi terk ettiği bir barış sürecini birlikte inşa etmemiz gerekiyor" - "Bizim için esas olan ve Türkiye'nin yeni parlamentodan beklediği birinci talep, yeni anayasadır"

VAN (AA) - CEMAL AŞAN - Hak- İş Genel Başkanı Mahmut Arslan, Çözüm Süreci'ne ilişkin, "Silahların ebediyen gömüldüğü ve silahlı unsurların Türkiye 'yi terk ettiği bir barış sürecini birlikte inşa etmemiz gerekiyor" dedi.

Arslan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye'nin demokratik yapısının parlamenter sistem üzerine kurulu olduğunu ancak bu sistemin bir kısım zorluğunun ve sıkıntılarının bulunduğunu söyledi. 

Parlamenter sistemin Türkiye'nin önüne koyduğu dar yapının önünün açılması için her konu gibi başkanlık sisteminin de yaşanan süreçte tartışılabileceğini belirten Arslan, toplumun bu konuda vereceği karara tüm kesimlerin saygı duyması gerektiğini ifade ederek, "Bizim için esas olan ve Türkiye'nin yeni parlamentodan beklediği birinci talep, yeni anayasadır. Bu anayasayı 24. dönem parlamentosu verdiği söze rağmen yapamamıştır. Bütün partiler yeni anayasa talebiyle ortaya çıkmalarına rağmen yeni anayasa konusunda bir anlaşma sağlanamadı" diye konuştu.

Arslan, 7 Haziran seçimlerinde de bütün partilerin birinci gündeminin yeni anayasa olması gerektiğine dikkati çekerek, bugün kullanılan anayasanın 1980 darbesinin ürünü olduğunu, antidemokratik yöntemlerle, baskıyla, rekabet ortamının oluşmadığı bir ortamda hazırlandığını ifade etti.

1980 Anayasası'nın meşruiyetinin tartışılması gerektiğini anlatan Arslan, şunları kaydetti:

"(1980 Anayasası) Demokratik olmayan ortamda, baskıcı dönemde vatandaşa zorla dayatılmıştır, en kısa zamanda bundan kurtulmamız gerekiyor. Demokratik, şeffaf, Türkiye'nin sorunlarına cevap verecek, özgürlüklerin sonuna kadar önünü açan, bir kısım sınırlandırmaları da istisna olarak kabul eden yeni anayasaya ihtiyacımız var. Hak-İş olarak bu yeni anayasa tartışmalarında başkanlık sistemi dahil bütün tartışmaların olabileceğini düşünüyoruz."

- Çözüm Süreci

Arslan, yaşanan tüm gelişmelerin, Türkiye'nin demokratikleşmesinin ve yeni anayasa tartışmalarının tamamının dayandığı yerin Çözüm Süreci olduğuna değinerek, sürecin heba edilmemesi gerektiğini söyledi.

Şartlar ne olursa olsun çatışmasızlık ortamının mutlaka sürdürülmesi gerektiğinin altını çizen Arslan, şunları söyledi:

"Kürt sorunuyla ilgili problemlerin büyük bir çoğunluğu, yasal düzenlemelerle, idari kararlarla normalleşiyor ancak yapılacaklar var. Bunların tamamlanarak silahların ebediyen gömüldüğü ve silahlı unsurların Türkiye'yi terk ettiği bir barış sürecini birlikte inşa etmemiz gerekiyor. Uzun zaman sıkıntı yaşayan insanların artık barış içinde yaşamaya hakkı var. Bunun önündeki engelleri kaldırmamız gerekiyor. Ellerinde silah olan, gücü elinde bulunduranların sözünün geçtiği bir bölgede, bundan sonra toplumun iradesinin esas alındığı, demokratik süreçlerin işletildiği ve birlikte yaşama arzusunu pekiştirecek adımların atılması gerekiyor. Ellerinde silahı olanlar ve bu silahlı güçlere dayanarak siyaset yapanlar, kendilerini yeniden test etmeli ve silahlara ebediyen 'elveda' demeli."

Arslan, sürecin başarıya ulaştırılması durumunda Türkiye'nin ayağındaki en büyük prangadan kurtularak şaha kalkacağını ve bölgede ihtiyaç duyulan tüm yatırımların gerçekleştirileceğini vurguladı.

