Acaba hâkim Hülya Avşar'a ne soracaktı?

Bakalım Hülya Avşar ve Kaya Çilingiroğlu daha ne kadar kamuoyunun gündeminde kalacak?</br>Dünkü gazetelerde, ünlü çiftin boşanmalarının bir usul hatası nedeniyle geçersiz olduğuna ilişkin bir iddia vardı.

Bakalım Hülya Avşar ve Kaya Çilingiroğlu daha ne kadar kamuoyunun gündeminde kalacak?
Dünkü gazetelerde, ünlü çiftin boşanmalarının bir usul hatası nedeniyle geçersiz olduğuna ilişkin bir iddia vardı.
İlginç iddia, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin daha önce vermiş olduğu başka bir karara dayandırılıyordu.
Söz konusu kararda, "Türk Medeni Yasası'nın 166/3'üncü maddesi uyarınca anlaşmalı boşanmaya karar verilebilmesi için, hâkimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerini serbestçe açıkladıklarına kanaat getirmesi gerekir" deniliyordu.
Gerçekten de, kanunda yer alan 'hâkimin tarafları bizzat dinleyerek' ibaresinden, kanun koyucunun muradının ne olduğunu anlamak mümkün değildir.

Bizzat dinleme
Şöyle izah edeyim:
Taraflar boşanmak istiyorlar ve bu iradelerini avukatları aracılığıyla ortaya koymak istiyorlar. Bu durumda avukatlarına noterden vekâletname vermeleri gerekmektedir. Boşanma davaları için avukatlara verilen vekâletname diğerlerinden farklı olup, özeldir. Vekâletname üzerinde söz konusu tarafın resminin olması gerekir.
Boşanmaya ilişkin bu özel yöntem, evlilik gibi birey için çok önemli bir hakkın suiistimal edilmemesi konusunda yargının gösterdiği özel bir hassasiyeti ifade eder.
Avşar ve Çilingiroğlu'nun boşanma davalarına gelecek olursak:
Duruşmada, müvekkillerinin resimli vekâletnameleriyle iki avukat ve iki tanık tarafların boşanma iradesi içinde olduklarını onaylıyorlar ama yasamıza göre yeterli olmuyor.
Yasa, hâkimin tarafları bizzat dinlemesini istiyor. Yasa koyucu, hâkimlerin davacı veya davalıları dinlemeye çok meraklı insanlar olduğunu düşünüyor olmalı.
Hülya Avşar ve Kaya Çilingiroğlu duruşmaya katılmış olsalardı, hâkim onlara ne soracaktı, dersiniz.
Ben söyleyeyim:

Avukatları dışlamak
Hiçbir şey sormadan duruşma zaptına 'Taraflar dilekçemizi tekrar ederiz, boşanmak istiyoruz dediler' şeklinde bir cümle yazdıracağından emin olabilirsiniz.
Bu durumda muhtemelen aklınıza, 'Madem gereksiz, o zaman yasada niye böyle bir madde koyulmuş?' diye bir soru gelecektir.
Cevabımız hazırdır, efendim.
Anlaşmalı olarak boşanmak isteyen tarafları hâkimin bizzat dinleme zorunluluğu, avukatlık mesleğini yargılamanın bir unsuru olarak görmeyen, onu 'yok' sayan bir anlayışın ürünüdür.
Yasa koyucu, eğer taraflar duruşmaya çıkacaklarsa ayrıca kendilerini avukatla temsil ettirmelerine gerek olmayacağını düşünememiş.
Türk Medeni Kanunu'nun 166. maddesinin 3. fıkrası, hayatın gerçeğinden o kadar uzakta bir yerdedir ki, anlaşmalı da olsa, her boşanmanın insanı derinden sarsan bir tarafı olduğunu, bu çok özel durumlarda eşlerin bir araya gelmek ve birbirlerini görmek istemeyeceklerini öngörmemiştir.
Hâkim, tarafları bizzat dinleyecekmiş...
Yalanlarınız batsın.
Yazının buraya kadar olan tarafı, boşanmanın usulüyle ilgiliydi.
Ancak gözlerden kaçan bir detay daha var.

Çocuk görme zamanı
Boşanmayla ilgili haberler gazetelerde yer aldığında, şöyle bir bilgi vardı:
"Çiftin tek çocuğu Zehra'nın velayeti, annesi Hülya Avşar'a bırakıldı, baba Çilingiroğlu'nun, istediği zaman çocuğunu görebileceği tutanaklara geçirildi."
Biz böyle bir duruma hiç ihtimal vermiyoruz.
Velayet verilmeyen tarafın çocukla olan ilişkisi hâkim tarafından net bir şekilde belirlenir. Çocukla olan münasebet 'İstediği zaman çocuğunu görebilir' gibi muğlak bir şekilde ifade edilmez.
Haftanın hangi günü, hangi saatlerde, yaz aylarında hangi ay, dini bayramlarda hangi gün ve kaç gün babayla birlikte olacağı detaylı bir şekilde kararda geçmesi gerekir.
Hülya Avşar, 'Böyle bir belirlemeye gerek yok, istediği zaman çocuğunu görmesine izin veriyorum' beyanında bulunsa bile sonuç değişmez, hâkim yine de detaylı bir şekilde yazdırır.
Hâkim neden öyle davranmak zorundadır biliyor musunuz?
Çocukla anne veya babayla olan münasebetinin detaylı bir şekilde belirlenmesinin nedeni, ileride çıkacak bir ihtilafı önlemeye yöneliktir.
Çünkü 'Baba, istediği zaman çocuğunu görebilir', çok muğlak ve geniş bir tanımlamadır. Böyle bir tanımdan mutlaka anlaşmazlık çıkar ve sonuç olarak hem taraflar, hem de çocukların üzülmesine neden olur.
İşte hâkimin çocuk hassasiyetinin nedeni budur efendim.