scorecardresearch.com

İşgal hareketi şarkılarla büyüyor

İşgal hareketi şarkılarla büyüyor
ABD'de park ve meydanlar, ak saçlılarla dünkü çocukların, hippilerle hiphopçıların koalisyonuna sahne oluyor. Kırk yıllık 'Teach Your Children'ı okuyan Crosby&Nash'e de yer var, 'Moneyman' ile bankacı ve politikacıları hedef alan rapçi Lupe Fiasco'ya da... Dünyayı saran 'Occupy' eylemlerinin müziğine kulak verdik
Haber: DERYA BENGİ / Arşivi

“Bir rüya inşa ettiğimi söylediler/Sonu zafer ve huzura çıkan bir rüya/O halde neden bekliyorum kuyrukta/Sadece bir ekmek uğruna?/Bir zamanlar bir demiryolu inşa ettim/Yürüttüm treni, yarıştırdım zamana karşı/Bitti biter/Bir zamanlar bir kule inşa ettim/Tuğla, kireç ve perçinle güneşe uzanan/Gitti gider/Biraz bozukluğun var mı birader?..” İster Bing Crosby’nin tok sesiyle, ister George Michael’ın romantizmiyle, ister Tom Waits’in kükremesiyle dinleyelim, Büyük Buhran döneminde yakılmış bu işsizlik ve yoksulluk türküsü 80 yıldır kuşaktan kuşağa aktarıldı, gerçekliği baki kaldı. ‘Brother, Can You Spare A Dime?’, birkaç aydır her perşembe, ‘Wall Street’i İşgal Et Kadınlar Korosu’nun sesinden, New York Zuccotti Park’taki işgalci gençlerin hislerine tercüman oluyor. 

Her kitlesel hareket gibi Occupy Wall Street de müzikle, şarkılarla besleniyor. ABD’de eylemlerin merkezi niteliğindeki park ve meydanlar, ak saçlılarla dünkü çocukların, hippilerle hiphopçıların müthiş koalisyonuna sahne oluyor. Kırk yıllık ‘Teach Your Children’ı okuyan Crosby&Nash’e de yer var, ‘Moneyman’ şiirinde bankacı ve politikacıları hedef alan rapçi Lupe Fiasco’ya da: “Hey paradanadam/Bak, kalabalık sokakta/Geçmiş, gelecek ve şimdi sokakta/Öğretmenler, aşçılar ve dışlanmışlar sokakta…”
Gençlerin arasına karışan birbirinden ünlü abiler, ablalar çok eski zamanlara, sanayi devriminin yaşandığı vahşi kapitalizm çağına ait şarkılar söylüyor. Anlaşılan bugünkü neo-liberalizmin adaletsizliğinin hakkından ancak o repertuvar geliyor. Joan Baez, ‘Joe Hill’i taşıyor Zuccotti Park’a. Joe Hill, 20. yüzyıl başında, düzmece bir cinayet suçundan yargılanıp kurşuna dizilen militan bir sendikacı, aynı zamanda şarkı yazarı. Joe Hill’den derlenen sendikacılık methiyesi ‘There is power in a Union’, Occupy hareketinin İngiltere’deki eylemlerine katılan Billy Bragg’in sesinden yankılanıyor. Amanda Palmer ise 17. yüzyıla kadar gidiyor, İngiltere’deki ilk komünist hareket olarak anılan Digger’ları anlatan ‘The World Turned Upside Down’ı armağan ediyor: “Ulemalar cennetle göz boyuyor, cehennemle korkutuyor/İbadet etmek yok bir daha/Yoksul açlıktan ölürken/Zengini doyuran açgözlülük tanrısına.” 92’sindeki ulu çınar Pete Seeger, Woody Guthrie’nin oğlu Arlo’yu alıp ‘We Shall Overcome’ı seslendiriyor. Seeger ve Guthrie’nin izinde muhalif folk şarkıları yazan Rage Against The Machine gitaristi Tom Morello da hareketin gediklilerinden.
Elbette ‘çağdaş klasikler’e el atılıyor: Sean Lennon ve Rufus Wainwright güle oynaya Madonna’dan ‘Material Girl’ü yorumluyor. Angelique Kidjo belki de hareketi kötü kapitalizme karşı iyi kapitalizmin sesi zanneden sağır sultanlara hitaben, Tracy Chapman’ın ‘Talkin’ ‘bout A Revolution’ına can veriyor: “Duymadın mı? /Bir devrimden bahsediyor herkes/Fısıltı gibi geliyor kulağa.” 

