Dayatılan ve gereksiz büyük projeler

Halka dayatılıyor olmaları demokrasi sorununu, gereksiz oldukları iddiası ise iktisadi etkinlik tartışmasını gündeme getiriyor.

Dün Almanya’da, Stuttgart garının önünde protesto gösterisi vardı. 27-29 Temmuz tarihleri arasında üçüncüsü toplanan, ‘Dayatılan ve Gereksiz Büyük Projeler’e karşı çeşitli ülkelerde yürütülen mücadelelerle ilgili Avrupa Forumu’nun kapanış gösterisiydi. İktidarların dayattığı, gerçekten gerekli ve yararlı oldukları şüpheli büyük projelere karşı on yıllardır mücadele veren girişimler, dernekler, sendikalar, Stuttgart’ta iki gün boyunca hem farklı deneyimleri aktardılar hem de bunlara karşı verilen mücadelelerin ortaklaşma koşullarını değerlendirdiler. Bu yıl foruma ev sahipliği yapan Stuttgart, ‘Stuttgart 21’ adlı garın yeraltına alınması ve bölgenin bütünüyle yeniden düzenlenmesi projesine karşı yürütülen mücadeleyle tanınıyor. Bu mücadele Almancaya bir kelime bile kazandırdı: ‘Wutbürger’, yani ‘öfkeli yurttaşlar’.

Böyle bir forum toplama fikri birkaç yıl önce İtalya’da ortaya atıldı. Lyon-Torino arasında hızlı tren projesine karşı yıllardır mücadele veren ‘No TAV’ hareketi, bunun AB’nin de desteklediği bir Avrupa projesi olduğunu dikkate alarak, iktisadi açıdan maliyeti aşırı yüksek, yararı ise tartışmalı bu projeye karşı mücadelenin de Avrupa ölçeğinde bir eşgüdüme ihtiyaç duyduğu tespitinden hareket etti. İlk forum, Ağustos 2011’de İtalya’da Suza Vadisi’nde toplandı. Foruma, Fransa’da Nantes’da otuz yıldan beri ormanlık alanda yapılması hep gündeme gelen havaalanı projesine, Romanya’da devasa boyutta açık hava altın madenine, başka ülkelerde büyük nükleer atık depolarına, ormanları katledecek otoyollara, nükleer santrallara, çok büyük spor tesislerine karşı yürütülen toplumsal mücadelelerin temsilcileri katıldı. Karşı çıkılan bu projelerin ortak yanı, halkın ihtiyaçlarından çok, büyük finans gruplarının, iktidarların desteklediği şirketlerin çıkarlarına cevap veriyor olmaları. Halka dayatılıyor olmaları demokrasi sorununu, gereksiz oldukları iddiası ise iktisadi etkinlik tartışmasını gündeme getiriyor. Birçoğu firavunvari olarak tanımlanan bu projeler, şişirme fizibilite raporlarıyla, şüpheli çevre etki değerlendirmeleriyle, afaki makroekonomik öngörülerle destekleniyor.

Bunlara karşı verilen mücadelelerde ise yöntemler çoğu zaman benzeşiyor: Karşı bilimsel ekspertiz ve canla başla verilen hukuki mücadeleler, sokak gösterileri, işgaller, festivaller, konferanslar ve sosyal medyanın yaygın kullanımı. Forumun amaçlarından biri, bu mücadelelerin daha fazla duyulur hale gelmesi ve farklı tecrübelerden yararlanma olanağı sağlanması. Diğer amaç, bu projelere finansman, sigorta, sponsorluk desteği veren uluslararası şirket ve kuruluşların merkez ülkelerinde düzenlenen protesto girişimleriyle bu desteğin engellenmesi.

Projelerin büyük ve gereksiz olmalarının yanında, siyaset ve ticaret koalisyonları tarafından dayatılıyor olmaları dikkat çekiyor. Ertesi günü düşünmeyen, bugünün kârını mutlaklaştıran piyasacı model, iktisadi büyümeyi kutsallaştıran zihniyet ve onu besleyen faydacı ideolojiye karşı veriliyor bu mücadeleler. Stuttgart’ta üçüncü forumun ana teması, bu dayatmalara karşı verilen mücadelelerin demokrasinin de nasıl yeniden tanımlanmasına, yeni hak alanlarının ortaya çıkmasına yol açtığı konusuydu. Forumda, bu projelerin hem anlamsız büyüklükte hem de gereksiz oldukları konusunda nasıl daha fazla toplumsal farkındalık yaratılacağı tartışılırken hepsi sandıktan çıkan bu dayatmacı zihniyetlere karşı radikal demokrasi ufkundan verilen yanıtlar öne çıkıyordu.

Forumun ikincisi 2012 Temmuz’unda havaalanı projesine karşı mücadelenin simgesi olan Nantes’da yapılmıştı. Gelecek yıl dördüncüsü nerede yapılacak? ‘Çılgın’ olmakla övünen ve bir değil birçok firavunvari projeyle hallaç pamuğu gibi atılan İstanbul’da neden olmasın? Dayatılan ve Gereksiz Büyük Proje kavramını İstanbul’dan daha fazla bugün simgeleyen başka kent var mı?