scorecardresearch.com

'İnsan ölürken ne hisseder' sorusuna bilimsel yanıt

'İnsan ölürken ne hisseder' sorusuna bilimsel yanıt
02/10/2009 13:41
İnsanlığın en önemli gizemlerinden biri olan ölümle yaşam arasında gidip gelme sırasında yaşananlar bilimsel bir bakışla yeniden gündeme geldi



WASHINGTON - Bilim insanları, ölüm anında insanların bilincinin ne kadar açık olduğunu ve o saniyelik zaman sürecinde neler gerçekleştiği araştırdı. Araştırmanın sonucunda ölümün tek bir ana ait bir şey olmadığı, devam eden bir süreç halinde gerçekleştiği ortaya çıktı. Yani 'Hayatım bir film şeridi gibi gözümün önünden geçti!' lafının doğruluğu bir anlamda kanıtlanmış oldu.
'Ölüm Sonrası Aslında Ne olur' kitabının yazarı Doktor Sam Parnia ve ölüm sonrası 'bilinci' inceleyen uzmanlar, bir an için öbür dünyaya yolculuk eden insanların anlattıklarına bilimsel açıklamalar getirmeye çalışıyor.
Acil müdahale sırasında bilinçlerinin açık ve olan bitenden haberdar olduklarını belirten hastaların ifadeleri için Doktor Parnia, bu tür durumların ölüm sonrasını öğrenmekten öte doktorlara acil müdahale pratiği yapma şansı verdiğine inanıyor.

 

 



Yukarıdan izleme

 

 

Geri dönüş yaşayanların yüzde 10 ila yüzde 20'sinin, bilinçlerinin sürekli açık olduğunu, bir kısmının ise acil müdahale esnasında sağlık görevlilerini yukarıdan kendilerini izlediğini söylediğini belirten Dr. Parnia şöyle devam ediyor: "İnsan öldüğünde beyindeki kan dolaşımı da duruyor ve beyin fonksiyonlarını yerine getiremiyor, bu sebeple bilincin açık olma durumu her ne kadar gerçekliğini yitirse de doktorların kan dolaşımını tekrar başlatacak mucizevi bir müdahalede bulunmaları az da olsa bilinç durumunu tartışılabilir hale getiriyor." Bilim genel bir ifadeyle nabzın durmasıyla birlikte ölümün de gerçekleştiğini açıklıyor, fakat bilimsel araştırmaların asıl ilgilendikleri kısım, kalbin durması ve hücrelerin ölmeye başlamasından sonra gerçekte beyinde nelerin gerçekleştiğini öğrenebilmek.  Örneğin nabzın durmasıyla birlikte oksijen miktarının ne ölçüde ve ne hızda değiştiği ölüm süresini belirleyen önemli bir etmen.

 

 



Bir adamın hikayesi

 

 

Araştırmacılar, dinsel ve felsefi tartışmaların veya geri dönüş hikayelerinin de insanların bu şekilde düşünmelerine ve hissetmelerine neden olduğunu söylüyor.
Bilinen önemli olaylardan biri de 20 yıl önce baptist bir başkanın başına gelen talihsiz bir kaza sonucu yaşadıkları. Ölümcül bir kaza geçiren Don Piper’ın bedeninde yaşama belirtisi bulamayan sağlık görevlileri, uzman bir doktorun gelmesini beklemek üzere cesedin üzerini örttüklerini ve bir rahibin Don’un başında dua ettiğini söylüyor. Bir süre sonra, Don’un da rahiple birlikte duaya eşlik ettiğine inanamayan görevliler ,Don Piper'ın yaklaşık 1 saat kadar ölüm halinde bulunduğunu belirtiyor.
Başından geçenleri sonrasında bestseller olan "Cennet'te 90 dakika" adlı kitabında anlatan Don, daha önce dünya da hiç işitmediği şarkıları duyduğunu, diğer inananları gördüğünü ve sadece iyi şeyler düşündüğünü anlatıyor.

 

 

Yeni bir bilim dalı mı?

