ÇHD Başkanı'ndan açık mektup

ÇHD Başkanı Kozağaçlı, arandığı haberini aldıktan sonra Beyrut'tan döndü ve havaalanında gözaltına alındı.
ÇHD Başkanı'ndan açık mektup

Türkiye’de kolluk gücünün sahip olduğu fiili aşırı güç sayesinde, hedef aldığı kişi ve gruplarla ilgili tüm soruşturma ve davayı büyük ölçüde belirlediğini demokratik hukuk devleti mücadelesi veren hukukçular yıllardır dile getiriyor. Bu hukukçuların en ön sırasında Çağdaş Hukukçular Derneği çatısı altında toplanan avukatlar var.

ÇHD Başkanı Kozağaçlı, arandığı haberini aldıktan sonra Beyrut’tan döndü ve havaalanında gözaltına alındı. Beyrut’tan hareket etmeden önce, ÇHD üyesi avukatların gözaltına alınmasına karşı oluşan toplumsal tepkiyi susturmak için polisin hukuk kurallarını açıkça çiğneyerek basın açıklaması yapmasına yanıt vermişti. Aşağıda tutuklu avukatlar kervanına katılan Selçuk Kozağaçlı’nın mektubundan bölümler var:

“Değerli Dostlar,
İstanbul polisinin açıklamasını okudum, ciddiye aldığımın düşünülmesini istemem ancak bazı hususların açıklanması için bir fırsat olarak kabul edelim.

(...)

Madem basın aracılığıyla diyalog başlattılar herhalde sormak gerekir:
Evvela neden siz konuşuyorsunuz? Savcınız nerede? Protestolara cevap vermek size mi düştü? Başınızda bu sözde hazırlık soruşturmasını idare eden kimse yok mu? Yoksa onun yemeğe gitmesini fırsat bilip bilgisayarını mı kullandınız? Siz kimsiniz de televizyon dizilerinde duyduğunuz ‘kozmik bilgi’, ‘ajan’ gibi safsatalarla yaptığınız işi gizleyeceğinize inanıyorsunuz? (...)

‘...Bazı basın yayın organlarında ‘avukatların, mesleki faaliyetleri ve baktıkları davalar nedeniyle gözaltına alındıkları’ iddia edilmektedir. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talimatları ve cumhuriyet savcılarının nezaretinde titizlikle yürütülen soruşturmada, şahıslar ‘terör örgütü yöneticiliği ve üyeliği’ şüphesiyle gözaltına alınmıştır...’ diyorsunuz. Yetmemiş, ‘silah’ bulduk, ‘molotof’ bulduk, ‘örgüt notu’ bulduk diyorsunuz. Hangi avukatın bürosunda buldunuz? Hangi dernek şubesindeki aramada buldunuz? Avukatlığını yaptığımız insanlara yöneltmeyi âdet edindiğiniz suçlamaları bu sefer bizlere yöneltmek pervasızlığınızdan korkacağımızı mı düşündünüz? Bütün büro ve şubelerimiz yirmi yıldır her gelene açıkken insanların bu sahtekârlığa inanacağını mı sandınız? Herkesi sizin kadar düşünebiliyor, sizin kadar okuyup yazabiliyor mu sanıyorsunuz? (...)

Basına ukalalık edeceğinize, zaten ihlal edip durduğunuz gizlilik kararını kaldırın da herkes nerede ne bulduğunuzu görsün. Ya da ‘Bizim yetkimiz yok’ diyorsanız savcınız yemeğe gittiğinde bilgisayarına oturup talep edin hâkimden.

Nasıl olsa kimin tutuklanacağına, neyin ne kadar gizli kalacağına, kimin ne kadar hapiste yatacağına karar vermeye alıştınız. Savcı ve yargıçları yormayın.

Kozmik bilgi mi arıyorsunuz? Neyle uğraştığımızı gerçekten merak mı ediyorsunuz?

- Her yıl ‘Dur dedim durmadı’ diye öldürdüğünüz onlarca masum insanın ailelerinin avukatlığıyla uğraşıyoruz;

- Sendikalarını bastığınız, patronundan maaş alacağını istediği için sokaklarda dövdüğünüz işçilerin avukatlığıyla uğraşıyoruz;

- Okuldan attırdığınız, disiplin soruşturmaları ile okuyamaz hale getirdiğiniz öğrencilerin avukatlığıyla uğraşıyoruz;

- Kan gölü içerisinde bıraktığınız Kürt halkının, konuşamaz duruma getirdiğiniz Kürt siyasetçilerinin, çalışamaz hale getirdiğiniz Kürt avukatların avukatlığı ile uğraşıyoruz;

- Karakollarda, şubelerde, hapishanelerde döverek sakat bıraktığınız, katlettiğiniz insanların avukatlığı ile uğraşıyoruz;

- HES projeleri, siyanürlü altın madenleri, dev çimento fabrikaları, nükleer santrallarla yaşanmaz hale getirdiğiniz bu güzel ülke için çevre davalarının avukatlığı ile uğraşıyoruz;

- Evini başına yıkıp ‘Buradan git’ dediğiniz kentsel dönüşüm mağduru gecekondu halkının avukatlığı ile uğraşıyoruz;

- Günde beş tanesini ‘namus, töre, aile’ diye öldürdüğünüz, sakatladığınız kadınların ve ailelerinin avukatlığı ile uğraşıyoruz;

- 6 yıl önce bugün katlettirip sorumlularını salıverdiğiniz Sevgili HRANT DİNK’in, eziyet edip katlettiğiniz dinsel ve etnik azınlıkların, mağdurların, mazlumların avukatlığı ile uğraşıyoruz;

- Sınırlarını silahlı saldırganlara açarak Suriye halkını katlettiren, yağmalatan, tecavüz ettiren kişileri ve onları kollayanları belge ve kanıtlarıyla öğrendik. Artık Suriye halklarının da avukatlığı ile uğraşıyoruz;

- Biz halkın avukatlığı ile uğraşıyoruz.

Zorunuza mı gidiyor? Gitsin. Zaten biz de onun için uğraşıyoruz. (...) Biz mahkemenizle, savcılığınızla, polisinizle, soruşturmanızla, davanızla kırk yıldır uğraşan bir avukat geleneğinin mirasçılarıyız. ‘Çok güzel akıl ettik, bu sefer iyi bir kulp taktık’ zannettiğiniz her numarayı daha önce gördük, çözdük, teşhir ettik. O yüzden uydurmayın.

Hukuk devletinde yaşadığımız gibi bir yanılsamamız yok. Tutuklama talebinde bulunacak olanın, tutuklama kararı verecek olanın, oturup iddianameyi ve kararı yazacak olanın, aynı zamanda evlerimizi, bürolarımızı, kurumlarımızı arama adı altında talan edenler olduğunun farkındayız. Dolayısıyla adalet istemiyoruz, onun için zaten kendimiz mücadele ederiz.

Ama hiç değilse biraz saygın davranmaya çalışın, soruşturmanıza sahip çıkın, yalan söylemeyin, seviyeyi düşürmeyin. (...)”