scorecardresearch.com

Medyanın şiddetle imtihanı

Medyanın şiddetle imtihanı
30/03/2011 02:00
Medya şiddet haberlerini verirken benzer bir dil kullandıkça cinayet, tecavüz ve işkence de bir anlamda yeniden üretilmiş oluyor. Kayseri'de öldürülen çocuklarla ilgili haberler son örnek...

Kayseri’de yaklaşık bir buçuk yıl önce kaybolan üç çocuğun cansız bedenlerinin bulunması üzerine yapılan haberler, yaşanan şiddeti dille yeniden üretti, acıyı kanırttı. Zanlının polise verdiği ifade kriminal dosyada kalmadı ve gazete sayfalarına editoryal bir eleme gözetilmeden taşındı. Zanlının Facebook sayfasında arkadaşlarının çocuklarının fotoğrafları için yaptığı yorumları ve kurbanların fiziksel özelliklerini tüm ayrıntılarıyla, olay anındaki tepkilerini oradaymışçasına okuduk.
‘Şeker ambalajı’, çocukların bir zamanlar mutlulukla gülümserken çekilmiş fotoğrafları, zanlının ‘kurban seçimi’, cinayeti tarifi gibi dehşet verici ayrıntılar gerekli miydi? Bu ifadeler medyanın haber verme sorumluluğunu aştı mı? Çocuk istismarı, tecavüz ve cinayet gibi, aktarılırken herhangi bir vakadan daha fazla titizlenilmesi gereken bu haberlerde ayrıca cinsiyetçi bir şiddet dili kullanıldı mı? İletişim ve ruhbilimi uzmanlarına sorduk.



ADLİ RAPORLARIN kamuoyuyla paylaşılması gereklİ değİl
İstanbul Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Öğretim Üyesi
Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı

Medya yaşadığımız olaylarda şiddetin olumsuz yanlarını göstermeye ve önlemeye odaklanmak yerine kendisi de şiddet içeren bir dile başvuruyor. Kullanılan pornografik bir dildir ve toplumun pornografik ihtiyacına dönüktür. Olanlara bir hekim olarak baktığımda ise kişinin sağlık durumu ve bedeniyle ilgili bir raporun mahremiyet ilkeleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Bu raporların kamuoyuyla paylaşılması gerekli değil. Özellikle avukatların dosyadaki raporları basınla paylaşma alışkanlığı var. Bu konuda baroların duyarlılık gösterip birtakım temel ilkeler oluşturması lazım.

Yaşadığımız, medya tecavüzüdür
İzmir Ekonomi Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı
Prof. Dr. Sevda Alankuş

Bundan beş sene önce tecavüze uğrayan 17 aylık bebeğin haberi basında yine çok yanlış bir şekilde verilmişti. Bu olay sonrasında medya çok eleştirildi, çok konuluşldu haberciliğin bu şekilde yapılmaması gerektiği ama yine bir medya tecavüzüyle karşı karşıyayız. Bu konuda hiçbir ders çıkarmışa benzemiyoruz. Yine mağdur kız çocuklarının fotoğraflarından albümler yapmakta hiçbir sorun görmüyor medya. Olay zaten çok vahşet içeriyor; bir de daha çok satmak, daha çok izlenmek için, ‘Üçü de parça parça doğrandı’ gibi detaylar kullanılarak insanların her türlü merakını kamçılıyor, zanlı ne dediyse olduğu gibi yazıyor ve suça meyilli insanlara rol modeli oluşturuyorlar. Haberin içini doldurmak için Adli Tıp raporunun bütün detaylarıyla verilmesi de çok yanlış.
Dün çıkan dokuz yaşındaki çocuk cinayetinde de Gürcü üvey anne ötekileştiriliyor üvey anne oluşu üzerinden. Faili, zanlıyı savunacak halim yok elbette ama bu kadar ucuz bir şey üzerinden nefret söyleminin gündeme getirilmesi, toplumsal linç kültürünü besliyor. Her türlü ideolojik muhafazakârlığı geri çağırıyor bu yaklaşım, idam cezalarının geri gelmesi gibi…
Medya kadın cinayetlerini nasıl sunuyorsa aynı dili kız çocuğu cinayetlerinde de görüyoruz. Küçücük kız çocuğunun fotoğrafının kullanılmasından ne medet umabilir ki insan? Pedofilleri tahrik edebilecek bir fotoğraf bu, ne yarar umuyorsunuz bunu kullanmaktan? Medya bu şekilde tecavüzcü, tacizci yerine geçiyor. Çocuk hakları ihlalinin en bariz örnekleri bunlar.

