Kıbrıs'ta çözüm umudu kaybolurken

Anastasiades'in seçilmesiyle doğan Kıbrıs sorununun çözüm umudu gene ufkumuzdan kaybolacak.

AB troykası, Kıbrıs mali sistemini kurtarmak için 10 milyar euro borç verirken bunun yeni Rus zenginlerinin kaynağının pek temiz olmadığından şüphe edilen paralarının kurtarılmasına esas olarak yaramaması için, Almanya’nın bastırmasıyla, Avrupa’nın tümünde küçük ve orta tasarruf sahiplerini endişeye sevk eden bir önlem empoze etti. Kıbrıs bankalarındaki mevduatların hepsine, mevduat sahipleri kim olursa olsun, bir defaya mahsus olmak üzere, varlık vergisi koymak. Yüz bin euroya kadar olan mevduatlardan % 6,75, bunun üstünden % 9,9 alınacak bu verginin Kıbrıs devletine 5,8 milyar euro getirmesi bekleniyor. Euro Bölgesi’nde bir ilk olan böyle bir el koyma, AB’nin Kıbrıs’a vereceği mali desteğin yarısına denk düşüyor. Bu devasa vergi Güney Kıbrıs’ın ulusal gelirinin dörtte birine denk. Verginin yarısından biraz fazlasını Kıbrıs bankalarında hesabı olan Rus gerçek ve tüzelkişileri ödeyecek. Rus mevduatlarının toplamının 25-30 milyar euro arasında olduğu tahmin ediliyor.

Sadece Ruslar değil, Birleşik Krallık yurttaşları da huzursuz. Adadaki iki İngiliz askeri üssünde bulunan üç bin asker ve 250 sivil personelin mevduatlarından alınacak vergiyi Britanya hükümeti kendisinin karşılayacağını hemen ilan etti. Ama bu resmi görevlilerin dışında, adada yerleşik İngilizlerin de 3 milyar euroya yakın mevduatı olduğu tahmin ediliyor.

Kıbrıs’ta tam bir şok etkisi yaratan kararı pazar günü oylaması öngörülen parlamentonun toplantısı, son anda pazartesi akşamına ertelendi. Bu yazı gazeteye yollandığında, birkaç hafta önce cumhurbaşkanı seçilen Anastasiades’in bu acı kararı mecliste kabul ettirme şansının çok zayıf olduğu değerlendiriliyordu. Bir ihtimalle, salı günü de bankaları kapatma kararı alarak oylamayı bir gün daha erteleyecek.

AB yönetimi ve IMF’nin ortak kararı olarak empoze edilen bu verginin en şaşırtıcı yönü, hiçbir muafiyet eşiğinin öngörülmemiş olması. AB Parlamento Başkanı Schultz’un, 25.000 euronun altındaki mevduatın vergiden muaf tutulması önerisini Troyka kabul etmedi. Belki Kıbrıs parlamentosunun bu olağanüstü vergiyi ve ilave diğer vergileri kabul etmesi karşılığında böyle bir muafiyet tabanı önerme imkânı, son pazarlık payı olarak Anastasiades’e bırakıldı.

Parlamentoda bu kararı onaylayacak bir milletvekili çoğunluğu bulunmasa da gelinen noktada bu önlemleri reddetmek de Kıbrıs banka sisteminin ertesi gün iflas etmesi için düğmeye basmak anlamına gelecek. Her durumda bundan böyle Kıbrıs bankalarında mevduatı tutmak ancak son derece katı kısıtlayıcı önlemlerle mümkün olacak. Zaten Anastasiades de kararın son derece ağır olduğunu ama alternatifinin bankaların iflası olacağının unutulmamasını hep hatırlatıyor.

Bu vergi kararının Kıbrıs sorununa doğrudan etkisi olacak. Parlamento önlemleri onaylasa da onaylamasa da Anastasiades’in seçilmesiyle doğan Kıbrıs sorununun çözüm umudu gene ufkumuzdan kaybolacak. Ne banka iflaslarıyla gireceği büyük iktisadi kriz ortamında ne de böyle bir vergi salmış olmanın yaratacağı popülarite kaybı karşısında yeni cumhurbaşkanının Kıbrıs Türk tarafına taviz olarak görülebilecek herhangi bir adım atma marjı kalmayacak. Türkiye hükümetinin de bu zor durumda, elini uzatan taraf olarak, örneğin Maraş’ın BM gözetiminde yerleşime açılması, hatta Güney’e iade edilmesi türünden bir öneriyle gelme ihtimali pek olmadığına göre, bu büyük mali krizin adada kalıcı barış yönünde büyük ve belki son fırsat olarak değerlendirilmesini beklemek nafile. Tersine, iki tarafta da statükonun pekişmesi ve iyice katılaşmasına yol açma ihtimali çok daha güçlü. Gene de “Oh olsun!”, “Kıbrıslı Rumların kibrinden geçilmiyordu, burunları sürtülsün” diyerek Türkiye’de ve KKTC’de yürek soğutanlara hatırlatırız: Bu çözümsüzlüğün bedeli Türkiye’nin AB yolunun tıkanmasıdır. Eğer hâlâ AB üyeliği diye bir amacımız varsa elbette...