Günün Sözü
Gençlikte sevmek için yaþarýz, yaþ ilerledikçe yaþamayý severiz.Saint-Euremond
Tarihte Bugün
Takvimler 01 eylül tarihini gösterdiði zaman...
1895 yýlýnda, Kadýnlara Mahsus Gazete yayýmlanmaya baþladý. 1925 yýlýnda, I. Týp Kongresi Ankara'da toplandý. 1933 yýlýnda, Denizyollarýnda devletçe iþletme tekeli baþladý.
|
 |
 |
 |
|
Her meslek kendi hýrsýzýný saklýyor
|
Çiçek: Her meslek hýrsýzýný saklýyor.
FOTOÐRAF: TOLGA AKINER
|
Her meslek örgütü kendi hýrsýzýný saklarsa, savcý nasýl delil toplayacak? Odalar, Noterler Birliði görevini yapmasýn. Bu sorumsuzlukla gidilir mi? Uzanlar için iddia edilen suçlar, devletin içinden yardým almadan iþlenemez. 20 banka, bu iþbirliði olmadan arka arkaya boþaltýlamazdý.
Devletin yeminli murakýbý var, kurullarý var, siyasetçisi var. Her
olayda böyle bir zincir olmasaydý, bu kadar büyük yolsuzluk yapýlamazdý.
01/09/2003 (933 defa okundu)
NEÞE DÜZEL
NEDEN? Cemil Çiçek
Türkiye'nin idari yapýsý, bir 'felaketler albümü' gibi. Hangi sayfayý açsanýz, bir facianýn resmiyle karþýlaþýyorsunuz. Uzanlar olayýyla birlikte bu resimlerin en dokunulmazlarýndan biri olan 'yargý'yla ilgili sayfa da açýldý. Þaþýrtýcý ürpertici ve hatta dehþet verici iddialarla karþýlaþtýk. Henüz yazýya dökülmeyen fýsýltýlarla beslenen bu iddialar, adalet sistemimize olan güveni ciddi bir biçimde törpülemeye baþladý. Bu iddialarla ilgili toplumu tatmin edecek açýklamalar yapýlmadýðý gibi, henüz hiçbir hukukçu da hatasýndan ya da suçundan ötürü bir ceza almadý. Bu hafta konuþtuðumuz Adalet Bakaný Cemil Çiçek'in de bizzat açýkladýðý gibi, kamuoyu yoklamalarýnda adalet sistemimiz ciddi bir güven kaybýna uðradý. Toplumun kendi hukukuna, adalet sistemine yeniden güvenebilmesi için bu sistemin artýk gerçek bir özeleþtiri ve arýnma sürecinden geçmesi gerekiyor. Adalet Bakaný Cemil Çiçek ile ülkemizin adalet sistemini, yolsuzlukla mücadeleyi, yargýya iliþkin iddialarý, bu konuda neler yapýlmasý gerektiðini ve neler yapýldýðýný, yargý sistemindeki sorunlarýn neler olduðunu, bu sorunlara ne tür çözümler bulunabileceðini konuþtuk.
Önce somut bir olaydan baþlayalým. Beytüþþebap'taköylülere iþkence yapmakla suçlanan 16 jandarma erini, oradaki savcý, 'yargýç ve savcýlar' statüsüne sokmuþ. Yargýçlar ve savcýlar için dava açýlmasý Adalet Bakanlýðý'nýn iznine baðlý. Bakanlýk, bu davanýn açýlmasýna izin vermemiþ. Þimdi, sayýn Bakan, jandarma erlerine yargýç muamelesi yapmayý saðlayan olaðanüstü hukuk mekanizmasý nasýl çalýþýyor, bunu sorabilir miyim?
Ben sizin o yazýnýzý okudum. Ýþkence yapýldýðýna dair yeterli ve inandýrýcý delil bulunmadýðý için bu karar verilmiþ. Kararýn veriliþ tarihi de 14 Mart 2002. Benim dönemimle ilgili deðil bu.
Diyarbakýr Baro Baþkaný Sezgin Tanrýkulu'ndaki evraka göre, Adalet Bakanlýðý Ceza Ýþleri Müdürlüðü, bu jandarma erleri aleyhine soruþturma açýlmasýna izin verilmediðini, daha üç ay önce, 2 Haziran 2003 tarihinde savcýlýða bildiriyor.
Herhalde davayý esastan kapatmamýþlar ve bizden tekrar sormuþlar. Biz de, benden önceki dönem olan 2002 yýlýndaki bir kararla davaya izin verilmediðini tekrar savcýlýða bildirmiþiz ve savcýlýk takipsizlik kararý tanzim etmiþ.
