Şeriatın kestiği parmak da acır

Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Cumhur Asparuk, Necmettin Erbakan </br>ve Recep Tayyip Erdoğan'la ilgili mahkeme kararlarını,

Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Cumhur Asparuk, Necmettin Erbakan
ve Recep Tayyip Erdoğan'la ilgili mahkeme kararlarını, 'Şeriatın kestiği parmak acımaz' şeklinde yorumlamış.
Bence yanılıyor, şeriata kaptırılan parmak daha çok acır.
Ve 'şeriat'la ilgili antilaik bir söylem, kendini her fırsatta laikliğin teminatı olarak gösteren ordunun bir komutanın dilinde hiç şık durmaz.
Orgeneral Asparuk'un bu kinayeli değerlendirmesi birçok insana, kesilen parmaktan daha acıtıcı gelmiş olabilir.
Tüketici derneklerine çağrı
Ben sadece İstanbul Trafik Vakfı'nı biliyordum. Ankara'da varmış, belki İzmir'de de...
Bu vakıflar, yollarda yanlış yere park eden araçları özel çekicileriyle 'hortumlayarak', kendilerine ait veya anlaşmalı otoparklara savuruyorlar.
Vatandaşın aracın çekildiği otoparkı bulma serüveni ayrı
bir konu.
Ben şimdi tüketici derneklerine sormak istiyorum
1) Bu vakıfların amacı, yolların yanlış park eden araçlardan temizlenmesi midir, yoksa bu vesileyle çekici ücretleri üzerinden kazanç elde etmek midir?
2) Emniyet müdürlükleri ile trafik vakıflarına ait veya özel otoparklarla yapılmış bir sözleşme var mıdır? Varsa hukuken
geçerli midir?
3) Devletin polis memurunun, bir vakfa ait çekici kamyonlarda görev yapmasının manası nedir?
Mine El İhzar!
Sevgili Mine, Bağcılar Cumhuriyet Savcılığı sadece emekli paşaları değil, beni de bulamıyormuş.
Paşalarla ilgili yazım nedeniyle hakkımda soruşturma açmışlar.
Gülme, olay ciddi.
Beni bulamadıklarına göre, hakkımda 'ihzar' çıkarırlarsa, hiç şaşırma.
Sahi, Paris'te ev kiraları kaça?
Türkiye'nin 'Loizidou' borcu
Avrupa Konseyi Parlamenterler Asamblesi İnsan Hakları Raportörü Erik Jurgens tarafından hazırlanan raporda, Türkiye'nin acil olarak atması gereken adımlar tek tek gösterilmiş.
Raporda, Türkiye'nin Loizidou'ya karşı halen ödemediği tazminat da yer almış.
Kimdir Loizidou ve Türkiye niye ona tazminat ödemeye mahkûm olmuştur, diye soracak olanlara, arz edeyim.
Titina Loizidou, Türkiye'nin 1974 yılında Kıbrıs'a askeri müdahalesinden sonra Güney Kıbrıs'a göç eden bir Rum.
Loizidou, Kuzey Kıbrıs'ta kalan mülküne gitmek istediğinde, sürekli olarak sınırdaki Türk makamları tarafından engellendiği gerekçesiyle 1989 yılında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) başvurmuş.
Mahkeme, 1996 yılında, Loizidou'nun mülküne ulaşma hakkının engellenmesini 'mülkiyet hakkının ihlali' olarak değerlendirerek, Türkiye'yi tazminat ödemeye mahkûm etmiş.
İşte raporda, Türkiye'den ödemesi istenen tazminatın öyküsü böyle.
Taşar'ın bayraklı kravatı
Turizm Bakanı Mustafa Taşar, İstanbul'a gelen New York Belediye Başkanı'na Türk turizmine katkıları nedeniyle 'Turizm Hizmet Ödülü' vermiş.
Konuk belediye başkanının, madalya almak için turizmimize ne gibi bir katkı yapmış olabilir, diye düşünmeyin.
Sanırım sayın Mustafa Taşar'ın gani bir gönlü var, herkesi sevindirmek istiyor.
Geçenlerde de, altında kendi imzası olan ve "Turizme verdiğiniz destek ve kamuoyunun bilinçlendirmesine sağladığınız katkıya teşekkür ederim" ibaresini taşıyan diploma büyüklüğünde bir belge de bana yollamıştı.
Benim asıl takıldığım, Mustafa Taşar konuğunu gezdirirken taktığı ABD bayrağı desenli kravatı oldu.
Allah muhafaza, aynı jesti konuk belediye başkanı da gösterip, Türk bayrağı desenli kravat taksaydı, ortaya çıkacak şamatayı tahmin edebiliyorsunuz değil mi?



Hâkim Siz Olsaydınız!
Talat T. için kararınız nedir?
Lisenin bahçesinden kömür çalarken yakalanan, kalp
ameliyatı geçirmiş, çalışamayacak derecede hasta olan ve hayırseverlerin yardımıyla geçimini sağlayan 53 yaşındaki Talat T. hakkında karar verdiniz mi?
Beraat mi ettirdiniz, cezaevine mi gönderdiniz?
Davaya bakan Kadıköy
1. Sulh Hukuk Mahkemesi başka bir şey yapmış, Talat T. için 'ceza tayinine yer olmadığına karar vermiş. (Aradaki fark şu: Beraat, sanığın suçsuz olduğu anlamına geliyor. 'Ceza tayinine yer olmaması' kavramı ise, sanığın suçlu olduğu ama ceza verilemeyeceğini belirtiyor.)
Davayı açan Kadıköy Cumhuriyet Savcısı Nurettin Aydın'ın iddianamesi ve Hâkim Ahmet Ekmekçi'inin vermiş olduğu beraat kararının gerekçesi, hukukun yeniden üretilmesi bağlamında, bir kanun maddesinin nasıl yorumlanması gerektiğine iyi bir örnek. (Karşılaştırınız, Recep Tayyip Erdoğan'la ilgili olarak kamu vicdanını rahatsız eden bazı mahkeme kararları).
Mahkeme kararını, ağır bir tehlikeyi savuşturmaya yönelik yapılan bir fiil, suç oluştursa bile cezalandırılamayacağını belirten TCK 49/3 dayandırmış.
Bu nedenle, Talat T'nin içinde bulunduğu koşulları 'tehlike', çaldığı kömürün yakacağı kadar olmasını ise 'zaruret' olarak değerlendirmiş.
Sonuç olarak da, Talat T'nin içinde bu tehlikeden doğacak zararın, hırsızlık nedeniyle zedelenen kamu düzeninden daha üstün olduğuna karar vermiş.