Van'da geçici köy korucusunun öldürülmesi

Van'da geçici köy korucusunun öldürülmesi
Van'da geçici köy korucusunun öldürülmesi
- Anadolu Köy Korucuları ve Şehit Aileleri Konfederasyonu Başkanı Sözen: - "Çözüm Süreci'nde 13 korucumuz şehit edilmiştir. Son şehidimiz geride gözü yaşlı eş, 13 tane yetim çocuk bırakmıştır" - "Biz ne PKK terör örgütü ne de siyasi uzantıları için silahlandık, onlar istiyor diye de silah bırakmayız"

VAN (AA) - Anadolu Köy Korucuları ve Şehit Aileleri Konfederasyonu Başkanı Ziya Sözen, geçici köy korucusu Abdülbari Gül'ün öldürülmesiyle ilgili, "Çözüm Süreci'nde 13 korucumuz şehit edilmiştir. Son şehidimiz geride gözü yaşlı eş, 13 tane yetim çocuk bırakmıştır" dedi.

Van'da bir araya gelen Anadolu Köy Korucuları ve Şehit Aileleri Konfederasyonu Başkanı Sözen ile korucular, Abdülbari Gül'ün, üç gün önce Erciş ilçesinde uğradığı silahlı saldırıda şehit edilmesini kınadı.

Sözen, yaptığı açıklamada, şehit korucu Gül'ün tek suçunun, bu bölgede yaşamasına rağmen 30 yıldır devletin yanında yer alması, milleti, bayrağı ve ezanı için hizmet etmesi olduğunu söyledi.

Gül'ün, örf ve adetlere yakışmayacak şekilde arkadan alçakça, kalleşçe ve haince vurularak şehit edildiğini vurgulayan Sözen, şöyle konuştu:

"Çözüm Süreci'nde 13 korucumuz şehit edilmiştir. Son şehidimiz geride gözü yaşlı eş, 13 tane yetim çocuk bırakmıştır. Biz korucu camiası olarak baştan beri Çözüm Süreci'ni destekledik. Çözüm Süreci bombası, tabiri caizse elimizde patladı. Kala kala bize geride 13 tane şehit kaldı. Biz insanların ölmesini, kanın, gözyaşının dökülmesini istemiyoruz. Çünkü bizler hepimiz birer şehit ailesiyiz. Ateş ocağımıza düştü, başka ocaklara ateş düşmesin istiyoruz. Fakat Çözüm Süreci'nde sadece ve sadece korucular şehit ediliyor. Biz korucular her iki taraftan da mağdur ediliyoruz. PKK ve siyasi uzantıları tarafından işbirlikçi ve ihanetçi, devlet tarafından da üvey evlat muamelesi görüyoruz. Akıl sahiplerine vicdan sahiplerine sesleniyoruz. Yeter bu bir çığlıktır bu bir feryattır."

Sözen, terör örgütünün siyasi uzantısı olan partinin, "tehdit edelim korucu silahını bırakırsa biz bu bölgede atımızı isteğimiz şekilde koştururuz" gibi bir beklenti içerisinde olduğunu bildirerek, köy korucularına her gün onlarca tehdit mektubu gönderildiğini ve silahlarını bırakmaları için baskı yapıldığını savundu.

"Biz ne PKK terör örgütü ne de siyasi uzantıları için silahlandık, onlar istiyor diye de silah bırakmayız" ifadesini kullanan Sözen, şunları kaydetti:

" Bugün bu bölgede, kabul etsek de etmesek de iki başlı bir siyaset vardır. Bunlar hükümetin mensubu bulunduğu parti ve HDP'dir. Yıllardır bu bölgede AK Parti , HDP'ye karşı üstünlük sağlıyorsa bunun yegane ve tek sebebi korucu camiasının şartsız bir şekilde hükümeti desteklemesidir. Bunu da bilen HDP, kimi yerde korucuyu kendi safına geçirmek için tehdit ve baskı yapmak, kimi köylerde de sözde din adamlarını göndererek onları ikna etmek yoluna gitmiştir."

Sözen, Çözüm Süreci'nin konuşulduğu bir dönemde korucuların terör örgütü tarafından şehir merkezlerinde öldürüldüğünü belirterek, "Erciş'te şehit edilen korucumuz terör örgütü mensubunun saldırısında kendisini savunacak bir kısa namlulu silahı olmadığı için kaçıp bir iş yerine sığınmış, örgüt mensubu arkasından giderek iş yerinde onu infaz etmiştir. Bu çok acı bir gerçektir. Biz bunu kabullenmek istemiyoruz. Bu örgüt mensubu 6-7 Ekim olaylarında gözaltına alınmış, çıkarıldığı mahkemece serbest bırakılmıştır. Şehidimizin geride bıraktığı 13 yetimin hesabını kim verecek? Biz her gün göz göre göre ölmeyi mi bekleyeceğiz?" diye konuştu.

Sözen, Çözüm Süreci'nin bu bölgenin geleceği için şart olduğuna işaret ederek, Kürt halkının hakkını, hukukunu savunduğunu iddia eden HDP ve terör örgütü PKK'nın hiçbir zaman temsilcileri olmadığını dile getirdi.