Radikal-online / Türkiye / Bir zamanlar bir cezaevinde...
Radikal-online
<  Ý N T E R N E T  B A S K I S I  >  10 Kasým 2003 
 Kodunuz: Åžifreniz: (Üye olmak istiyorum) 

 Bugünkü Radikal
 Ana Sayfa
 Sıcak Haber
 Yazarlar
 YaÅŸam
 Türkiye
 Politika
 Yorum
 Dış Haberler
 Ekonomi
 Spor
 Kültür/Sanat
 Haber Listesi
 Sanal Alem
 Radikal2
 Cumartesi
 Kitap

En aktif üyeler

Günün Sözü
Rica ile acýnma, dilenmekle bir ulus ve devletin onuru baðýmsýzlýðý kurtarýlamaz.
ATATÜRK

Tarihte Bugün
Takvimler 10 kasým tarihini gösterdiði zaman...

1938 yýlýnda,
Atatürk ölümsüzlüðe kavuþtu. Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk, sabah saat 9.05'te Dolmabahçe Sarayý'nda, 57 yaþýndayken hayata gözlerini yumdu. Türk milleti yasa boðuldu.

Haberi YazdýrYazdýr Haberi YollaYolla | Arþive Ekle Türkiye  

Bir zamanlar bir cezaevinde...

1981-84 yýllarý arasýnda 34 tutuklunun öldüðü, yüzlerce kiþinin ise sakat kaldýðý Diyarbakýr Cezaevi'nde dehþete tanýk olanlar anlatýyor

10/11/2003 (10522 defa okundu)

ERTUÐRUL MAVÝOÐLU
ÝSTANBUL - Diyarbakýr 5 No' lu Cezaevi'nde 1981-1984 yýllarý arasýnda 34 tutuklunun ölümüne, yüzlerce tutuklunun da sakat kalmasýna ve sinir sistemlerinin tahribine neden olan uygulamalarýn üzerindeki sis perdesi aralanýyor. 20 tutuklunun aldýðý aðýr darbelerle, beþ tutuklunun da açlýk direniþinde öldüðü, koþullarý protesto eden beþ tutuklunun kendini asarak, dördünün de kendini yakarak yaþamýna son verdiði, 'vahþet dönemi' diye adlandýrýlan bu yýllarý yaþayan 29 tanýk ile iki savunma avukatýnýn anlatýmý, Serbesti adlý derginin 14. sayýsýnda yayýmlandý.

Ceza alan olmadý
Hiçbir görevlinin ceza almadýðý bu dehþet süreciyle ilgili duyduklarýný 1987'de bir kez de yaþayanlardan dinlemek isteyen yazar Aziz Nesin'le ilgili bir anekdotu, iki yýlýný bu cezaevinde geçiren Nuri Sýnýr þöyle aktarýyor:
"Aziz Nesin, 'Çocuklar' dedi, 'Bu cezaeviyle ilgili çok þey söylendi, ancak siz orada yaþadýnýz, sizden dinlemek istiyorum.' 28 olay anlattýk. Aziz Nesin çok dalmýþtý, pencereden yaðan karý seyrederken bir ara dönüp baktý ve þunu söyledi: 'Yahu çocuklar, kendi hayal dünyamý çok geniþ biliyordum. Ama Kürtlerinki daha çok geniþmiþ.' Aziz Nesin, bizim anlattýklarýmýza inanmadý."
Ýþte tanýklardan birinin, "Durduðumuz yerde 16 saat diz çökerek bütün sesimizle ýrkçý-turancý marþlar söylüyorduk" diye özetlediði 'Türkiye'nin Aushwitz'inden günlük yaþam manzaralarý:

Banyolu mu TV'li mi?
Haluk Yýldýzhan (Diyarbakýr doðumlu): Gözaltýndan gelenleri genel olarak sinema salonuna deðil de, o zaman 37 olarak adlandýrýlan, daha sonra 36 adýný alan hücrelere götürürlerdi. Burada, "Banyolu mu televizyonlu koðuþ mu istersin?" diye sorup, cevap ne olursa olsun her iki durumda da alt katlardaki tuvaletleri týkanmýþ ve pislik içindeki laðým sularýnýn ve insan dýþkýlarýnýn yüzdüðü bir yerde süründürülür, günlerce iþkence ve kaba dayakla hoþ geldin safhasýnda yýldýrdýktan, tamamen teslim aldýklarýna inandýktan sonra koðuþa gönderirlerdi.