Bu albümü işgal et!
İmzalarıyla destek verenler arasında Lou Reed, Laurie Anderson, Talib Kweli, Kanye West, John Zorn, Saul Williams, Roy Harper, Richard Hell, Marc Ribot, Jello Biafra, Bill Frisell, David Knopfler, Thurston Moore, Thom Yorke gibi tanınmış isimler var. Maddi yardım gayesiyle, bir de derleme albüm yolda. Crosby & Nash, Jackson Browne, Devo, Third Eye Blind, Lloyd Cole, Lucinda Williams, Ladytron, DJ Logic gibi popüler isimleri bir araya getirecek ‘Occupy This Album’ın bu kış yayımlanması planlanıyor. İlginç katılımcılardan biri Zuccotti Park’ta vur patlasın çal oynasın şenlik havası estiren davulcular bandosu. Bir de Michael Moore: Ünlü yönetmen, aksilik çıkmazsa, bu albüm için ilk kez şarkı söyleyecek!
Michael Moore’un şarkısı merakla beklenedursun, en sürprizli müzikal katkıyı bir başka yönetmen sundu: Gerilla tipi sinemacılığıyla tanınan Melvin Van Peebles’ın tarihin derinliklerine gömülmüş şarkısı ‘Love, That’s America’ hortlayarak, eylemlerin gayri resmi marşı hüviyeti kazandı.
Siyahi yönetmen Melvin Van Peebles şöhretini, Hollywood’u elinin tersiyle itip, Afro-Amerikalıların dünyasını –icabında pornoya ve şiddet sahnelerine başvurarak– lisanı münasiple anlatmasına borçlu. 1971 tarihli ‘Sweet Sweetback’s Baadasssss Song’ bugün bir kült film. Earth Wind & Fire’ın funk nağmeleriyle ilerleyen filmin başkarakteri, bizzat Van Peebles’ın canlandırdığı Sweetback’ti: Randevuevinde büyüyen bir yetim, cinayet suçuyla durduk yerde gözaltına alınan bir masum, ırkçı polislerin elinde niyazi olacakken tabanları yağlayan bir kaçak… Sweetback film boyunca, siyahlara bahşedilmiş yegâne kuvvet olduğu varsayılan cinselliğini kullanarak işlerin üstesinden geliyor, fakat bu amansız koşusunda ciğerlerine çektiği nefesin asıl kaynağını, Kara Panterler Partisi’nin siyasal ideallerinde buluyordu.
Melvin Van Peebles, bu filmle adını Muhammed Ali, James Baldwin, Martin Luther King, Malcolm X gibi öncülerin yanına yazdırdı. ‘Sweetback’ olmasaydı ne ‘Shaft’, ‘Superfly’ gibi filmler olurdu ne de Spike Lee gibi biri yetişirdi. Van Peebles’ın maceraperestliği öyle yerlere uzandı ki, 80’lerde sinemayı ve müziği ikinci plana itti, kendi deyimiyle ‘matematik zekâsı sayesinde’ borsaya daldı, hatta ilk siyahi borsa simsarı unvanını kazandı. Bugün Amerikan finans sistemini topa tutan bu toplumsal hareketin simge şarkısı, yıllarını o sistemin kalbinde geçirmiş biri tarafından yazıldı. Buna derler kapitalizmin eşek şakası!
Bugünlerde Peebles’ın şarkısına, eylemlerden görüntülerle çekilen üç amatör klip internetin gözdesi. Karabatak gibi bir batıp bir çıkan yönetmen, yaz aylarından beri, 79 yaşına aldırmadan free caz ve rock ekibi Laxative eşliğinde gece kulüplerinde şarkı söylüyor. Araya ‘Love, That’s America’yı da sıkıştırıyor: “Tatlım, burası Amerika/Kolları açık her mahlukata/Eğlence, barış ve uyum/Gözlerinin içi gülen çocuklar/Tatlım, burası Amerika/İhtiyar kartal sırıtıyor/Ve süzülüyor havada/Kusura bakma birader ama/Dalga mı geçiyorsun?/Burası Amerika olamaz/Burası şerifin evidir/Özgür insanın toprağı değil/Burada çocuklar sokakta koşmuyor/Dayak yedikleri yerden kan damlıyor/Böcek ilacı sıkıyorlar üstüne/Eğer façası bozuksa/Burası Amerika olamaz/Burada hilenin, dalaverenin bini bir para/Burası Amerika olamaz/En azından gördüğüm kadarıyla.”
David Crosby&Graham Nash (solda) ile Pete Seeger (üstte) eylemcilerin yanında yer aldı.

