Yerel seçimler şimdi daha da önemli

Yüzde on barajı sadece genel seçimlerde yürürlükte değil. Yerel yönetimlerde de uygulanıyor. Böylece başkanlığın tasdik mercii gibi çalışan meclisler ortaya çıkıyor.

Anayasa Mahkemesi’nin büyükşehirleri ilgilendiren yasayı onaylamasının ardından, 31 Mart 2014’te yapılacak yerel seçimlerin çerçevesi belli oldu. Büyükşehir konumunda olan 30 ilde, yerel seçimler yeni yerel yönetim uygulamasının başlangıcı olacak. Tarhan Erdem’in dün belirttiği gibi, Türkiye’nin merkezi yönetim yapısında büyük değişiklikler yaratacak bir uygulama başlayacak. Nüfusumuzun dörtte üçünün yaşadığı 30 ilde, geniş yetkili yerel meclisler kurulacak. Anayasaya uydurmak için büyükşehir meclisleri adını taşıyacak olsalar da fiilen il meclisleri olacaklar. Yasada, merkezi idarenin bu meclislerin yetkilerini tırpanlamasına olanak sağlayan, izleme ve koordinasyon adı altında sunulan önlemler var. Önümüzdeki dönemde valilerin başkanlık ettiği bu komitelerle özellikle muhalefetin çoğunlukta olduğu il meclisleri arasında önemli yetki çatışmaları yaşanacak. Bu çatışmalar yerel yönetimlerin özerkliğini, yerel demokrasiyi, yerinden yönetim ilkelerini çok daha fazla siyasal gündemimize getirecek.

Böyle önemli bir uygulama 1984’te belirlenen yerel yönetimlerle ilgili seçim ilkelerini olduğu gibi koruyarak yürürlüğe girecek. İkbal Polat’ın, 2012 Eylül’ünde Turnusol sitesinde gayet yetkin biçimde gösterdiği gibi, 1984 yılından beri belediyelerde tam bir başkanlık sistemi uygulanıyor. Başkanın doğrudan halk tarafından tek turlu seçimle seçildiği, yerel meclislere üye seçiminde çok katı bir yüzde on barajı uygulanan bir seçim sistemi var. Üyelerinin yarısı başkana bağlı belediye bürokrasisinden oluşan ve fiilen asıl karar mercii olan belediye encümeni ile birlikte, son derece güçlü bir başkanlık sistemi yürürlükte yerel yönetimlerde. Maalesef bunu hiç tartışmıyoruz.
Yerel yönetimlerle ilgili seçim sisteminde demokratik temsili bozan iki uygulama var. İlki, belediye başkanının tek turlu seçimle doğrudan seçilmesi. Bir kişinin seçimi söz konusu olduğunda, genel demokratik ilke, oy verenlerin yarısından fazlasının oyunu ilk turda kimse almamışsa, ikinci tur yapılmasıdır. Amaç, seçilecek kişinin seçimlere katılanların çoğunluğunun onayını öyle ya da böyle almasını sağlamaktır. Özal döneminde çıkan yasa, seçmenlerin birçok aday arasında bölündüğü ortamda, Tayyip Erdoğan’ın 1994’te ilk kez belediye başkanı seçildiğinde olduğu gibi, % 25’le başkan olmayı mümkün kılıyor. Önümüzdeki dönemde yetkileri daha da güçlenecek olan, Türkiye nüfusunun dörtte üçünün günlük yaşamlarını ilgilendiren son derece önemli konularda kararlar alacak kişilerin, oyların % 40 veya daha azını alarak seçilmesinin yaratacağı meşruiyet tartışmaları artacaktır.

Diğer çarpıklık kaynağı, belediye meclisine üye seçilmek için parti listesi veya bağımsızın seçim çevresindeki geçerli oyların yüzde onunu alması gereği. Yüzde on barajı sadece genel seçimlerde yürürlükte değil. Bu kural çok daha katı biçimde yerel yönetimlerde uygulanıyor. Böylece başkanlığın tasdik mercii gibi çalışan meclisler ortaya çıkıyor. Halbuki yerel seçimlerde hiçbir baraj olmadan nispi temsil uygulanması dünyada egemen kuraldır ve yerel demokrasi açısından çok daha önemlidir.

Özetle Mart 2014 seçimlerinin esas anlamı, cumhurbaşkanlığı seçimlerinin hazırlık turu olmakla sınırlı değil. Yerel yönetimler açısından yeni bir dönem başlayacak. Seçim yasasının yarattığı demokratik temsil zaafları daha fazla ortaya çıkacak. Yasa değiştirmek için artık çok geç olduğuna göre, seçmenlerin bu sistemin çarpıklığını kısmen kendilerinin düzeltmesinden başka çare kalmıyor. Bunun yolu, belediye başkanı seçiminde sanki ikinci turda oy veriyor gibi davranmaktır. Yani iki turlu seçim olsaydı, birinci turun sonunda ilk iki sırada yer alacak adayların kim olabileceğini düşünüp, bu iki isimden birine tek turlu seçimde oy vermektir. Bunun başta İstanbul olmak üzere, birçok belediye başkanlığı seçiminde önümüzdeki dönemde marjinal ağırlığını hissettirecek bir seçmen davranışı olacağını kestirmek zor değil. Bu eğilimin meclis üyeliği seçimlerine de daha sınırlı biçimde de olsa yansıması olası. Önümüzdeki yerel seçimlerde, seçilme şansı olmayan ve amacı sorunları, talepleri dile getirmekle sınırlı kalacak adayların veya sadece “Ne kadarız?” sorusunu yanıtlamak için yapılacak adaylıkların geçmiş yerel seçimlere kıyasla daha da başarısız sonuçlar elde etme ihtimali yüksek gibi gözüküyor.