Cinayet haberi okumaları

Önceki gün Posta gazetesinde bir cinayet haberi vardı. Trabzon'da, 30 yaşın-daki bayan A.A. yarı çıplak resimlerini iade etmediği için sevgilisi O.İ.'yi öldürmüş. A.A. mahkemede cinayeti şöyle anlatmış:

Önceki gün Posta gazetesinde bir cinayet haberi vardı. Trabzon'da, 30 yaşın-daki bayan A.A. yarı çıplak resimlerini iade etmediği için sevgilisi O.İ.'yi öldürmüş. A.A. mahkemede cinayeti şöyle anlatmış:
"Fotoğ- raflarımı istedim ama onunla birlikte olmazsam herkese dağıtacağını söyledi. Sürmene'de otomobilin içinde buluştuk. Bana verdiği fotoğraflar arasında,
çıplak olanlar yoktu. Bunun üzerine çantamdaki tabancayı çıkardım. Ancak silah tutukluk yapınca bunu düzelttim ve yeniden ateşledim. Üzerine 4 kurşun sıktım. Gururumla oynadı"
İhtimal ki, haberi okurlar bitirdikten sonra, "Mutaassıp bir kız (gazetede türbanlı bir resmi var), sözlü bile olmadığı sevgilisine neden yarı çıplak resimlerini versin ki?" veya "Ölen çocuk, acaba gerçekten kızın resimlerini dağıtma konusunda ciddi miydi?" vb. benzeri şeyler düşünmüştür.
A.A. farkında bile değildi belki, gazete okurlarının ise aceleleri vardır hep, başka habere geçmek için sabırsızlanırlar.
Örneğin, A.A. ifadesinde, silahının tutukluk yaptığını söylemese, belki de kasten adam öldürmek nedeniyle 24 ile 30 yıl arasında hapis cezasıyla yargılanmayacaktı. Örneğin A.A. silahını sadece korkutmak amacıyla, çantasından çıkarmış olsaydı ve yanlışlıkla tetiğe basmış olsaydı, çok korkması nedeniyle de, üst üste 4 kez ateş etmiş olsaydı ve söylediklerinin doğruluğunu mahkemede ispat edebilseydi, kasten adam öldürmekten değil, en fazla 8 yıl hapis cezası alabilecekti. Çünkü bu durumda suç, 'Kastın aşılması ile adam öldürme' olacaktı.
Öte yandan, sevgilisiyle buluşmaya giderken yanına silahını alması ise, cinayetin taammüden (önceden tasarlayarak) işlenmesi halini gösteriyor ki, bu da cezayı artırıcı bir neden. Ancak, ölen kişinin (maktul), A.A.'ya şantaj yapmış olması, büyük bir ihtimal, mahkeme tarafından 'haksız tahrik' olarak değerlendirilecektir. Olayın meydana gelişinde haksız tahrikin rol oynadığını tespit edilmesi halinde, verilecek cezada sanık lehine önemli bir indirim sağlanmış olacak. Bu indirimin oranı da, doğal olarak tahrikin şiddetine göre değişiyor.
Eğer olayda ağır bir tahrik söz konusuysa (Trabzon gibi geleneksel bir yerin ve türban takacak kadar mutaassıp olması gibi kriterler göz önüne alındığında, yapılan tahrikin ağır olduğu izlenimi doğuyor), verilecek cezadan çok daha fazla indirim mümkün olabiliyor.
Hamursuz bayramı kutlu olsun!
Elveda barış, biz senden çok umutlanmıştık. Sanırız, bir müddet daha diplomatik ilişkilerde temenni, uluslararası konferanslarda sonuç bildirgesi, ellerimizdeki pankartlarda slogan olarak kalmaya devam edeceksin. Elektronik posta ile gelip ekranı kaplayan dehşet fotoğrafları... İlk fotoğraf, Filistinli bir gencin İsrailli askerler tarafından sokak ortasında kolundan yakalanışı, ikinci fotoğraf yere yatırılıp dövülüşü, üçüncü fotoğraf elbiselerinin soyuluşu, son karede ise çırılçıplak ve kafası kanlar içinde yerde yatışı...
Ve Açık Radyo'nun tartışma grubuna, bir dinleyicinin Engin Akın'ın hazırlayıp sunduğu 'Tat Muhabbetleri' programıyla ilgili yazdığı mesaj... "İsrail tanklarının Nazi Almanyası'nı aratmayacak yöntemlerle Filistin'i işgal ettiği bir günün ertesinde, Yahudilerin 'hamursuz bayram'ını kutlamanız, bana ne yazık ki sizin de neo-Nazi İsraillilerle birlikte olduğunuzu hissettirdi. Hiç olmazsa Filistin'de şehit olan özgürlük savaşçılarının anısına bu programı kaldırmalıydınız. Filistinliler evlerinden alınıp belki de Arjantin'deki, Şili'deki gibi meçhul yerlere götürülüyor ve siz utanmazca 'hamursuz bayramı' kutluyorsunuz. Öyleyse 'bayramınız' kutlu olsun..."
Şaron'un sürdürdüğü kıyım tüm vahşetiyle ortadayken, Filistinlilerden yana olmak fazla bir maharet olmamalı. İnsanlık tarihinin bize öğrettiği gibi, hükümetlerin geçici, siyasetlerin değişken olduğunu unutup, bu zulümden İsrail halkını da sorumlu tutmak da marifet sayılmamalı.
Filistinliler üzerinde sürdürülen katliamdan derin bir acı duymak ile yıllardır aynı mahallenin ortak tarihini birlikte paylaştığı Yahudi komşuya selam vermiş olmayı tutarsızlık sayan bir anlayış, en az savaşın kendisi kadar ürkütücü.
Yakında Fenerbahçe Kulübü'ne Revivo'nun kadro dışı bırakılması için elektronik posta yağarsa, hiç şaşmamalı.
Hamursuz bayramınız kutlu olsun!



CEZA MAHKEMELERİNDE ORTALAMA YARGILAMA SÜRESİ (GÜN)

Ortalama yargılama süresi, davanın mahkemeye gelişi ile karar verilmesi arasında geçen zaman olarak hesaplanmıştır.
Yukarıdaki rakamların Türkiye genelini yansıttığını tekrar hatırlatalım. Bu süreler, büyük şehirlerde, özellikle
İstanbul'da (33 Adliye bulunması nedeniyle) tablodakinden çok daha fazla... Nüfus yoğunluğu az olan yerlerde ise daha az sürelerde karara bağlanabiliyor.


Özür: Yazıları bilgisayarda yazmış olmanın sağladığı kolaylık çok fazla, ama yarattığı sorunlar da az sayılmaz. Cümle kesip, biçme veya paragraf bölmeyi bir tuşla gerçekleştirmek mümkünken, istenmeyen bazı kelime veya harfin satır aralarında amaçsız bir şekilde ortada kalması gözden kaçabiliyor. Örneğin geçen hafta, 'İstanbul Barolar Birliği Başkanı' böyle bir durumda oluştu, doğrusu 'Türkiye Barolar Birliği Başkanı' olacaktı, Hakkı Devrim üstadın 'Dil Yâresi'ne konu olmadan düzeltir, özür dilerim.