Atatürk'ün Cumhuriyet'i emanet ettiği 'uygunsuz gençler'

Dün Milliyet gazete-sinin manşetini oluşturan 'Devlet üniversiteyi takip ettirecek' haberi muhteşemdi.

Dün Milliyet gazete-sinin manşetini oluşturan 'Devlet üniversiteyi takip ettirecek' haberi muhteşemdi. Tolga Şardan imzalı haberden çok iyi anladık ki, 12 Eylül 1980 tarihiyle başlayan süreç halen devam ediyor.
Aksi halde, sıradan vatandaşından Cumhurbaşkanı'na, hatta 1982 Anayasası'nın başmimarı Prof. Dr. Orhan Aldıkaçtı'ya kadar 'kötü' olduğu konusunda ciddi bir çoğunluğun hemfikir olduğu bir anayasa,
23 yıldır nasıl yürürlükte kalabilirdi ki?
Evet, 12 Eylül, tüm haşmetiyle bir ruh olarak hâlâ aramızda dolaşıyor.
Milliyet'in manşeti, İçişleri Bakanlığı'nın valiliklere gönderdiği
bir genelgeyle ilgiliydi.
Ne genelge ama!
Genelge çok tanıdık, özet olarak 'gençleri kötü alışkanlıklara itici faaliyette bulunduğu tespit edilen bar, pavyon ve diskoteklerde kontrol yapılarak, 'uygunsuz hal'deki öğrencilerin rektörlüklere bildirilmesi' isteniyordu.
Genelge, belirli bir yasa ve yönetmeliklerin uygulanmasında yol göstermek, herhangi bir konuda aydınlatmak, dikkat çekmek üzere ilgililere gönderilen yazı anlamına geliyor.
Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele Daire Başkanlığı tarafından hazırlandığına göre, demek ki bu genelge 'Terörle Mücadele Kanunu' çerçevesinde düzenlenmiş.
Valiliklere gönderilen yazıda, polisin eğlence merkezlerinde denetim yapması ve 'uygunsuz halde' görülen öğrencilerin tespit edilerek üniversite rektörlüklerine bildirilmesi talimatı verilmiş.

Üniversitelere talimat
Sözü edilen 'uygunsuz hal'e sadece tanım olarak yer verilmiş, neyi kastettiklerini de belirtselerdi bence daha iyi olurdu.
Daha da vahimi var:
Üniversitelerde, suç işleyen öğretim görevlileri ile öğrenciler hakkında gerekli disiplin işleri yürütülmesi için rektörlere de talimat verilmiş. Vay, vay, vay!
Öte yandan, öğrenci yurtlarına alınacak öğrenciler de 'titizlikle' yerleştirilecekmiş.
Bu toplum, kast edilen 'titizlik'in ne anlama geldiğini çok iyi bilir. Vay ki, ne vay!
Atatürk'ün Cumhuriyet'i emanet ettiği gençlere karşı, devletin
bakış açısına bakar mısınız?
Öyle bir an geliyor ki, AB üyeliği süreci, uyum yasaları vb. şeylerin birer hayalden ibaret olduğunu düşünüyor insan.
Belki de 'gelişme' diye avunduğumuz her şey hayalden ibaretti.
Takvimler yanıltıyor olabilir bizi, belki hâlâ 1980'li yıllarda yaşıyoruzdur.
Hayır, ikisi de değil.
Toplum 1980'li yılları çoktan aştı, ama devlet hâlâ o günleri sayıklıyor olabilir.