‘Occupy’ hareketi için alternatif soundtrack
Para, iş, işsizlik, zenginlik, yoksulluk, kazanmak ve kaybetmek hakkında 10 şarkı…
Money - Pink Floyd: “Para, def ol git / Daha yüksek maaşlı doğru dürüst bir iş bul kendine”.
Tom Waits - Talking At The Same Time: “Milyonerleri kurtardık / Meyveyi onlar aldı / Bize kabuğu kaldı”.
Hani Bana Para - Cartel: “Herkesin aklındaki tek şey para / İnsanlık bile döndü karaborsaya / Var da ona, buna, sana / Yok mu bana? / Şimdi kes tantanayı / Hani bana para?”
Masters of War - Bob Dylan: “Ölüm vakti geldiğinde / İstiflediğiniz paralar yetmeyecek / Ruhunuzu geri almaya”.
Ain’t Got No, I Got Life - Nina Simone: “Evim yok, ayakkabım yok / Param yok, sınıfım yok / Sevgilim yok, adım yok / Saçım var, başım var / Beynim var, kulaklarım var / Kalbim var, ruhum var / Bir hayatım var / Kimseye vermem”.
Balta - Âşık İhsani: “Odun kırıcıydı, adı İlyas’tı / Yanaştım yanına, yüzünü astı / İşin nasıl dedim, bir küfür bastı / Arkasından baltasını biledi”.
Gagnants / Perdants - Noir Désir: “Kazananlar arasına girmeye gönlümüz yok / Ama kaybedenlerden olmayı da kabul etmiyoruz”.
Bir Mirasyediye Ağıt - Cem Karaca: “Beş parmak bir olmaz derdin / Yoksula güler geçerdin / Kefende cep yok demiştin / Giydin işte gidiyorsun”.
Shipbuilding - Robert Wyatt: “Yakında yeniden açacaklarmış tersaneleri / Bu işin ustasıyız hepimiz / Gemi inşa edeceğiz var gücümüzle / Canımız pahasına dalacağız denize / İnci çıkarmaya dalmak varken”.
Para Parra Parrra - Rüçhan Çamay: “Unutmayın her şeyi yaratan biziz / Matbaada parayı basan ellerimiz / Sanmayın onun hükmü değişmez yasa / Para neye yarardı eller çalışmasa / Para parra parrra / Varlığı bir dert, yokluğu yara”.


http://www.radikal.com.tr/107150310715030

YORUMLAR

Bu habere henüz yorum yazılmamış.