Kız çocuğuna yapılan vurgu ayrımcılıktır, cİnsİyetçİlİktİr
Anadolu Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi
Doç. Dr. İncilay Cangöz

Kayseri’deki olayın çözümlenmesi ve failin bulunması kuşkusuz olumlu, haber değeri taşıyan bir gelişme.Bunu duyurmak gerekir. Ne var ki Türkiye’de medya bu tarz olayları derinlikli ve serinkanlı işlemiyor. Polisin olayı çözme yöntemleri ve suçun nasıl işlendiğinin tüm detayları verildi. Oysa pek çok pedofil için bunun yol gösterici olma olasılığı var. Tıpkı intihar olaylarında olduğu gibi, suç ve şiddet olaylarında da detay vermemek, etik açıdan doğru haberciliktir.
Haber yazım tekniği ve dili nedeniyle aslında burada bir cinsiyet ayrımcılığı da yapılıyor. Erkek çocuklarına dair detaylar böyle verilmedi; elbette failin erkek çocuklarına yaptığı veya yapmadıkları da anlatılmalıydı demiyorum. Ama kız çocuğuna yapılan cinsel suç vurgusu bir ayrımcılıktır; habercilik açısından eril dil kullanımıdır.
TBMM’de kadın-erkek fırsat eşitliği için komisyon kuran, Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanlığı olan, hatta Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’ye ve CEDAW’a (Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Yok Edilmesi Sözleşmesi) taraf olan bir ülke olarak neden hâlâ şiddeti önleyemediğimizi ve şiddetin faillerinin neden cezalandırılmadığını konuşmalıyız. Ne yazık ki medya çözüm üretmeye ve bilgilendirmeye dönük haberciliği değil, çok sattırmaya dönük popüler, sabun köpüğü gibi uçucu ve geçici bir haberciliği seçiyor.

Medyanın İhmalİ kurban çocukların kİmlİğİnİ açıklamak
Galatasaray Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yasemin İnceoğlu
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin Hak ve Sorumluluk Bildirgesi’nin ‘Çocuk, cinsel saldırılar, sarsıcı durumlar ve suçlu yakınları’ bölümlerinde belirtilen hususların, Kayseri’de öldürülen çocukların haberleştirilmesinde medya tarafından ihlal edildiğini görüyoruz. Hatta bazı etik ilkeler (Çocuk Hakları Bilgi Ağı’nda olduğu gibi) cinsel istismar veya sömürü söz konusu olduğunda çocuğun adının değiştirilmesi ve görüntünün gizlenmesini öneriyor.
Burada medyanın en büyük ihmali; çocuklarla ilgili haber yaparken kurban çocukların kimliğini açıklayarak tüm ayrıntıları anasayfadan, iri puntolarla canlandırarak anlatması, popülizm ve görselliğe yenik düşerek cinayetleri magazinsel boyutuyla ele alması. Böylelikle cinayetler sıradanlaştırılıp normalleştiriliyor.
Elbette halkın bilme hakkını ihlal edemezsiniz ancak çocuk hakları ve çocuğun korunması gibi hususları ihlal ederek gazetecilik de yapamazsınız. Sorun, gazetecilerin eğitiminden kaynaklanıyor, Çocuk hakları odaklı habercilik eğitiminin yalnız yerel değil, ulusal medya çalışanlarına da verilmesi gerekiyor.

Çocuklar bu tartışmada unutuluyor
Cumhuriyet Üniversitesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Serdar M. Değirmencioğlu
Çocuk görüntülerinin çok ilgi çekeceği bilindiği için medya bunu kötüye kullanıyor. İster kaza, ister kapkaç, ister bomba haberi olsun, kan ve vahşet neredeyse onun üzerine gidiliyor. Aynı inek sağar gibi haber sağıyorlar, saatlerce televizyonlarda haber amacı taşımayan aynı görüntüler veriliyor. Burada motivasyon, insanları ekranın karşısında tutup bundan kâr etmek.
Bu görüntülerden anne-babalar çok kötü etkilenebiliyor. ‘Annem-babam beni dışarı bırakmaz oldu’ diyen ilkokul öğrencileriyle çok karşılaştım. Zaten oyundan, sokağa çıkmaktan, kendi başına zaman geçirmekten mahrum çocukların daha da kısıtlanmasına yol açıyor bu yayıncılık anlayışı. İnsanlar bu tür programları izledikçe topluma olan güvenlerini kaybediyor ve giderek dış dünyaya kapatıyorlar kendilerini. Bunların sonucunda da medyadan daha fazla etkilenir hale geliyorlar.
Bu tür tartışmalarda çocuklar unutuluyor. Televizyonda veya gazetede gördüklerini anlayabilecek 3 yaşından büyük çocuklar bu şiddet görüntülerinden zarar görüyor. Yoğun korku, kabus görme, uyuyamama gibi sorunlar yaşayabiliyorlar. Algıları daha yüksek olduğu için 6-11 yaş arası çocuklarınsa ayrıntıların peşinden gitmeleri ve sarsılmaları muhtemel.
Bu tip vahşetler ortaya çıktığı zaman ortaya çıkan linç girişimleri toplumdaki şiddeti besliyor. İnsanları asarak keserek toplumun çocuklarımız için daha güvenli olmasını sağlayamayız. Medyadaki bu çılgın saldırının frenlenmesi gerek.

