Ergenekon Susurluk'a dönüyor

Nedim Şener ve Ahmet Şık'ın, Ergenekon davası çerçevesinde gözaltına alınmaları, bu davanın gidişatı konusunda iki yıl önce Radikal gazetesinde dile getirdiğimiz endişeleri doğruluyor.

O zaman Ergenekon üzerinden zihniyet polisliği yapıldığını ifade etmiştik. Devam etmesi ve artık hızla sonuç alınması elzem olan Ergenekon davalarının yanında, onun gölgesinde, ikinci bir Ergenekon operasyonu yürütülüyor. 

Zihniyet polisliği
Zihniyet polisliği, egemen gücün kendisi için zararlı veya tehlikeli bulduğu düşünceyi polis ve yargı yoluyla susturmaya çalışmasıdır. Suçun delillerini düşüncede, zihniyet tarzında, özel alanda, hazırlanan kitap
ve yazıda,
özel konuşmalarda aramaktır. Totaliter düzende yaygın biçimde uygulanır. Polis devletlerinin alametifarikasıdır.
Ergenekon davaları, bir aşamaya kadar getirilmiş darbe hazırlığının, cinayet, suikast ve tedhiş eylemlerinin, yetki suiistimallerinin hiçbir kişi ve kurum ayrıcalığı gözetilmeden yargılandığı bir dava olma sınırlarını aştı. Polis ve yargı içinde bazı çevreler, bu davaları zihniyet polisliği girişimleri için kılıf olarak kullandılar. Darbe sempatizanlığı suçu ihdas ettiler. Daha önce Hanefi Avcı ve SDP’lilere yönelik tutuklamalarda olduğu gibi, bir çevreye yönelik eleştirileri susturmanın aracına dönüştürdüler. Bunları tasarlayanlar, Ergenekon davalarının itibarsızlaşmasının ağır sorumluluğunu omuzlarında taşıyor. 

Muhalif sesi susturmak
Bugün Nedim Şener ve Ahmet Şık’a karşı başlatılan operasyon da, Ergenekon üzerinden muhalif sesi susturmanın zirve noktasına ulaştığı andır. Bu iki gazeteci arkadaşımız, gözaltı sonrasında tutuklanmasalar bile, Ergenekon davalarının itibarsızlaşma etkisi maalesef devam edecek.
Bu itibarsızlaşmanın sorumluluğu artık hükümetin de üzerindedir. Hükümet, Ergenekon davalarının istihbarat ayağında hakim olan zihniyet polisliği yuvasına hızla neşter vurmazsa, Ergenekon’un Susurluk’a dönüşmesinin sorumlusu olarak tarihe geçecektir.

.