Avukat olma, arzuhalci ol!

Radikal'in ekonomi sayfasının pazar günkü manşeti 'Gel de arzuhalci arama' şeklindeydi.</br>Haberde, Türkiye Barolar Birliği tarafından asgari düzeyde belirlenen avukatlık ücretleri için, 'Vatandaşların cebini yakacak' diye söz ediliyordu.

Radikal'in ekonomi sayfasının pazar günkü manşeti 'Gel de arzuhalci arama' şeklindeydi.
Haberde, Türkiye Barolar Birliği tarafından asgari düzeyde belirlenen avukatlık ücretleri için, 'Vatandaşların cebini yakacak' diye söz ediliyordu.
Ekonomi sayfasını hazırlayan arkadaşlar hiç merak etmesinler, kimsenin cebinin yanmayacağından emin olabilirler. Avukata vekalet ücreti ödeme konusunda, elleri asla cebine gitmeyeceği, için 'yanma' gibi riski içinde olmazlar.

Kalıtsal dürtü
'Vatandaşlık' en yalın anlamıyla çok masum bir statüyü belirler. Ancak, ne zaman bir avukat tutup, 'müvekkil' statüsüne geçecek olsa, doğal bir başkalaşım sürecine girerek emeğin hakkını hiçe sayan bir canlı-ya dönü-şebilir.
Avukatına vekâlet ücreti ödememek veya az ödemek konusunda gayet şerbetlidirler.
Habere, 'Cep yakar' şeklindeki nitelenen ücret tarifesi de eklenmiş.
Büroda sözlü danışmanın ilk saati 100 milyon, takip eden saat için 50 milyon lira olduğu belirtilmiş, sözlü danışma, çağrı üzerine gidilen yerde yapılmış ise, ra-kamların ikiyle çarpılması gerekiyor.
Sevsinler böyle ücret tarifesini...

Fahiş tarife!
Bugüne kadar, yazıhanemde veya çağrıldığım yerde hukuksal danışmanlığımdan yaralanıp da, bana herhangi bir ücret ödeyen, yahut ödeme yapma girişiminde bulunan birini hatırlamıyorum. Belki birkaç istisna vardır, ama bunun için de hafızamı bir hayli zorlamam gerekir.
Tarifeye devam edelim...
Yazılı danışma için 175 milyon, dilekçe, ihtarname düzenlemesinin bedeli ise 100 milyon lira olmuş.
Ekonomi Servisi'ndeki arkadaşlara hiç üzülmesin. Vatandaşın ihtarname çekme gibi bir alışkanlığı olmadığı gibi, büyük bir bölümü ne işe yaradığından bile habersizdir.
Vatandaş dilekçesini yazdırmak için avukata başvurmadığı için, 100 milyon lira ödeme gibi bir sorunu olmaz. Adliye önlerindeki arzuhalcilerin, aynı işi 20 milyon liraya yaptığını bilirler.
Ancak, arzuhalcilerin yazdığı dilekçe veya ihtarnameler nedeniyle ne kadar kazançtan mahrum kaldıklarının veya ne kadar kayba uğradıklarının pek farkında olmazlar.
Farkında olduklarında ise soluklarını bir avukat yazıhanesinde alırlar. Hukuksal kangrene dönüşmüş sorunları, onlara birkaç milyara mal olacaktır.
Vatandaşın cebini yakan tarifeye devam ediyoruz.

Bütün aşklar...
Kira sözleşmeleri düzenlemek, 175 milyon lira... Burada da bir problem yaşanmaz. Çünkü, bizim ülkemizde kira sözleşmeleri, 'Bütün aşklar tatlı başlar' şarkısında olduğu gibi, kiralayan ve kiracının kısa sürede edindikleri derin muhabbetin eşliğinde yapılır.
Ve tatlı başlayan her aşkın sonunda olduğu gibi, tahliyenin gündeme geldiği anlarda, 175 milyon liradan kaçınılarak düzenlenmiş kira sözleşmesinin taraflara olan maliyeti şaşılacak kadar fazla olur.
Tarife, benzer şekilde 'cep yakan' bedellerle sürüp gidiyor.
Belki de Ekonomi Servisi'ndeki arkadaşlar haklıdır.
Avukatlığı bir kenara bırakıp, adliyelerin önünde portatif bir masa ve taburede, dudakların arasında külü uzamış bir sigarayla daktilo takırdatmak daha cazip olabilir.
Ne kanunlarda yapılan değişiklikler, ne de Yargıtay kararlarını takip etme zorunluluğu...
İnsanları saatlerce dinleyip, diş ağrısı sızlamasıyla çektikleri hukuksal sorunlarına neden olan apseyi teşhis etmek yerine, ağızlarından çıkan ilk cümleden sonra dilekçe yazmaya koyulmak...
Her şey çok normal... Vekâlet ücretinin 'asgari' düzeyini bile avukata çok gören bir toplumda, elbetteki arzuhalcilik aranan bir meslek olacaktır.
Yaşama ve çocuklara dair
'Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı/yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin/hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil/ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için/yaşamak yanı ağır bastığından'...
Nâzım Hikmet'in 'Yaşamaya Dair' şiiri bölük pörçük de olsa, belleğimizdedir... Lise defterinin yaprakları arasında kalmış, bir zamanlar ezbere bildiğimiz, hatırladıkça içimizi ısıtan... Duvarda izi bile kalmamıştır artık, bir zamanlar başucumuza yapıştırdığımız kâğıdın üzerinde yazılı olan dizelerin...
İzmir 3. Çocuk Mahkemesi Başkanı İbrahim Altıtaş'ın yaşama dair daveti de, şiirle benzerlikler taşıyor.
Altıtaş, bir çocuğun gözetim ve denetim görevini üstlenecek gönüllüleri bulmak için bir kampanya başlatmış. Sloganın adı: 'Bir çocuğa sarıl, geleceğe sahip çık.'
Kampanyayı, duyuru şeklinde adliyenin her tarafına asmış.
Resmi kurum, özel sektör, serbest çalışan, emekli... Sosyal hizmet uzmanı, psikolog, öğretmen, öğretim üyeleri, doktor, avukat, yükseköğrenim yapmış herkese çağrıda bulunuyor.
"Amacımız maddi destek değil, kişisel ilişki sağlamaktır" diye özellikle belirtmiş.
Telefonu: 0232. 411 20 00.