Suçu cezalandırmadan alan boşaltmaya

Faruk Yarman örneği, torba ceza davalarıyla yapılanın sadece gerçek suçluları cezalandırmak değil alan boşaltmak olduğu kanaatini güçlendiriyor.
Suçu cezalandırmadan alan boşaltmaya

Balyoz davasında temyiz duruşmaları geçen hafta bitti. Karar 9 Ekim’de açıklanacak. Bu davada, Ergenekon davasında olduğu gibi terör örgütü suçlaması yok. Üçü ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkûm edilip, sonra cezaları 20 yıl hapse çevrilen toplam 330 sanığın suçu, “Türkiye Cumhuriyeti icra vekilleri heyetini cebren ıskat veya vazife görmekten cebren men etmeye teşebbüs”. Mahkeme 250 sanığın tutukluluk halinin devamına karar vermişti.

Hükümeti devirmeye teşebbüs suçundan ceza alanların hepsi asker. Biri hariç. HAVELSAN emekli genel müdürü Faruk Yarman. 16 yıl hapis cezası aldı, iyi halden 13 yıla indirildi. Darbe hazırlığının örgütlenmesi içinde bulunduğu iddiasıyla yargılanan 40 küsur sanık arasında ismi yer alıyor. Yarman’ın savunma sanayii ile ilgili güvenilir personeli belirleme faaliyetinde bulunduğu, bu sanayide yer alan kurumların en üst kademelerindeki görevlendirmeleri belirlediği, bu çalışmalarını birleştirerek 1. Ordu Komutanlığı’na ulaştırdığı iddia ediliyor. Buna dayanak olan belge, 9 Ocak 2003’te ‘fyarman’ kullanıcı adı ile kaydedilmiş excell dosyaları. Savunma sanayiinde yer alan çeşitli kuruluşlar için ayrı ayrı hazırlanmış bu dosyalarda binin üzerinde isim ve bazılarının yanında kısa değerlendirmeler yer alıyor.

11 No’lu CD içeriği
Bu dosya Balyoz davasının ünlü 11 No’lu CD’si içinde yer alıyor. Gölcük’te çıkan 1 No’lu CD’de aynı dosya var. TÜBİTAK raporuna göre, 9 Ocak 2003’te ‘fyarman’ adıyla oluşturulan dosya, daha sonra 25 Şubat’ta Süha Tanyeri adıyla ve son kez olmak üzere kaydedilmiş. Süha Tanyeri o dönemde 1. Ordu Karargâhı’nda görevli. Bilindiği gibi, Balyoz davasında tartışma bu ve benzeri belgelerin sahteliği üzerine yoğunlaştı. Faruk Yarman’ın düzenlediği iddia edilen belgelerde yer alan ve HAVELSAN’da çalıştığı belirtilen isimlerin bir kısmının 2003’ten sonra bu kurumda çalışmaya başladığı ortaya çıktı. Bu belgelerin hepsinin gerçek olduğunu savunanlar, bu listelerin 2009’a kadar güncellendiğini iddia ediyor. Burada karşımıza başka bir soru çıkıyor: Darbe planları 2003’ten 2009’a kadar güncellendiyse, o zaman bütün bu güncellemeleri yapanlar silsile halinde ‘kesintisiz darbe hazırlığı içinde olma’ suçunun ortağı olmuş olmuyorlar mı? 

2003’te 1. Ordu Komutanlığı bünyesi içinde AKP hükümetinin başa gelmesiyle geleneksel müdahale planlarının, yani Bayrak planının rutin güncellemesini aşan bir hazırlık yapıldığını, plan semineri ses kayıtları -ki darbecilerin kendi yaptıkları kayıtlardır- açıkça ele veriyordu. Ama Balyoz davası, kısa zamanda ordunun mücavir alanında da temizlik yapılması, bazı muhafazakâr çevrelerin çeşitli nedenlerle görevlerinden uzaklaştırmak istediklerini temizleme operasyonuna dönüştü. Faruk Yarman zannederim bu konudaki en anlamlı örneği oluşturuyor. Kendisi Galatasaray Lisesi’nden sınıf arkadaşım olduğu için taraflı davrandığım düşünülebilir ama iddianame dosyasına ve gerekçeli karara bakınca, bu kanaatim güçleniyor.

Yarman’ın görevi
Yarman, HAVELSAN Genel Müdür Yardımcılığı’na 2000’de atandı. 2002 yılında, seçimlerden önce, galiba bu stratejik şirketin sahibi Silahlı Kuvvetler’i Güçlendirme Vakfı yönetiminin girişimiyle görevden alındı. Yüksek bir tazminat veya göreve iade davası açtı. 5 Mart 2003’te, dönemin Milli Savunma Bakanı’nın da onayıyla, genel müdür olarak yeniden işe başladı. Dolayısıyla ne 9 Ocak ne de 25 Şubat 2003’te HAVELSAN’da çalışıyordu. İşsizdi! Suç delili olan listelerde ise isminin karşısında Genel Koordinatör, bazı isimlerin karşısında ise “Genel Müdür F. Yarman’ın referansı ile...” bilgisi yer alıyor. Mahkemenin kabul ettiği TÜBİTAK raporu, dosyanın en son 25 Şubat 2003’te kaydedildiğini belirtiyor! Faruk Yarman’a verilen hapis cezasının gerekçesinde başka bir suç delili veya suç atfı yok. 

Peki, neden Faruk Yarman askerlerin hedeflendiği bir davaya dahil edildi? Yarman, 16 Ağustos 2011’de tutuklanmasından birkaç hafta önce, Akit gazetesi tarafından hedef gösterildi. Savunma sanayiinde faaliyet gösteren şirketlerin yöneticilerinin hep emekli askerlerden oluştuğunu, Işık Koşaner’in kızı Berrin Koşaner’in HAVELSAN’a süresi geçmiş KPSS puanı dikkate alınarak işe alındığını iddia etmişti. Daha sonra, HAVELSAN’ın açtığı ihalelerin, yaptığı yatırımların asker ailesi çevresini veya genel müdürün eski çalıştığı şirketleri kayırdığını ilan etti. HAVELSAN’ın ODTÜ ile ayrıcalıklı bir araştırma faaliyetine girmesini, Yarman’ın kız kardeşinin bu üniversitede öğretim üyesi olmasıyla bağlantılandırdı.

Ne var ki Yarman’a yöneticilik görevi sırasındaki usulsüz olduğu iddia edilen işlerle ilgili dava açılmadı. Yargıtay temyiz kararında bu son derece kafa karıştırıcı detayı aydınlatmaya yarayacak bir karar verecek mi? Yarman örneği, torba ceza davalarıyla yapılanın, sadece gerçek suçluları cezalandırmak değil, aynı zamanda suçlu-suçsuz ayrımı yapmadan alan temizlemek, daha doğrusu alan boşaltmak olduğu kanaatini güçlendiriyor.