Ýþkence yapmakla suçlanan jandarma erlerini 'yargýç statüsü'ne sokarak dava açýlmasýný engelleyen savcýnýn bu maharetini, siz bir hukuk baþarýsý mý yoksa bir hukuk eksikliði olarak mý deðerlendiriyorsunuz?
Baþarý veya baþarýsýzlýkla alakalý bir þey olarak deðerlendirmiyorum. Ýþkence yapýldýysa, böyle bir iddia varsa, bunun üzerine herkesin gitmesi lazým. Çünkü biz siyasi irade olarak iþkenceyi önlemeye karar verdik. Hükümet buna aykýrý bir davranýþý hiçbir þekilde kabul etmez. Bunu yapan hâkim de, savcý da veya bir baþka görevli de olsa...
Bu savcýyla ilgili bir iþlem yapýldý mý peki?
Hayýr, bu konuda bilgimiz yeni.
Eðer onun bir eksikliði, vesairesi varsa, biz bakarýz ona.
Böyle bir savcý, sizin bu ülkenin hukukuna güvenmenizi mi saðlýyor, güvenmemenizi mi?
Tek bir olaya bakarak güvensizlik duymak haksýzlýk olur. Ben yargýçlara da, hukuka da güvenirim. Eksik varsa bunlarý gideririz.
Bu dava büyük bir ihtimalle Avrupa Ýnsan Haklarý Mahkemesi'nde görüþülecek. Ne diyorsunuz?
Böylesine karýþýk olaylarda, hem kanunlardan, hem eðitim eksikliðinden hem de soruþturmayý yürüten kiþinin kiþiliðinden, siyasi görüþünden, ideolojisinden kaynaklanan sebepler olabilir. Adalet Bakanlýðý olarak 18 Kasým'dan bu yana biz personelimizi, 'Kararlarýnýzý sadece kanuna ve Yargýtay içtihatlarýna göre vermeyin. Ýnsan Haklarý Mahkemesi kararlarýný ciddiye alýn. Bu mahkemenin kararlarý Türkiye için sadece hak ve hukuk açýsýndan deðil, ülkenin dýþ itibarý ve devlet maliyesi açýsýndan da önemli' diye uyarýyoruz.
Siz ayrýca son zamanlarda sýk sýk televizyonlara çýkarak Türkiye'deki adalet sisteminden yakýnýyorsunuz. Siz Adalet Bakanýsýnýz ve baþýnda olduðunuz sistemden þikâyetçisiniz. Sizin bu sistemi deðiþtirip düzeltmenizi engelleyen bir güç mü var?
Engelleyen güç, önce bu toplumun kafa yapýsýdýr. Bu toplum adalet istemiyor. Toplum, kiþisel olarak kendi iþinin yapýlmasýný istiyor. Yolsuzluklardan hesap sorulmasýný da istiyor ama konu kendisiyle ilgili olduðunda, yolsuzluðun yapýlmasýnda bir beis görmüyor.
O zaman siz bu ülkedeki adalet sisteminden deðil, bu ülkenin insanlarýndan þikâyetçisiniz.
Genel bir deðerlendirme yapýyorum.
Kendi bakanlýðýnýzla da ilgili bir deðerlendirme yapar masýnýz?
Biz de bu iþin, bu deðerlendirmenin içerisindeyiz.
Böyle bir adaletsizliðin, haksýzlýðýn, yolsuzluðun mu yani...
Bunlarý aynen yazacaksanýz... Ee basýn olarak siz de öylesiniz. Þu günlerde birbirinizle ilgili karþýlýklý yazýlanlara bakarsanýz, siz de bu iþin dýþýnda deðilsiniz. Dolayýsýyla Türkiye böyle bir fotoðrafla karþý karþýya. Bu resmin düzeltilebilmesi, yolsuzlukla mücadelenin ciddi bir toplumsal talep haline gelmesine ve bu mücadeleyi yapanlarýn arkasýnda sonuna kadar durulmasýna baðlý.
Sizin yakýnmalarýnýz, dinleyende halktan yardým ve destek istediðiniz duygusunu uyandýrýyor. Adalet sistemini düzeltmek için kamuoyu desteði mi arýyorsunuz?