HAZIRLAYANLAR: ELİF TÜRKÖLMEZ, ELİF İNCE

http://www.radikal.com.tr/104454510445459

YORUMLAR
(9 Yorum Yapıldı)
Tüm Yorumları Gör

Medyanın her zamanki sorumsuzluğu!!! - by-bucur

Bizde bomba patladı, flaş haber olarak olay yerinde ciddi tv kanalları yayın yapıp insanların perişan halii gösterdi. Londra da da patlama oldu ama yalnız otobüs ün bir parçasını görebildik. Onca insan yaralandı ve öldü ama biz bir kan görmedik, bir feryat duymadık. Medyamız sorumsuz insanların elinde olduğu sürece, izlenme grafiğinin yükselmesi insan onuru veya ruh sağlığından önde gittiği sürece bu filimi görmeye ne yazıkki devam edeceğiz!!!

Neden şimdi? - firar

Suçlunun bulunması iyi oldu deyip duruyoruz da gerçekten bu toplumsal çıldırışın suçluları bulunuyor mu? Medya diyebilmişiz ama ya tüm toplum yapımıza eleştirel bakabiliyor muyuz? Örneğin ben, şu anda çocuklara yönelik suçlarla ilgili yoğun probagandanın gerekçelerinden şüphe eder oldum. Hadım ve idamın gündem ettirildiği bir ortamda çok daha önceden bulunabilecek olan zanlının, şimdi bulunmuş olması ve bu tamtamların seçim öncesi ayyuka çıkması bir tesadüfdür diyebilecek kadar güvenmiyorum sisteme. Çocuları ve herşeyi defalarca sömürmekten çekinmeyen bir ortamda başka türlü düşünmek gerek gibi.

suç ve ceza - sabahattinali

Günlük gazetelere göz attığımızda içimizin karramaması mümküm değil..tecavüz sapıklık vahşet cinayet.. insan evinde sokağında kendini güvenlik içinde hissetmeyecek.. Bu kadar adi suçun olduğu bir toplumda adi suçlara getirilen aflar neyin nesi diye sormadan geçemiyor insan.katillerin sapıkların sırtını sıvazlama anlamına gelmiyormu bu aflar..bu tür vahşetin sokakları güvensiz kılması sonucunda daha çok güvenlik daha çok özgürlük alanlarımızın daralması. istenen de biraz bu ..polis devletini yaratmanın şartlarını yaratmak..çokmu zor her türlü şiddetten arınmış sevgi hoşgörü ve daha insani bir ortamı yaratmak..

ÇOK DOĞRU BİR TAHLİL - 19KEB62

TV'de yer alan haberlerde durum daha da vahimdi. Anneyi-babayı konuşturmak için yoğun çaba harcadınız. Acılı insanları maymuna çevirdiniz. Eğer gerçekten dürüstseniz Ahmet ŞIK için yaptığınız mücadeleyi bu olayda yapılan yanlışlıklar için de sergileyin. Adli bir olay olmasına, ruh hastası bir kişinin yaptığı iğrençlik olmasına rağmen TV'lerde bu kadar yer alması inanılmazdı. Aynı sözler, aynı görüntüler dönüp dönüp tekrarlandı. Hem bu durum günlerce devam etti. Suç kişisel değilmidir. Ne işiniz var aznlının ailesinin köyünde. İstiklal caddesinde yürüyüş yapan anlı şanlı gazeteciler bravo size. Barolar bravo size.

Medya bu sorununu çözmeyi düşünüyor mu? - pekmez_2042

Medya nın dili,dolayısıyla egemen zihniyetin sistemin dilidir. Hiç düşünmeden onu üretir. Bu nedenle bu "taraflı dilden" bütün ezilenler şikayetçidir. kadınlar, çocuklar, travestiler, eşcinseller medyanın dilinde bir kez daha mağdurlaştıırlarak, bir kez daha egemen anlayış üretilerek verilir. medya çalışanlarına habercilere bu uslubu üretmemeleri için eğitim yapılmalıdır.

Sevgili Radikal - kumi

Çuvaldızı kendinize batırıyor musunuz? Son günlerde gazetenizde okuduğum bir kaç haber başlığı aşağı yukarı şöyleydi: "Başını taşla ezmişler" (içerikte "iddia edildiği" belirtilmiş), "Başı koparılmış çocuk cesediyle yakalandı" (bu konuda şu an bulamadığım parçalamalı bir başlık daha var), hatta sadece insanlarla da sınırlı değil "İzmir'de zehirli caretta caretta dehşeti" (diğerleri bir yana, bunda acaba zehirlisi de olur muymuş diye bir an durup düşündüm, tebrikler, nesli tükenmekte olan bir canlıyı sadece başlığı okuyan kişiler için tehditkar hale getirdiniz). Lütfen haber başlıklarınıza özen gösterin.

medya - medimparatorum

medya, toplumu doğru şekilde aydınlatması gerekir.medya mesleği birnevi vicdan işidir zor bir sanattır.Türkiyede medya mesleği bir ticari mesleğe dönüşmüş toplum üzerinde ağır bir piskolojiye sahiptir.