Brezilya'nın 17/25'i

6 Mart akşamı savcılık, 48 kişi hakkında yolsuzluk nedeniyle soruşturma yapma izni verdi. Listede 31 senatör ve milletvekili ile 15 civarında eyalet valisi, eski bakan ve eski devlet başkanı da var.

Brezilya’da aylardır devam eden yolsuzluk soruşturmasında yeni aşamaya gelindi. 6 Mart akşamı Yüksek Mahkeme savcılığa, aralarında  senato ve meclis başkanlarının da olduğu 48 kişi hakkında soruşturma yapma izni verdi. Listede 31 senatör ve milletvekili, 15 civarında eyalet valisi, eski bakan ve eski devlet başkanı var. Başkanlık sisteminin yürürlükte olduğu Brezilya’da milletvekili ve senatörler hakkında soruşturma yapma iznini Yüksek Mahkeme veriyor. Yakında dokunulmazlıkların da kaldırılması söz konusu olacak.

Yüksek Mahkeme’nin kararının açıklanmasından bir gün önce, bu yolsuzluk iddialarını araştıran meclis komisyonu üyeleri televizyon kameralarının önünde birbirlerine girmişlerdi. Nasıl girmesinler? Komisyonunun 27 üyesinden başkan dahil 12’sinin ismi savcılığın soruşturma listesinde yer alıyor!

Savcı Janot’un ismiyle anılan listede ismi yer alan kişilerin soruşturulmalarının bir yıl, ardından Yüksek Mahkeme’de davanın iki yıl sürmesi bekleniyor. Brezilya’nın onyıllardır unutulmuş siyasal karışıklıklar dönemini hatırlatan büyük bir karmaşaya sürükleyen yolsuzluk skandalının merkezinde bir kamu kuruluşu olan petrol devi Petrobras şirketi yer alıyor.

Soruşturma Brezilya’da bir tür kartel oluşturan inşaat şirketlerinin, kamu ihalelerini almak için Petrobas’a komisyon ödemeleri, bu devasa şirketin de bu parayı iktidar ve muhalefet partilerine dağıtmasına dayanıyor. Meclis’teki dört büyük partinin de üyelerinin isimleri soruşturma listesinde yer alıyor. 13 yıldır iktidarda olan İşçi Partisi, ortağı Brezilya Demokratik Hareketi, ana muhalefet partisi Brezilya Sosyal-Demokrat Partisi ve Halkçı Parti hep birlikte milyarlarca dolarlık bir rüşvet/komisyonu aralarında paylaşmışlar. Esas olarak partilerin yasadışı finansmanında ve kısmen kişisel harcamalarda kullanılan bu miktarın 10 yılda 10 milyar real (3,5 milyar dolar) olduğunu soruşturmayı yürüten polisler hesaplamışlar.

Bu miktar buzdağının gözüken ufak bir parçası. Brezilya’da Petrobas üzerinden dolaşanlar dahil, kamu harcamalarıyla ilgili tüm yolsuzluk miktarının GSYİH’nın %1.3 ile 2.3 arasında yıldan yıla değiştiğini bazı hesaplamalar iddia ediyor. 2013 yılında bu miktar takriben 25 milyar dolara tekabül ediyor.

Brezilya’da yolsuzluk elbette yeni bir olay değil. Lula’nın iktidara gelişinden 3 yıl onra, 2005’de ortaya çıkarılan yolsuzluk, bazı bakan ve milletvekillerinin kayıtdışı düzenli gelire bağlanmasıydı. Lula’nın en yakınındaki bazı siyasetçiler hedefteydi ve hemen istifa etmek zorunda kalmışlardı.

Bugünkü yolsuzluk soruşturmasının kaynağı, 2008’de bir oto elektronik yedek parça fabrikası sahibinin işletmesini yerel yöneticilerin kara para trafiği için kullandığını şikayet etmesiydi. Şikayetçi daha sonra ülkeyi terk etmek zorunda kaldı ama polislerin yıllar boyunca bir yerel inşaat şirketi sahibini izlemeleri 2014’de başlayan çok geniş kapsamlı aramalarla sonuçlandı. Sıradan bir benzin istasyonu ve oto yıkama atölyesinde yapılan aramalarda ele geçen belgelerin arkası çorap söküğü gibi geldi. Bu nedenle bu soruşturmanın adı Lava Jato (Jet Yıkama) operasyonu.

İlk elde 20 civarında kişinin tutuklandığı operasyon birkaç gün sonra Petrobras’ın eski genel müdürüne uzandı. Ardından, gözaltına alınan birçok kişinin konuşmaya başlamasıyla, Petrobras’ın inşaatlerinin yapımını üstlenen devasa inşaat şirketlerinin yöneticileri gözaltına alındı. Böylece bütün ihalelerde ihale bedelinin %1 ile %3’ü arasında değişen bir miktarın Petrobras’a ödendiği, bunun da ihale bedeline yansıtılığı ortaya çıktı.