Yoruluncaya dek dayak
Osman Karavil (Diyarbakýr doðumlu): Koridorda sýra dayaðýndan geçirildikten sonra hücrelere daðýtýldýk. Tek kiþilik bu yere yedi kiþi sýðdýrýldýk. Askerler göründü, 'Ellerinizi uzatýn' dediler. Hücrenin, kapý ve penceresinden ellerimizi uzattýk. Yoruluncaya kadar dövüp gittiler. Bu dayaklar, tahminen her yarým saatte bir tekrarlandý. Sonra hücre dayaðý düzenine geçildi. Günde üç fasýl, sabah, öðlen, akþam...

Garabet'e sünnet
K.Y. (Diyarbakýr doðumlu, 16 yaþýnda tutuklandý): Bana cop sokmaya çalýþtýlar, çok direndim, kafamý duvarlara vurdum, kendime büyük zarar vereceðimi gördüler, benden vazgeçtiler. Ama arkadaþlarýmdan yaklaþýk 200-250 insana cop soktular. Aslen Ermeni olan Garabet Demircioðlu arkadaþýmýz vardý. Maþallahlý sünnet elbisesi giydirerek, törenle sünnet ettirdiler, ismini de Ahmet olarak deðiþtirdiler.

Koç mu kuzu mu?
Nazif Kaleli (Þanlýurfa doðumlu): Üzerinde 40 çivi olan bir sopa vardý, onunla vuruyorlardý. Bir tane 'kuzu' dedikleri sopa vardý, bir de 'koç'. Biz her zaman copu tercih ediyorduk. Cop korkunç acýtýyordu, ödem oluþturuyordu, ama daha sonra geçiyordu. Ancak sopalar kemikleri eziyordu.

'Aðzýna iþeyeceksin'
Cevdet Baran (Diyarbakýr doðumlu): Biþar Akbaþ adýnda bir arkadaþ vardý. Gardiyanlarýn emrine karþý çýkýyordu, yürümüyordu, hem rahatsýzdý hem de inat ediyordu. Bir gün gardiyan kolumdan tuttu ve "Çýk" dedi. Biþar'ýn yanýna götürdüler. Onu karýn içine yatýrmýþlardý ve bana dediler ki, "Aðzýna iþeyeceksin."
"Yapmýyorum" demedim. "Gelmiyor komutaným" dedim. Beni dövmeye baþladý. Epey dövdü, karýn içinde sürdürdü, tabanlarýma vurmaya baþladý. Ne yaptýysa "Gelmiyor" dedim. Sonunda beni de Biþar'ýn yanýna yatýrdý.

Kelime baþý 150 sopa
Hasan Daþ (Mardin doðumlu): Hücreler kötü, koðuþa gitsem rahat ederim, diye düþünüyordum ki, 6'ncý Koðuþ'a götürdüler. Gardiyan geldi, 'Yeni gelenler öne çýksýn' dedi. Elinde bir deðnek, deðneðin adý Haydar.
Bana, 'Kaç gün hücrede kaldýn' dedi. 'Bir ay' dedim. 'Atatürk'ün gençliðe hitabesini ve andýmýzý da mý ezberleyemedin?' 'Hayýr, okumam-yazmam yok komutaným' dedim. Haydarla bayýltýncaya kadar dövdü. 53 tane marþ ezberledim. Her bir kelimesi için yüz ellinin üzerinde cop yedim desem, asla mübalaða olmaz.

