Sarkozy, c'est fini!*

Seçimdeki tüm adaylar iki tur arasında bir biçimde 'Sarkozy'ye hayır' demişlerdi. Dolayısıyla sandıktan Hollande çıktı ama esas olan Sarkozy kaybetti.

Pazar akşamı Fransa’da Sarkozy dönemi kapandı. Sosyalist Partisi’nin adayı François Hollande, Fransız solunun simgesel meydanı Bastille’de seçim zaferini coşkuyla kutlayan kalabalığa, ‘yaralarla, örselenmelerle geçen uzun yılların’ geride kalacağı müjdesini verdi. Seçime katılan tüm adaylar iki tur arasında bir biçimde “Sarkozy’ye hayır” demişlerdi. Dolayısıyla sandıktan Hollande çıktı ama esas olan Sarkozy kaybetti. “Sarkozy, bitti!” (“Sarkozy, c’est fini!”), seçim sonuçlarının kutlandığı tüm meydanlarda en sık ve en gür atılan slogandı. Ağır bir yükten, bir utançtan, beş yıl sürmüş bir kâbustan kurtulan insanların sevinçleri, özellikle gençlerin yüzünden okunuyordu.
Fransa’da son elli yılın en az sevilen cumhurbaşkanı oldu Nicolas Sarkozy. Zenginler meclisinde yer almaktan duyduğu hazzı sergilerkenki görmemişliği, büyük bir aile şirketini yönetir gibi devleti yönetme tarzı, ahbap-çavuş ilişkilerini fütursuz biçimde göstermesi ve çoğu zaman saldırganlıkla küstahlık arasında salınan tavrının Fransa’da sevilmesi zordu. Başkan seçildiği gün kutlamayı önce zengin dostlarıyla sosyetenin ünlü mekânlarından Fouquet’s’de yapmıştı. Beş yıl boyunca onu terk etmeyecek lakabı ‘bling-bling başkan’ oldu. ‘Bling-bling’ lakabı, büyük, göz alıcı ve pahalı saatin bilekten sırıttığı, kullanmaktan çok teşhir etmeye yönelik bir zevki tanımlıyordu. Sarkozy için özel olarak uydurulmuştu. Fransızların önemli bir bölümü, başkan seçildikten sonra evlendiği eşi Carla Bruni’yi de bu varoluş tarzının bir parçası olarak algıladı.
Sarkozy dönemi, Fransa tarihine, ırkçı, yabancı düşmanı, faşizan eğilimlere karşı merkez sağın II. Dünya Savaşı sonrasında oluşturduğu ‘cumhuriyetçi refleks’in kırıldığı dönem olarak geçecek. Hem ‘aslı varken taklidine yüz vermeyen’ aşırı sağ seçmenden oy alamadı Sarkozy hem de köktenci milliyetçi ve faşizan aşırı sağ söylemin meşrulaşmasına, olağanlaşmasına yardım etti. Sadece seçimi kaybetmedi, Fransız geleneksel sağını da darmadağın etti. “Sarkozy, bitti” diye sevinç içinde zıplayan Hollande taraftarları kadar olmasa da, Fransa’da sağ seçmenler arasında, “İkinci defa mı, Tanrı korusun!” diyerek seçim sonuçlarından rahatlayanlar küçük bir azınlık değildi pazar akşamı. François Hollande, Sarkozy’nin ‘Wonder’ marka pil reklamlarındaki enerjisi tükenmeden trampet çalan sinir bozucu bebeklere benzeyen hiperaktif tavrının tam tersi bir tarz sergileyerek seçimleri kazandı. Fransa’da seçimlerin merkezde kazanılacağını bildiği için, mümkün olduğu kadar merkez seçmeni ürkütmeyen, ılımlı reformist bir söylem sergiledi. Buna karşılık, Sarkozy’yi oylarına göz diktiği aşırı sağ ile baş başa bırakmak için, örneğin yerel seçimlerde yabancılara oy hakkı verilmesi önerisini inatla ve risk alarak savundu. Merkel-Sarkozy paktının gözden geçirilmesi önerisinden geri adım atmayarak, Avrupa’da kemer sıkma politikalarından bunalan ve bunların esas yükünün dar gelirlilerin sırtına bindirilmesine tepki duyan sosyalistlerin, komünistlerin, çevrecilerin, “Kötülerin en iyisi bu” diyerek kendine oy vermelerini sağladı.
‘Normal’, Hollande’ın kampanyasının tılsımlı kelimesiydi. Seçim kampanyasının başında kendisinin ‘normal bir başkan’ olacağını söylerken rakibinin anormal olduğunu da ima ediyordu. Diğer yandan, Sarkozy döneminin hiperaktif değişimciliğinin yerine, yanında yetiştiği Mitterrand’dan esinlendiği ‘sakin değişim’ imajını ön plana çıkardı. Bastille Meydanı’nda ‘gençliğin ve adaletin başkanı’ olacağını ilan eden Hollande, sahneden inerken ayaküstü yanıtladığı bir televizyon muhabirine bir cümleyle durumu özetliyordu: “Sol, ülkeyi yönetme hakkına sahiptir ve bu normal.” ‘Normal’ derken göz kırpmayı da ihmal etmiyordu.
Fransa’da Sarkozy tufanı sonrası bir normalleşmenin, sakin, adil ve onarıcı bir değişim beklentisinin siyasal alanda öne çıkması demek Hollande’ın seçilmesi. Hazirandaki milletvekili seçimlerinde bu beklenti somutlaşırsa o zaman Fransa sınırlarını aşan bir değişimden söz etmek mümkün olacak. Hollande da pazar akşamı, meydandaki gençlere hitaben, “Bu seçim bütün Avrupa’da yükselen değişim taleplerine hayat vermelidir, yükselen bir hareketsiniz” dedi. Fransa’da ve Yunanistan’da halk, neoliberal teknokrasinin ve sermaye güçlerinin kemer sıkma politikalarına boyun eğmeyeceklerini ilan ediyor. Normal olan avdet ediyor.
*Sarkozy, bitti!