Sadece adalet sistemiyle ilgili deðil, bugünkü olaylar açýsýndan da destek
arýyorum. Ben yolsuzluklar konusunu bu ülkenin gündemine getirmek istiyorum. Çünkü ülkenin dýþ itibarý ve devlete güven açýsýndan önemli bir konu bu. Birçok uluslararasý kuruluþ yolsuzluk sýralamasýnda bugün Türkiye'yi ilk ona sokuyor. Ama toplumumuzda yolsuzlukla mücadele konusunda bir umursamazlýk var. 'Birileri bu görevi yapsýn. Biz de derbi maçý gibi seyredelim bunu. Bakalým kim galip gelecek' tavrý bu. 'Efendim Þiþli Savcýlýðý halletsin bu iþi. Yargý halletsin' yaklaþýmý bu.
Yolsuzluklarla ilgili hesabý yargý sormayacak mý peki?
Þüphesiz bu meselenin yargýya, savcýya, hâkime, bakana düþen kýsmý var. Ama iþin medyaya veya meslek
odalarýna düþen kýsmý yok mu? Bu yolsuzluklarý yapanlarýn her biri bir meslek kuruluþunun üyesi deðil mi? Kol kýrýlýr yen içinde kalýr mantýðýyla her meslek kuruluþu kendi hýrsýzýný saklarsa, savcý nasýl delil toplayacak, hâkim hangi delile göre karar verecek, Adalet Bakaný bugünkü yetkisiyle neyi, nasýl çözecek? Odalar Birliði görevini yapmasýn, filanca meslek kuruluþu yapmasýn, Noterler Birliði yapmasýn. Böyle bir umursamazlýk
ve sorumsuzluk içinde gidilebilir mi? Herkes görevini yapacak. Her meslek kuruluþu kendi yanlýþ yapanlarýný temizlemeli, ikaz etmeli. Batan bankalarýn bedelini hepimiz ödüyoruz ama...
Ama?
Ýçeride tek kiþi yok. Mesela bankacýlýk olayýnda yargýya delili devletin diðer birimleri verecek. Kendilerine evrak havale edilen bilirkiþiler, ilgili devlet kuruluþlarý, kurumlar ve siyasetçiler kendilerine sormalýlar. Bu pislikler ortaya çýksýn diye acaba üzerlerine düþen görevi ne kadar layýkýyla yaptýlar?
Siz, adalet sistemini düzeltebileceðinizi düþünüyor musunuz? Yoksa sistemin düzelemeyecek hale geldiðine dair endiþeniz mi var? Çünkü savcýya delil getiren kolluk gücü, hâkime yardým eden bilirkiþi adalet sisteminin unsurlarý.
Bunlarýn hepsi beni ilgilendirmiyor. Ben bu makama 18 Kasým'da geldim. Bu bilirkiþileri ben yetiþtirmedim. Bu polisi göreve ben almadým. Ama bir yerden baþlanmasý gerekir. Baþlayabilmek için de yolsuzlukla mücadeleyi bu toplumun öncelikli talep haline getirmesi lazým. Demokratik toplumlar netice almada en önemli faktör kamuoyu denetimidir, dikkatidir. Çünkü yasa çýkarmak problemi çözmüyor. Zaten yasal düzenleme konusunda bugün
o kadar fazla zorluðumuz yok. Ama bu ülkenin yürütme ve yasama organý bu devletin kadrosuyla çalýþýyor. Devletin kadrosu da sil baþtan olmuyor ki. Hatta bazýlarýný deðiþtirmeye kalkýþtýðýnýzda kadrolaþma oluyor diye de kýyamet kopuyor. Zihniyet deðiþikliði kolay bir þey deðil. Bu toplumda yeteri kadar bir hak, adalet ve özgürlük talebi yok.
Siz adalet talep etmiyor diye toplumu suçluyorsunuz.
Benimki tespit, suçlama deðil.
Ama yargý sistemiyle ilgili tespitlerinizde, toplumla ilgili tespitlerinizde olduðu kadar cömert deðilsiniz. Adalet istememekle eleþtirdiðiniz Türk halký, sizce bu ülkedeki adalet sistemine güveniyor mu?
Kamuoyu araþtýrmalarýna bakarsanýz ciddi bir güven kaybý var. Ben bunu kabul ediyorum ama bu anlýk bir sonuç deðil. Belli bir birikimin sonucu bu.
Bu toplum Susurluk olayýnda adalet talep etti. Ne oldu?
Genellemeye gitmeyin. Sadece belli bir kesim tepki gösterdi Susurluk'a.