Copu diþlettiler
Mehmet Ece (Van doðumlu): Bir gün gardiyan çaðýrýp dövdükten sonra aðzýma cop sokup "Diþle" dedi. Copu diþlediðimde hýzla çekti ve önden iki diþim kýrýldý. Kýrýlan diþlerimin kökleri kaldý. Bir hafta sonra yüzüm, gözüm balon gibi þiþti. Ayný gardiyan, "Niye yüzün þiþ" diye soruyordu.
"Ranzadan düþerken diþlerim kýrýldý komutaným" diyordum.

'Ranzadan düþtüm'
Mehmet Emin Kardeþ (Mardin doðumlu): Dövüyorlar, muhakkak dövdüðü kiþinin bir tarafýný da kýrýyorlardý. "Ne oldu sana" diyorlar, "Ranzadan düþtüm komutaným" diyorduk. Herkese avuç avuç bok yediriyorlardý, bu çok sýradandý. 23'üncü Koðuþ'ta Y.A. adýnda bir arkadaþýmýz vardý. Herkesin gözü önünde ona cop soktular. Cop sokma, bok yedirme çok adettendi.

Köpeðe tekmil
Paþa Akdoðan (Diyarbakýr doðumlu): Týraþ kremini, kalýn çizgiler þeklinde yüzümüze sürdüler, sonra upuzun ince bir ip getirerek, "Tren yapacaðýz" dediler.
Herkesin kamýþýna ip baðladýktan sonra "Koþ" dediler. Koþuyoruz ama en ufak bir þekilde geride kalmak herkesi gerdiriyordu ve ayný zamanda hep birlikte oturup hep birlikte kalkmak zorundaydýk. Bir süre o þekilde koþturup yat-kalk yaptýrdýlar. Sonra alt hücrelere indirdiler. Banyo dedikleri de laðýmdý. Köpeði öyle alýþtýrmýþlardý ki, tekmil vermediðin zaman saldýrýrdý. Üzerimizdeki elbiseleri parçalardý ve hiçbir þekilde ona karþý bir þey yapamazdýk.

'Kanlý karavana yedik'
Selahattin Bulut (Mardin doðumlu): Kapý açýlýp karavanayý içeriye getirmeden önce gardiyan bizi çok döverdi. "Verdiðim yemeðin hakkýný istiyorum" derdi, ta ki bir tarafýmýzdan karavanaya kan akana dek döverdi. O iþkence döneminde günde üç öðün, kanlý karavana yerdik. Diþ macunu, deterjan, çöp gibi þeyleri yediriyorlardý. Cezaevine Türkçe bilmeyen ziyaretçi alýnmazdý.
Türkçe bilmeyen nenem, dilsiz taklidiyle görüþe girdi. Aðzýndan bir kelime çýkmadý. Sadece hýçkýrýyor, yaþlý gözlerle bana bakýyordu. Ben çýkmadan da öldü.



Çýplak koridor temizliði
Behlül Yavuz (Diyarbakýr doðumlu): Bir gün, "Sizi hamama götüreceðiz" dediler. Ýki ayda bir yarým kova soðuk su bize ya düþüyor ya düþmüyor. Bu hamam nereden çýktý diye endiþelenmeye baþladýk. Hamama gittik, "Soyunun" dediler. Herkes çýrýlçýplak soyundu. "Su dök", biraz su döküldü. "Sabun sür", sabun sürüldü.
"Su dök", biraz su döküldü ve "Giyin, çýk dýþarý" dediler. O ýslak ve sabunlu halimizle, atlet ve külotlarý giydik. Büyük koridorda, "Tek kol sýra halinde dizilin" dediler. O koridor, dayaklar nedeniyle hep kan ve irindi. Birinci sýra kaba kirleri sildi, ikinci sýradakiler arta kalan ince tabakayý siliyorduk, üçüncü sýra da tertemiz siliyordu ve o halde bizi koðuþa geri getirdiler. O pislikle yatmak zorundaydýk. Her taraf kan ve irindi. Aþýrý bir bitlenme vardý. Sekiz saat sürekli dayak yiyorduk. Dayak yemediðimiz yemek aralarýnda ve molalarda da birisi Atatürk'ün nutuklarý ve yaþamýný okur, biz de tekrarlardýk.



