'Çılgın Projeleri Durdurun!'

1995'te İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı,'3. köprü İstanbul için cinayettir. İnşallah bu cinayet bitmeden hükümet değişir' demişti.

Gelecek cumartesi ve pazar günleri (26-27 Ekim) İstanbul’da önemli bir uluslararası konferans yapılacak. Yeşil Düşünce Derneği ve Yunan Yeşil Enstitüsü’nün birlikte düzenlediği konferansın konusu, ‘çılgın projeler’. Türkiye dışında hiçbir başbakan veya iktidar partisi üyesi, büyüklüğü tek başına bir hasletmiş gibi sunulan, gerekliliği ise son derece tartışmalı ve genellikle toplumsal müzakere yolları kısa devre yapılarak dayatılan firavunvari projeler için, olumlu bir ifadeyle, ‘çılgın’ sıfatını kullanmadı.

İnşaat işlerinin boyutlarının ‘çılgın’ olmasıyla övünmek, galiba Kemalist-ulusalcı çevrelerin pek sevdiği ve AKP iktidarına karşı ikinci ulusal kurtuluş mücadelesinin tarihsel kaynakları heyecanıyla okudukları ‘Çılgın Türkler’ gibi bir kitabın yakın zamanlarda Türkiye’de en çok satanlar arasında yer almasıyla ilgili olsa gerek. Tayyip Erdoğan, havadan İstanbul’a bir bakıp ortaya attığı bu çılgın projelerle sanki ezeli düşman olarak gördüğü çevreyi kendi silahlarıyla vurmaya çalışıyor. İş çılgınlıksa, geçmişte kalmış çılgınlıkla övünüp ‘boş oturmaya’ karşı, projelerin çılgınlığını çıkarıyor. Sonuçta farklı biçimlerde olsa da, çılgınlığın hem iktidar tarafından hem de iktidardan nefret eden kesim tarafından bir erdem, bir haslet gibi algılanması, ortada çok ciddi bir toplu psiko-sosyal sorun olduğunun somut işareti ama bu konuyu uzmanlarına bırakalım.

26-27 Ekim’de Taksim Hill Oteli’ndeki konferansın başlığı ‘Çılgın Projeleri Durdurun: Çözüm Yeşil Dönüşüm’. Sadece Türkiye’de değil, birçok ülkede, küresel krize karşı hükümetler azametli, bol maliyetli, iktisadi-toplumsal getirisi maliyetine kıyasla son derece tartışmalı, yarattığı çevre tahribatının bedeli projenin doğrudan maliyetine ilave edildiğinde gerçekten çılgınlık olduğu ortaya hemen çıkan projelerden medet umuyor iktidar güçleri. Romanya’da izin verilen devasa açık hava altın madeni projesi, Büyük, Gereksiz ve Dayatılmış Projeler Uluslararası Konferansı’nın dördüncüsünün Mayıs 2014’te bu ülkede toplanmasına yol açtı. Herhalde 2015’te böyle bir konferans İstanbul’da toplanır. Bu projelere ‘çılgın’ sıfatını takan bir başbakanın yönettiği bir ülkeden böyle bir konferans için uygununu bulmak galiba zordur.

Koruma altındaki bölgelerde altın madenciliğine verilen izinler, inşa edilen ya da inşa hazırlığı yapılan nükleer santrallar yetmiyormuş gibi, özellikle aynı havzada toplanan köprü, havalimanı ve çılgınlık konusunda yapılanların hepsinin üzerine tüy dikecek olan kanal projesiyle İstanbul, büyük, gereksiz ve dayatılmış projelerin saldırısına maruz kalmanın dünya markası olabilecek durumda.

Bulgaristan, Romanya, İtalya, Fransa ve Yunanistan’dan gelen konuşmacılarla Türkiye’de çevreyle uyumlu, sürdürülebilir büyüme ve insani olarak yaşanabilir kentler için mücadele veren kişilerin, kuruluş temsilcilerinin sunumlar yapacağı zengin bir programı var konferansın. Konferansta bu tür projelere karşı yürütülen demokratik katılım merkezli mücadelelerde edinilmiş deneyimlerin de paylaşılması, tartışılması öngörülüyor. Sadece karşı çıkmak için değil, doğa ile insani yaşamla barışık büyüme politikalarının bugün ve burada, mümkün ve yürürlükteki politikalardan her bakımdan üstün olduğunu savunuyor toplantıyı düzenleyenler.

1995’te İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı, “3. köprü İstanbul için cinayettir... İnşallah bu cinayet bitmeden hükümet değişir” demişti. Söz konusu köprüye havaalanı ve kanal projesinin ilavesiyle iş seri cinayete dönmüş olmayacak mı? Seri cinayetler genellikle çılgınlık nöbetlerinde işlenir.