 


Doktor Parnia’ya göre, bu tür hikayelerin mistik oluşundan ve yapılan araştırmaların uyandırdığı meraktan öte, ölüm sonrası yaşanan tecrübelerin, doktorlara acil müdahale esnasında sağladığı faydalar daha gerçekçi: "Bu tür araştırmalar, insan aklı ve bilinci hakkında önümüze daha geniş ve daha nesnel bir alan açıyor, hatta yeni bir bilim dalı bile doğuyor olabilir böylelikle hastalara daha çok yardımcı olabiliriz. Dahası, bu çalışmalar, ölüm esnasında insan aklını ve yapısını incelemek isteyen fizikçiler için fevkalede veriler sunuyor." Avrupa ve Amerika'da yaklaşık 25 hastane 'bilinç' araştırması için çalışma yapıyor, fakat Doktor Parnia'nında eklediği gibi bu tür incelemeler bir gecede sonuç verebilicek türlerden değil ve en azından 3 yıl daha tahmin edilebilir analizler yapmaya mahal vermiyor. (Hürriyet)

ETİKETLER:

haber

http://www.radikal.com.tr/95724295724213

YORUMLAR
(13 Yorum Yapıldı)
Tüm Yorumları Gör

ölüm ve yaşam - memo02

insan ancak kendini hiseder ve yaşar gördüğümüz herşey bizim penceremizdir.her insan bir dünyadır.kendimiz olmasak yani hayatımız biterse dünya diye bir şey olmayacak benim hisettiğim dünya benim için var amerika diye bir yer var. ırak afrika avusturalya sinemacılar herşey benim için, ben olmasam algılayacak kimsede yok ,bana ne kadar anlatırlarsa anlatsınlar inanmak istediğime inanırım, yani gerçeğe değil ,oysa gerçek bizim algı ve yaşayışımız üstü bir şeydir.kısacası yokluk gerçeğin kendisidir.yokluk ortaya konulacak bir savda değildir,

Ölüm bir nimettir - sea&sea

İki aile büyüğümü son nefesini verirken izledim.O anda insanın herhangi bir şey hissettiğini sanmıyorum da ,hissedileceğine de inanmıyorum.Çünki o anda insan sadece ve sadece nefes alabilmek için büyük bir mücadele içinde oluyor.Nefes alabilmek için çırpınan insanın görüntüsüde doğal olarak çok hoş değil.Dolayısıyla böylesine bir ortamda hisler, yerini hayatta kalmaya dönük son reflekslere bırakıyor ve işte o an gördüklerini sona erdireceğine inandığın ölümü bir nimet olarak kabul ediyorsun..

Ölüm İnsana Özgürlük ve Güç Verir - binyemin

Uzun yıllar boyu ölümle burun buruna yaşamış,onu bütün kalbi ve ruhuyla araştırmış bir insanın(bu satırların yazarı) o "esrarlı gerçek" hakkında kendisine malum olan ve doğruluğundan artık hiç şüphesi kalmayan HAKİKATLERİ öğrenmek istermisiniz?Öyle ise dikkat buyurun: Ölüm gelir,Bilinç(Ruh demek istemiyorum)bedenin dışına çıkar.Madde dünyasıyla her türlü bağlantı kesilir.O an sanki "gökyüzünü bir cam kavonoza sıkıştırmışsınız da kavonoz kirilmiş,gökyüzü tekrar serbest kalmış"gibi bir his yaşanır.Bildiğimiz anlamıyla düşünme süreci durur.Onun durmasıyla türlü korkular,endişeler,arzular da son bulur.Saf ve masum bir farkındalık hali gelip oturur.Bu saf farkindalik haline, dünya hayatında ola ki hiç yaşanmamış tatlı bir huzur,derin bir sükunet,engin bir sevgi eşlik eder.Biraz yukarda göz kamaştıran ışığıyla bir tünel açılır.Bilinç, zahmetli ve yorucu bir yolculuğun ardından, anavatanına dönmeye hazırdır.varlığının her zerresiyle şu gerçeği anlar:Doğum, bir başlangıç olmadığı gibi,ölüm de bir son degildir.,HAYAT hep vardır,hep...