'Ölebilirim' dedi, öldü
Cemþit Bilek (12 Eylül döneminde Diyarbakýr'da siyasi dava avukatý): Müvekkillerimiz mahkemede hazýrolda duruyordu. Konuþma haklarý yoktu. Sandalyede oturmuþ, ellerini nizami þekilde dizlerinin üstünde tutuyorlardý. Kafalar sýfýr numara týraþlý, tek tip elbise içinde, baþlarýný dik tutarak, tek bir noktaya bakarak, put gibi durmak zorundaydýlar. Ölümü de göze alarak kalkýp konuþanlar oluyordu. Rahmetli Necmettin Büyükkaya, geldiði son duruþmada ayaða kalktý, söz istedi. "Bir sonraki mahkemeye kadar yaþamayabilirim, haberiniz olsun, beni sürekli tehdit ediyorlar. Sonra 'Yok kalpten gitti, þundan, bundan gitti' türünden düzmece bir tutanak da tutarak beni öldürebilirler. Ancak gördüðünüz gibi ben çok sýhhatliyim" dedi. Ve gerçekten de bir sonraki mahkemeye gelmeden öldürüldü.

Bu habere kaç puan verirdiniz? 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10

Okuyucu yorumlarý
Bu haber için henüz hiç bir okuyucumuz yorum yapmamýþ. Ýlk siz olmak isterseniz týklayýn

 'Türkiye' bölümündeki diðer haberler
» O'nu unutmadýk...
» Atatürk'ü anarken - Ýsmet Berkan
» Dolar yavaþ yavaþ yükselecek...
» Salondan mezara VIP
» 'Biz kimseye dokunmuyoruz'
» Vekiller iþkence peþinde
» Fidel'in sadakati - Yýldýrým Türker
» Aileler sokaklara itiyor
» Film deðil, gerçek karakol
» Ýyi haber: Suç oraný düþtü
» 'Turist cinayeti kýsa sürede çözülecek'
» Esir kocanýn gardiyan eþi
» Yaralý, 20 saat vapur bekledi

 Sýcak Haber

  • 16:25 - Ramazan Bayramý tatili 9 güne çýktý
  • 14:55 - Anýtkabir'e ziyaretçi akýný
  • 13:00 - Tarifeli vapuru bekleyen yaralý öldü
  • 12:30 - 1.8 trilyonun talihlisi asgari ücretli iþçi
  • 12:00 - Marmara Denizi'nde fýrtýna
  • 09:45 - Ata'yý özlemle andýk
  • 09:15 - Yollar kan gölü! Ýki kazada 29 kiþi öldü
  • Haberi YazdýrHaberi Yazdýr Haberi YollaHaberi Yolla

    Sanal Alem'den...
    M. Serdar Kuzuloðlu » 200 yýl sonraki 'karanlýk çaða' dair
    M. Serdar Kuzuloðlu
    - - - - - - - - - - - - - - -
    » Matrix'in yapý taþlarý
    » 'Cehalet mutluluktur!'
    » Sorsan 'yeteri kadar' biliyor
    » Matrix'te kavram ve sembol bolluðu
    » Patlasýn pencereler

    Haber Arama
    Site içinde aradýðýnýz habere ait anahtar kelimeleri aþaðýya yazýp 'Ara' düðmesine basýnýz.

    ÇÝZGÝLER
    Ofis cehennemine hoþgeldiniz... Dilbert
    Kedilere güven olmaz... Garfield
    Cathy'nin bitmeyen maceralarý... Cathy
    Günümüzün taþ devrine bir bakýþ... Cilalý Taþ Devri
    Ýliþkiler ve tehlikeleri... Tehlikeli Ýliþkiler
    Sizden, bizden ve onlardan... Ademler ve Havvalar

    Künye | Reklam Tarifesi | Ýletiþim Sayfasý | Eski Sayýlar | Sýkça Sorulan Sorular | XML özetleri

    © Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriÄŸin hakları DoÄŸan Gazetecilik A.Åž.'ye aittir. Hiçbir ÅŸekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.