F Tipi Bursa Adliyesi

Şehrin ortasında, heyula gibi taş bir bina. Ben diyeyim cezaevi, siz deyin tornacıların iş merkezi... Küçük pencereleriyle şehre yumuk gözlerle bakıyor.

Şehrin ortasında, heyula gibi taş bir bina. Ben diyeyim cezaevi, siz deyin tornacıların iş merkezi... Küçük pencereleriyle şehre yumuk gözlerle bakıyor. Binanın giriş kapısı, alabildiğine yüksek ve devasa genişlikte bir avluya açılıyor. Tavandan sarkıtılan ve toz içinde kalmış avize sayısının 16 tane olmasının ise özel bir anlamı bulunuyor. Her biri, bugüne kadar kurulmuş olan Türk devletini temsil ediyormuş. Oradaki görevlilerin, sanki hayatlarında ilk defa görüyormuş gibi avizelere baktıktan sonra bana yaptıkları bu açıklama üzerine, 'Acaba şaka mı yapıyorlar' diye düşünmedim değil. Ancak, mermer havuzu, geniş avlunun ortasına değil de, giriş kapısının hemen önüne yaptıran zihniyetin, avizelerin sayısı ile tarihe ince göndermeler yapmak isteyebileceğini ihtimal dahilinde gördüm. Havuzun durduğu yerle ilgili kaygılarım sadece estetikle sınırlı değil, her gün içine birkaç kişi düşüyormuş. İçinde su yerine, sadece toz bulunması bu anlamda Bursalılar için büyük bir şans.
Adliye binası üç katlı. Koridorlar yayla genişliğinde. Yargıç ve savcıların odaları
bakla, mahkeme kalemlerininki ise nohut büyüklüğünde.
Günlük güneşlik bir şehirdeki binaya küçük pencereler koymak, mimarın yargıya karşı özel bir husumeti olduğu kuşkusu uyandırdı bende. Eğer bir gün Kafka'nın 'Dava' romanı Türkiye'de filme çekilecekse, mekân olarak kesinlikle burası kullanılmalı. Bu bina, bir zamanlar Nâzım Hikmet'in yattığı Bursa Cezaevi'nin yerine yapılmış. Bu açıdan bakınca, projeyi ben çizecek olsam, ortaya daha daha da garip bir eser çıkardı sanırım. Adliyeden zihnen yorgun ve şaşkın bir biçimde ayrılırken, 'işlevsizlik abidesi' bir bina tasarımıyla içinde tecelli edecek adalet arasında, bir neden-sonuç ilişkisi kurmaktan özellikle kaçındım. Sadece, Bursalılar adına üzülmekle yetindim. Anadolu'nun bakıma muhtaç, ama kendi içinde sevimliliği olan küçük adliye binacıklarını özlediğimi hissettim. Adalete ayrılan bütçenin binde 8 olduğu bir ülkede, adliye binalarının yapımında üzerine 'saray' yazma dışında, ayrı bir özen beklemenin de zaten hayal olacağını düşünüp, kendimi teselli ettim.
Mahkemenin kalite fantezisi
Bu sütunda daha önce, Bursa 1. Ticaret Mahkemesi'nin ISO 9001 Kalite Yönetim Belgesi almış olduğunu, biraz da şaşkınlık içinde yazmıştık. Kalite Yönetim Belgesi de olsa, bir mahkemenin işleyişini gösterecek tek ölçünün, pratiğe yansıyış şekli olduğu için, Bursa'ya gittik. İlk önce de, uygulamanın baş öznesi olan avukatlarla konuştuk.
Ticaret Mahkemesi'nin böyle bir belge almış olmasıyla ilgili olarak avukatların verdiği ilk tepki, gülümsemeleri oldu. Diğer ticaret mahkemelerine oranla, uygulamada hiçbir fayda sağlamadığı, hatta yargılama sürecini daha da hantallaştırdığı gibi, bir sürü şey söylediler.
Öte yandan, mahkeme cenahında da, altı ay önce, belgenin iptali için TSE'ye başvurmuş olmalarını öğrendik. Belgenin sürekliliğinin sağlanması için dış denetimi yaptıracak paraları yokmuş. Bu arada, 1 yıl 8 ay süreyle eğitimden geçirilen personel, başka bir mahkeme kalemine çoktan tayin edilmiş bile. Kalite Yönetim Belgesi almadan önce, mahkeme yargıçlarının ve personelin masa ve dolapları yenilenmiş. Yeni bilgisayarlar, printer'lar, faks ve fotokopi makinesi, filan alınmış. Avukatlar bu konuyla ilgili olarak, bana, "Belgenin verildiği törene Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk de katıldı. Yeni eşya ve malzemeleri o da gördü ama, 'Bunları nasıl aldınız?' diye sorma gereği duymadı" dediler. Bende onlara, "Siz niye sormadınız?" demedim.
Yargının İstatistik Yüzü
2000 yılı hukuk mahkemelerinde açılan davalarda ilk 10:

Dava türü Dava sayısı Oranı %
Veraset 255.094 21.7
Boşanma 131.814 11.2
Tazminat (ödence) 85.711 7.3
Alacak 84.067 7.1
İtiraz 79.259 6.7
Tahliye 41.148 3.5
İstimlak 39.066 3.3
Tapu iptali 36.534 3.1
Nüfus davaları 35.193 3.0
Vâsi tayini 26.964 2.3
Diğer 362.222 30.8
Toplam 1.177.072 100.0

Stajyerlerde hayat var
Stajyer avukatlar, 'Avukatlık Sınavı' çerçevesinde yaşadıkları sıkıntıları konuşmak üzere geçtiğimiz cumartesi günü İzmir'de forum düzenlediler.
Avukatların bugüne kadar yaptıkları forumlarda, yaşadıkları meslek sorunları dışında her şeyi konuştuklarını bildiğim için, genç hukukçuları dinlemeyi çok isterdim. Öğrendiğim kadarıyla stajyerler, tirat kolaycılığına kaçmak yerine, içinde bulundukları sorunları konuşmuşlar. Forumda, stajyerlere kredi verilmesinin, sadece aile net gelirinin 666 milyondan az olan kişilerle sınırlandırılmış olmasını, bununla da kalınmayıp ayrıca müşterek ve müteselsil kefil göstermelerini ve geri ödemenin ise TÜFE'ye endeksli olarak yapılmasına karşı olduklarını söylemişler. Bütün bunlar bir yana, taleplerini bu kadar açık bir şekilde ortaya koymuş olmaları, müstakbel meslektaşların kafalarının içinin çok berrak olduğunu gösteriyor ki, bu da, avukatlık mesleğini gelecekte güzel günler beklediğinin
küçük ama önemli bir işareti.