Bilim, Din ve Ölüm.... - Retorik

Bilim, ölüm olayını anlamayadursun, İslam bu konuda bize doyurucu cevaplar verir. İslamî irfan geleneğinde "ölmek" ile "olmak" arasında sadece semantik değil, aynı zamanda ontolojik bir bağlam da söz konusudur. Ölüm, hayatın kemale ermesi, olgunlaşması manasını taşır. Mevlana'nın dilinde can kafesinden kurtulup sevgiliye ulaşmaktır. Yunus'un sözünde ariflerin kalbinde yaşamaktır. Peygamber öğretisinde ölüm anının mü'minler için kolay, inkarcılar için zor geçeceğinden bahsedilir. inkarcının ölüm anı bir dikenin yün yümağının içinden çıkarılmasına benzetilir. Kur'an'da bu konuda sessiz kalmaz Örneğin Kıyamet suresinde "O an" şöyle anlatılır 24- O gün, öyle yüzler de vardır ki simsiyah kesilmiştir. 25- Kendisine, beli büken işlerin yapılacağını anlamaktadır. 26- Hayır can, köprücük kemiğine(can boğaza) gelip dayandığı zaman, 27- "Son müdahaleyi yapacak kim" denir. (Bunu iyileştirecek var mı?) 28- Artık gerçekten, kendisi de bir ayrılık olduğunu anlamıştır. 29- Bacağı bacağına dolaşır.(ölüm korkusundan ayakları birbirine dolaşır) 30- O gün sevk, yalnızca Rabbinedir. Bunun dışında islam ölüm kavramıyla insanı uzaklaştırmaz, bilakis ölümü bu dünyada öbür dünyaya bir köprü olarak görür. ölmeden önce ölmekten yani nefsini düzeltip ıslah etmekten de bahseder... Daha yüzlerce ölümle ilgili konu İslam kaynaklarında doludur. onun için ölüm olayını anlamak için dinî literatüre göz atmak zorundayız...

Sizin bu egzantrik haberle benim aklıma Cem Yılmaz geldi , - aliceharikalardiyarında

onun stand up'larından birinde vardı ''...ölümden dönenlerin hikayeleri hep klişedir. Komedinin işi de klişeyle. Ölümden dönenlerin hepsi, yazı dizileri yapılınca hep şöyle anlatırlar ya,''öldükten sonra iştee bi ışık gördüm''...Bunlar dönenler, gidip de dönenler, niye dönüyosa artık...''öldüm ışık gördüm, biri bana gelll gelll diyodu''...O ışığın neden kaynaklandığını ben biliyorum : Pamuk- tepki- reaksiyon...'' :))))))))

Ordan Bir Dialog - 62354415ahd

Merak ettiğim şu: kusursuz tanrı ölüm işini görürken (ya da gördürürken) 'teknik' sorunlar yaşayan kusurlu bir düzeneğe mi sahip ki gidip gelenler oluyor !? Oralarda takılan bir aksan mı var? ..."Efendim, tam geçiyordu ki enerji kesildi. Bizde ne yapalım alamadık ruhunu." "Bir daha deneyin." "Denedik efendim ama enerji kesintisi merkezden, bu yüzden biraz daha beklemek zorunda kaldık." "Peki, bişey gördü mü? Gidip diğer tarafta dedikodu falan etmesin. Biliyorsunuz bunların ağzı sıkı değildir." "Gördü efendim, ama mühim şeyler değil. Biraz ışık, iki ses falan. Pek kimseyi ikna edemez. Hem çok korktu. Hem bize yakın olanlardan- işimize bile yarar." "Neyse, sonra bi ara halledersiniz. Yaratım Merkezinde bir problem var mı?" "Yok efendim, malumunuz geçenlerde bakımını da yaptırdık. Bakım servisinin faturası da burda" "İyi iyi, güzel, çalışın bi ara o işi de halledersiniz. Bugün cumartesi-dinlenme günüm, daha fazla rahatsız etmeyin beni-dinleneyim ben." "Nasıl isterseniz efendim." :)

Ölü - serkan_oktar

Havanla vurulan kiz cocuklari ne hisseder Radikal Gazetesi? Hisseder mi öldügünü, acir mi cani, korkar mi? Ruh var midir Radikal Gazetesi? Cikar mi ölü kiz cocugunun vücudundan? Görür mü, hisseder mi arkasindan yasanilanlari, yazilanlari! Acirmi cani, üzülür mü?