Susurluk skandalýyla devletin
içinde bazý birimlerin hukuk dýþý uygulamalar yaptýðý ortaya çýktý. Ama bu konuda ciddi bir sonuç alýnamadý. Kimlerin sorumlu olduðu anlaþýlamadý. Devletin içinde birilerinin hukuk dýþý uygulamalar yaptýðý halde bunlarýn cezalandýrýlmamasý bizim adalet sistemimizi sizce nasýl etkiledi?
Çok kötü etkiledi. Bunlarýn bir kýsmý zamanaþýmýna girdi. Bir kýsmý af ya da ceza ertelemesine girdi. Bir kýsmý mahkeme önüne çýkarýlmadý. Neticede böyle bir noktaya geldik iþte.
Son olarak Türkiye Uzanlar olayýný konuþuyor. Ýnanýlmaz suçlamalar var. O insanlarýn o suçlarý yýllardan beri iþlediði ileri sürülüyor. Peki, bu suçlarý iþlemelerine kim izin vermiþ? Bu suçlar, devletin içinden birinden yardým almadan iþlenebilecek suçlar deðil.
Deðil. Ben Uzanlar dosyasýyla ilgili bir þey söylemem, çünkü hazýrlýk tahkikatý sürüyor. Ama banka olaylarýyla ilgili benim bilebildiðim þu... Eðer 20 tane bankanýn içi böyle arka arkaya boþaltýldýysa, bunun, içeriden destek, yardým, iþbirliði, ihmal, suiistimal olmadan kendiliðinden yapýlmasý mümkün deðil. Bu devletin yeminli murakýplarý var. Acaba murakýplar bu boþaltma iþlemlerini görmedi mi? Acaba murakýplarýn raporunu alan kurullar mý görevini yapmadý? Onlar görevini yaptý da, iþ siyasetçi kanalýyla mý örtbas edildi? Her olaya baktýðmýzda böyle bir zincir var. Zaten zincir olmasa, böyle büyük yolsuzluðun olmasý mümkün deðil.
Evet, bu zincirin halkalarý olmalý. Uzanlar olayýyla birlikte adalet sistemi de bugüne dek hiç olmadýðý kadar tartýþýlmaya baþlandý.
Adalet sistemimizle ilgili çok ciddi iddialar ve kuþkular var. Hatta Ýsmet Berkan ve Fatih Altaylý Þiþli Adliyesi'yle ilgili iddialarý yazdýlar da. Bu iddialarý araþtýrdýnýz mý?
Þu anda soruþturmayý yürüten arkadaþlarýmýza ben sonuna kadar güveniyorum. konunun geri kalaný da çok fazla özel þeye giriyor.
Sanýrým Türkiye'de adalet sistemi hiç bu kadar prestij kaybetmemiþ, hiç bu kadar ciddi bir kuþkuya muhatap olmamýþtý. Böylesine bir prestij kaybýna ne tür hatalar neden oldu sizce?
Aslýnda iþlerin bu noktaya gelmesi birikimin sonucudur. Adliye sonuçtur. Bizim insanýmýz sonuca bakarak birilerini suçlar, mahkûm eder ya da aklar. Baþkalarýnýn sorumluluðunu da adliyeye yüklememek gerekir. Oraya gelene kadar baþka kademeler var. Özellikle bankacýlýk suçlarý dahil bazý davalarda dosya bilirkiþiye gider. hâkim bilirkiþiden gelen rapora göre karar verir.
Siz zaman zaman bilirkiþi çetesinden yakýndýnýz. Üstüne gittiniz mi peki bilirkiþi çetesinin?
Keþke bunun tek haplýk bir çözümü olsa. Bilirkiþi deðiþen her dava konusuyla birlikte toplumun hemen her kesimiyle alakalý bir iþ.
Beni çok þaþýrtan bir haber okumuþtum. Uzanlara ait ÇEAÞ þirketine el konulduðunda devlet bu iþlemleri kayýt altýna almak için bir tek noter bile bulamamýþtý Adana'da. Bu nasýl mümkün olabiliyor? Sayýn Bakan, bütün bir þehirde tek bir noterin bile bulunamamasý, bütün noterlerin ortadan kaybolmasý nasýl açýklanabilir?
Bu haberi ben de okudum. Bu verdiðiniz misal, benim yolsuzluk meselesini bir kamuoyu meselesi haline getirmeyi istemekte ne kadar haklý olduðumu gösteriyor. Niye herkesin adalet sistemine yardýmcý olmasý gerektiðini de ifade ediyor. Bunda Noterler Birliði'nin sorumluluðu yok mu?