Kasım 2014’de Brezilya’nın en büyük şirketleri arasında yer alan birçok şirketin genel müdürleri ve üst düzey yöneticilerinden oluşan 21 kişiyi gözaltına alındı. Lava Jato operasyonu, 15 yıldan beri devam eden büyük inşaat şirketlerinin patronları, Petrobras ve siyasal partiler arasındaki rüşvet ve kara para aklama ilişkisini bütün detaylarıyla ortaya çıkarmıştı. 6 Mart’ta Yüksek Mahkeme’nin siyasetçilere soruşturma izni vermesiyle Jet Yıkama’nın esas ve en önemli üçüncü ayağı da yargı sürecine dahil oldu.

Petrobras’ın bu fırtınadan nasıl çıkacağı pek bilinmiyor. Petrobras’ın aracılık yaptığı rüşvetin miktarının kesinleşmesine biraz da bağlı sonuç. Şirketin ödemek zorunda kalacağı cezanın 300 milyar dolara kadar çıkabileceği öngörülüyor ki bu şirketin iflası demek. Diğer taraftan büyük inşaat şirketleri ve Petrobras’ın bir dizi yeni projesi askıya alınmış durumda. Hatta yürümekte olan inşaatların da bir kısmı neredeyse durmuş durumda. Zaten çok ciddi bir iktisadi bunalım içinde olan Brezilya ekonomisinin bu yolsuzluk soruşturmalarıyla daha da büyük bir depresyona girme ihtimali yüksek.

Jet Yıkama soruşturması Brezilya dışına da sıçramış durumda. İlk elde Kanada uçak üreticisi Bombardier ve Hollanda’lı  açıkdeniz petrol arama şirketi SBM Offshore’un Petrobras’a ödedikleri komisyonlar inceleme altına alındı. Bunun başka yabancı şirketlere doğru yayılması bekleniyor. Üstelik itiraf karşılığı ceza indirimi alma perspektifi dillerin çözülmesine yol açmış. Birçok zanlının aldıkları paraları iade etme vaadinde bulunmaya başladığı bile söyleniyor. Savcılığın iddialarının çok sağlam belgelere dayandığını gözlemciler teslim ediyorlar.

Diğer yandan, her ne kadar soruşturmanın merkezinde başkan yardımcılığı, meclis ve senato başkanlıklarını elinde tutan Brezilya Demokratik Hareketi Partisi’nin sorumluları olsa da, soruşturmanın ikinci başkanlık dönemi 2015 başında başlayan Dilma Roussef’e de dokunmaması zor gözüküyor. Dilma Roussef  2003-2005 arasında Enerji Bakanlığı yaptığı gibi, 2003-2010 arasında da Petrobras’ın yönetim kurulu başkanlığı görevini yürüttü.

Roussef, ilk kez başkan seçilmesini izleyen yılda, büyüklü küçüklü rüşvet, haksız gelir, kaynağı şüpheli harcama  iddialarına maruz kalan 7 bakanın hemen istifasını istemiş ve kendi imajının kirlenmesini önlenmişti. Şimdi de Yüksek Mahkeme’nin kararının ardından yaptığı konuşmada, Brezilya adaletinin elinin yolsuzluğa bulaşmış olanlara hiç acımasızca vuracağını söylerken, yürütülen soruşturmayı herhangi biçimde eleştiren bir söz söylemedi. Tersine adaletin elinin yolsuzluklara bulaşmış herkese uzanmasının önemine değendi. Aynı zamanda Brezilya’da en yoksulların güçlendirilmesine, durumlarının iyileştirilmesine yönelik politikaların üzerinde çok daha fazla durdu. Daha önce, bu soruşturmanın “cezasızlığa son vereceği için Brezilya’yı kalıcı biçimde değiştirebileceğini” iddia etmişti. Söz konusu yolsuzluk soruşturması ilk kez aynı zamanda özel ve kamu sektörünü kapsıyor.

Galiba Brezilya halkı da yanı şekilde düşünüyor. Yüksek Mahkeme’nin kararını takiben, iki milyon civarında kişi, 16 Mart’ta yolsuzluklar ve zorlaşan yaşam koşullarına karşı yapılacak yürüyüşe katılacaklarını internetten beyan ettiler. 16 Mart yürüyüşü bir bakıma iktidar koalisyonunun devamının sınanacağı önemli bir an olacak.

İlginçtir, bildiğimiz kadarıyla, Brezilya ekonomisinde kriz ve depresyon eğilimlerini güçlendiren bu yolsuzluk soruşturmasını, başta iktidardakiler ve başkan olmak üzere kimse bir darbe teşebbüsü olarak nitelemiyor. Hızla yavaşlayan büyüme karşısında ekonomiye darbe vuran menfur ellerden, hızla yükselen faizler karşısında faiz lobisinden kimse bahsetmiyor. Adli polisin onlarca milletvekili ve senatörü izleyip haklarında suç dosyası oluşturmasını devlet içindeki paralel yapılanmanın darbe girişimi olarak kimse tanımlamıyor.

Brezilya yöneticileri AKP iktidarının önde gelenlerinden, yandaş basın, vakıf ve derneklerinden bu konudaki bilgi ve becerileri edinmek için bir heyet yollamayı acaba düşünmüşler midir. Teknoloji ihracına hiç olmazsa bu alanda başlayabiliriz.