Siyasal partilerin yolsuzlukla finansmanı

Bütün dünyada 'ülke menfaati' için yapılan yasadışı işlemler, sonra 'ülke menfaati' için çalışan kişi ve kurumlara dağıtılır.

İspanya’da ‘Gürtel’ yolsuzluk soruşturmasını 2009’da ünlü sorgu hâkimi Baltasar Garzon başlattı. Halen devam eden soruşturma, 2011’de iktidara yeniden gelen muhafazakâr Halk Partisi’nin Valencia bölgesindeki yöneticilerinin verdikleri bazı izinler karşılığında rüşvet almaları iddialarıyla ilgiliydi. Bu rüşvet çarkını ortaya çıkaran ve soruşturmanın açılmasını sağlayan El Pais gazetesine 2010’da Ortega y Gasset gazetecilik ödülü verildi. Halk Partisi yerel yöneticileriyle ilgili dava ve soruşturmalar devam ederken bu kez Ocak 2013’te birkaç saygın gazetede, Halk Partisi’nin üst yöneticilerinin 1990’dan 2008’e kadar partiden düzenli aldıkları ‘ek ücretler’in bordroları yayımlandı. Partinin yıllardır saymanlığını yapan Luis Barcenas’ın, halen başbakan olan Mariano Rajoy, eski başbakan Aznar, IMF’nin eski başkanı Rodrigo Roto ve daha onlarca kişiye miktarı üç bin ile on bin Euro arasında değişen düzenli kayıtdışı ödeme yaptığının belgeleriydi bunlar. Soruşturma açıldı. Barcenas tutuklandı. Yazın dava başladı ve halen devam ediyor. Geçen hafta İspanyol polisi Halk Partisi merkez binasında -tekrar edelim, iktidardaki parti-, 2005-2009 arasında parti binası yapımında yolsuzluk yapıldığı iddialarını araştırmak için arama yaptı.

Bu arada, ‘Gürtel’ soruşturması ve Barcenas soruşturması aynı hâkime verildi. Halk Partisi’nin imar izinleri ve kamu ihaleleri karşılığında büyük inşaat şirketleri sahiplerinden aldığı bağışlar. Bu bağışların yasadışı kısmını yıllarca parti saymanı Barcenas, İsviçre bankalarındaki hesaplarda toplayıp parti yöneticilerine düzenli olarak içi para dolu zarflar vermiş. Örneğin El Pais gazetesi şimdi başbakan olan Rajoy’un 2001’den beri yılda 25.000 Euro kayıtdışı ek ücret aldığını hesapladı. Rajoy bunun parti için yapılan araştırmalar ve işlerin karşılığı olduğunu iddia ediyor!

Barcenas’ın 48 milyon Euro civarında bir parayı İsviçre bankalarında topladığı tahmin ediliyor. El Mundo gazetesi, olay ilk ortaya çıktığında İspanya Başbakanı’nın Barcenas’a yolladığı SMS mesajlarını yayımladı. Rajoy, çok eski ve çok yakın dostuna, “Sevgili Luis, metanetli ol, sıkı dur” diyordu. Ama Barcenas, Başbakan’ın kendini ve partiyi kurtarmak için onu feda edeceğini anlayınca, 14 Mart 2013’te şu SMS mesajını yollamış: “Sana ve partiye karşı artık bir sorumluluk hissetmiyorum.” Ardından sorgu hâkimine bildiğini uygun gördüğü kadar anlatmış, belgeleri vermiş. Mayıs ayında vergi kaçakçılığı iddiasıyla tutuklandı. Sonra rüşvet ve karapara aklama suçlamasıyla ikinci soruşturma başladı. Şimdi Başbakan, “Bariz biçimde şantaj amaçlı davranan bir vergi kaçakçısının sözlerine itibar edilemez” savunma hattına çekilmiş durumda. “Yegâne hatam bunu hak etmeyen bir insana güvenmem oldu” deyip parti binası geçen temmuzda ilk kez basıldığında, Barcenas’ın soruşturmacılara verdiği belgeleri ‘değersiz kâğıt parçaları’ olarak tanımlamasıyla meşhur artık.

İspanya’daki büyük iktisadi krizin birinci sorumlusu inşaat sektörünün aşırı şişmesiyle sağlanan hızlı büyüme oldu. 2008 finansal krizi konut sektöründeki balonu patlatınca sistem çöktü. Ama balon şişerken siyasetçiler de bu balondan pay almayı ihmal etmediler. Zaten sadece İspanya’da değil, Fransa’da, İtalya’da bugüne kadar ortaya çıkarılmış, içinde önde gelen siyasetçilerin olduğu yolsuzluklar büyük ölçüde inşaat sektörü merkezli oldu. Bunu silah ihracatı komisyonları ve bazı karapara aklama operasyonları izliyor. Komisyon ve bağış biçiminde toplanan yasadışı paranın çok büyük kısmı bireysel zenginleşme değil, partinin ‘paralel muhasebesi’nde tutulan para havuzunu beslemek için yapıldı, yapılıyor. Yani siyasal partilerin yasadışı finansmanına gidiyor.

Bugün AKP hükümetini sallayan yolsuzluk soruşturmaları bir yandan haksız imar izinleri üzerinden Türkiye’de ve benzer ülkelerde çok yaygın yapılan yolsuzluk mekanizmasını aydınlatıyor. Diğer yandan, İran’a karşı yıllardır devam eden ambargoyu delme amaçlı ve merkezinde Halk Bankası olduğu iddia edilen kayıtdışı işlemler ise hükümetin bilgisi dahilinde, ‘ülke menfaati’ için yapılmış işlemler oldukları izlenimi veriyor. Ama bu operasyon ister istemez kayıtdışı yapıldığı için bu işlemleri yapmanın ‘maliyeti’ de kayıtdışı olmak zorunda. Radikal’de (22 Aralık) yayımlanan Rıza Sarraf’ın ifadelerinde, bu başarılı ve saygın işadamının kullandığı bir cümle var: “Biz sadece Halk Bankası’nın resmi komisyonlarını ödüyorduk.” Bilindiği gibi, on veya yüz milyon gibi rakamlar tutan banka havalelerinde, küçük havalelere uygulanan % 5 gibi oranlar uygulanmaz. Bu seviyelerdeki havalelerde, banka komisyonları binde 4-5 seviyesinde olur. İlginçtir, basına yansıyan soruşturma tutanaklarında, “İran’ın parasını sahte evrakla yapılan transit gıda/ilaç ticareti işlemlerinden gelen paranın % 0.4’ü”, “İran’ın parasını altın ihracatıyla döndürme işlemlerinden gelen paranın % 0.5’i” gibi iddialar var. Kayıtlı işlemlerden alınan komisyon oranlarıyla toplanan ‘kayıtdışı komisyon’un bir ‘paralel muhasebe’de toplanması ve taraflara hesap verilmesi için gayri resmi kayıt altında tutulması gerekir. CAĞ rumuzlu kişi veya kuruma yapılan ödeme tutanağı bu amaçla hazırlanmış izlenimi veriyor.

Bütün dünyada ‘ülke menfaati’ için yapılan bu yasadışı işlemler, sonra ‘ülke menfaati’ için çalışan kişi ve kurumlara dağıtılır. Bu miktardaki ‘yasadışı gelir’ kişisel çabayla kazanılmaz ve kimse bu paranın tümünü o şahsa bırakmaz. İspanya’da Barcenas yolsuzluk davası iktidardaki Halk Partisi’nin ‘paralel muhasebesi’ne doğrudan gidiyor. Türkiye’dekinin hangi hükmi şahsa gittiğini belki ileride göreceğiz.