Adalet Bakanlýðý sorumlu deðil mi noterlerden?
Evvela Noterler Birliði. Adalet Bakanlýðý'nýn her iþe maydanoz olmak gibi bir yetkisi yok ki. Her iþe ben mi karýþacaðým? 'Görevini yapmayan noterlerle ilgili ne iþlem yaptýnýz' diye Noterler Birliði'ne sorulmalý.
Adalet sistemiyle ilgili inanýlmaz iddialar dilden dile dolaþýyor. Ama biz, kusurlu bir tek yargýç ya da savcý bulunduðuna dair bir haber okumadýk. Bu iddialarýn hepsi toptan yalan mý? Yoksa adalet sistemi kendini arýndýrmamak konusunda çok mu dirençli?
Hayýr tamamen yalan deðil ama meslek ilkeleriyle baðdaþmadýðý için meslekten çýkarýlan, disiplin cezasý verilen savcý ve hâkim de var.
Siz banka soygunlarýndan ve banka soygunlarýna karýþanlarýn cezalandýrýlmamasýndan yakýnýyorsunuz sýk sýk. Banka soyguncularýný cezalandýrmayanlar kimler? Yasalar mý buna izin vermiyor yoksa bizim hukukçular mý?
Devletin banka iþleriyle ilgili birimleri var. Savcýya evrak veren ihtisas kuruluþlarý bunlar. Bu evraký tasnife tabi tutarak vermeleri lazým. Arþivde ne kadar malzeme varsa çuvallara doldurup 'Buyur Þiþli, Ýstanbul adliyelerine' demek olmaz. Savcý onlarca çuvalýn, yüzlerce klasörün içinden arayacak ve kara tarlanýn içinde kara karýncayý bulacak. Bu, adalete yardýmcý olmak mýdýr? Yoksa bir kýsým þeylerin ortaya çýkmasýný engellemek midir? Bankacýlýk suçlarýnda savcýlara yeteri kadar delil verilmedi. Ya da verilen deliller, bilirkiþilere gitti, oralarda ne olduysa oldu. Netice olarak bugün devlet açýsýndan geldiðimiz nokta þudur. Biz bu suçlularý yakalayamadýk, yargýlayamadýk ve içeride bir kiþi bile yok bugün.
Bize bir adalet reformu mu yoksa bir devlet reformu mu gerekli ?
Adalet reformunun da içinde olduðu bir devlet reformuna ihtiyacýmýz var.
Sizce bizim devletimiz hukuku gerektiði ölçüde ciddiye alýyor mu?
Aldýðýný söyleyemem.
Devletin içinde hukuku gereksiz gören bazý güçler var mý?
Korunmak isteyenlerimiz ve menfaatini hukuktan önce görenlerimiz çoðunluktadýr. Zaman zaman belki ben de öyleyimdir, bilemiyorum.
Peki iþkenceyi, hukuksuzluðu, adalete olan güvensizliði önlemeye kararlý mýsýnýz gerçekten?
Evet kararlýyýz. Ama toplum da siyasetçiye, 'Siz devletin temel görevi olan adalete niye para ayýrmýyorsunuz?' diye sormalý. Ama bizim toplumumuz böyle bir soruyu ne zaman sordu ki? Biz geldiðimiz günden beri baðýrýp çaðýrýyoruz. Bütçeden adalete ayrýlan binde 7'lik payla bu çark dönmüyor!
|
| Okuyucu yorumlarý |
| Bu haber için henüz hiç bir okuyucumuz yorum yapmamýþ. Ýlk siz olmak isterseniz týklayýn
|
'Türkiye' bölümündeki diðer haberler
Sýcak Haber
17:05 - Ýzmir'de olaylý barýþ günü kutlamasý
15:05 - DGM önünde gösteriye müdahale: 62 gözaltý
14:30 - Serin ve yaðýþlý hava geliyor
12:50 - 'Sinan'ýn Kara Kitabý'na soruþturma
11:00 - Yüksek Saðlýk Þurasý toplandý
10:00 - MHP'li baþkan kan davasý kurbaný
|
 |
 |
 |
Sanal Alem'den...
- - - - - - - - - - - - - - -
» Oyunun bugünü
» Þeytan oteller zinciri
» Daha da hýzlý Kazaa
» Yeni tarayýcýlar hazýr
» Ortaklýðýn sonu
Haber Arama
Site içinde aradýðýnýz habere ait anahtar kelimeleri aþaðýya yazýp 'Ara' düðmesine basýnýz.
|