Tüm zorluklara rağmen sürecin devam edeceğine inandığını belirten Arslan, yaptığı toplantılarda da halkın süreci sonuna kadar sahiplendiğini gördüğünü ifade etti.

- Akil İnsanlar Heyeti'nin çalışmaları

Arslan, Akil İnsanlar Heyeti'yle yaptığı çalışmalarda 30 binin üzerinde insanla görüştüğüne ve halkın en çok talep ettiği konunun "eşit yurttaşlık temelinde bir arada yaşamak" olduğuna işaret ederek, şunları kaydetti:

"Biz, HDP bünyesinde radikal grupların da aralarında bulunduğu tüm kesimlerle görüşerek taleplerini dinledik. Halkın yaşadığı olumsuzluklar ve sıkıntılar var. Bütün bunların giderilmesi için yapılması gereken, sürecin devam ettirilmesi ve barışın korunmasıdır. Bu konuda halkın büyük bir iradesi var. Abdullah Öcalan'ın inisiyatifleri süreç açısından çok anlamlı. Örgütlerin ve halkın, Abdullah Öcalan'ın sürecinin arkasında durduğunu gördük. Öcalan'ın inisiyatifine karşı itiraz edenler çok cılız ve zayıf. İmralı'da Abdullah Öcalan'ın barış konusundaki iradesi, bölge halkının terörden bıkması süreç açısından önemli bir kazanım. Bölgedeki halkın yüzde 90'ına varan kesimi süreci destekliyor. Halkın pek çok talepleri karşılanmış ve karşılanacak talepler var. Yeni bir helalleşme süreci dediğimiz süreçte bazı komisyonların kurulması, geçmişteki birtakım yapılanmaların gerçekleştirdiği olayların ortaya çıkarılması talepleri var. Bence umutlu olmamak için hiçbir neden yok ve umudumuzu koruyarak süreci sonuna kadar destekleyeceğiz."

- Taşeron işçilerin kadroya alınması

Hak-İş Genel Başkanı Mahmut Arslan, geçen yıl çıkarılan torba yasada ilk kez taşeron işçilerle ilgili bir düzenleme yapıldığını ve işçilere toplu sözleşme kapısının aralandığını belirterek, bunun ardından bütün kamu kurumlarında çalışan taşeron işçileri sendikalaşma konusunda cesaretlendirmeye ve sendikalarına üye olmaya davet ettiklerini kaydetti.

Taşeron işçilerin çalıştıkları işlerle ilgili açtıkları davalar bulunduğunu belirten Arslan, şunları söyledi:

"4857 sayılı İş Kanunu'nun 2. maddesinde hangi hizmetlerin taşerona verileceği belirlenmiş. Uzmanlık gerektirecek, teknolojik nedenlerle ilgili işlerin gereği taşeronlara verilebilir ancak bizde bütün kamu hizmetleri taşerona veriliyor. Buna itiraz ederek dava açan işçiler var ve davayı kazandılar. Mahkeme kararlarının uygulanması için kanun çıkması gerekiyor. Yeni kanunda da artık asıl işlerde taşeron çalıştırılamayacak. Bu yeni düzenlemeye uygun olarak Bakanlar Kurulu'nun asıl ve yardımcı işlerin belirlenmesi konusunda karar alması gerekiyor. Bu asıl işlerde bundan sonra taşeron işçiler çalışmayacak, kadrolu işçiler çalışacak. Başbakan'ın açıkladığı karar, mahkeme kararları olan yerlerde işçilerin kadrolarını kanun düzenlemesiyle vermek anlamı taşıyor. Bu da bütün alt işverenlerde çalışarak asıl işçi sayılan bütün işçiler kadrolu olacak demektir. Seçimlerden sonra oluşacak meclis ve hükümetin bu konuda bir kanun çıkarması lazım. Tespitlerimize göre 150 bin civarında mahkeme kararlarını alan ve asıl işçi sayılan arkadaşımız var ama bundan sonra açılacak davalarla bu sayı artacaktır. Hükümetin bundan sonra belirleyeceği asıl işlerde taşeron işçi çalıştırılmayacak, o işlerde çalışanlar kadrolu işçi olacaktır."