Cumhurbaşkanım olur musun?

Oyunuzu kullanınız. Adayınız seçilirse katkınız eşsiz olacak. Seçilemezse; cumhur tarafından seçilmiş ilk cumhurbaşkanına kendisine oy vermeyen yurttaşları da dikkate alarak çalışması gerektiği konusunda güçlü bir sayısal mesaj vermiş olacaksınız. Bu da eşsiz bir katkıdır demokrasiye.
Cumhurbaşkanım olur musun?

Son mahalli seçimler öncesi Twitter’dan takipçilerime; “Nasıl bir belediye başkanı istiyorsunuz? Yanıtlayın, gazetedeki köşemde beklentilerinizi yayınlayayım” biçiminde seslenmiştim.

Şaşırtıcı yoğunlukta yanıt aldım. Benzeşenleri tasnif ettim, üslubu asgari nezaket kurallarını gözeten ve fikir içeren tüm temennileri yayınladım köşeden.

Bir tür “alternatif kamuoyu yoklaması” gibi… Ya da bir şehri, beldeyi yönetmeye aday yerel yöneticilere yazılmış “bir dilek mektubu” gibi diyelim…

Ortak belleğimize katkı sağlayacak, yönetenin yönetilenin cebinde, aklının bir köşesinde tutmasını umduğum bir sivil belge.


Cumhurbaşkanlığı seçimine saatler kalmışken bu kez; “Nasıl bir cumhurbaşkanı istiyorsunuz?” sorusunu sordum takipçilerime.

Sayısı yarım milyonu aşan takipçinin, soruyu ciddiye alan hatırı sayılır miktarda öznesinden, 140 karaktere sığdırılmış çarşaf çarşaf yanıt geldi.

Her birini okudum. Ortak olanları tasnifledim, özgünlere dokunmadım. Sanal alemin cilvesi küfür, hakaret ve sataşmaları sahiplerine dönmeleri için atmosfere bıraktım. “Üzüm yemek” maksadı taşıyan dilekleri rastgele sıraladım meraklısı için.

Bakınız yarım milyonluk takipçi topluluğunun içinden, bildiğim tek ortak yanları “bir artistin twitter hesabını takip etmek” olan, farklı meşrebe, siyasi görüşe, inanışa, ekonomik profile, eğitime sahip yurttaşlar, nasıl bir cumhurbaşkanı murad ediyorlar;

Çay demleyen bir insan olmalı. Ha bir de bardakları yıkıyorsa daha ne olsun. Anlayan anladı.

Gerçekten hümanist, demokrat, kültürlü…

Dürüst, mütevazı, adil, güvenilir… İnsani özellikler taşısa yeterli.

Sokaklarda, caddelerde, madenlerde insanların ölmediği, barış ve kardeşlik adına gelecek umut dolu günlere kucak açan bir aday.

Halkını bölmeden, birbirine düşürmeden sahiplenen, ölenlere saygılı bir cumhurbaşkanı ne güzel olurdu. 

Sağı solu, öteki berikiyi karıştırmayan, bir ve birlik vaad eden bir cumhurbaşkanı. Öteki’m yoksa ben de yokum.

Halka gerizekalı, cahil topluluğu gibi bakmayan, onun gerçek sorunlarını ciddiye alan, çözmeye çalışan biri olsun.

Terleyen, dinleyen, ülkenin hakkını savunan, haramdan uzak, yol yapan, yol da gösteren, herkesin hakkına saygılı biri…

Betonu yeşilden çok sevmesin. Çankaya’nın girişine kendi eliyle iki zeytin ağacı diksin.

Türk, kürt, ermeni, hristiyan, müslüman, alevi, sünni farketmez. İnsanlıktan nasibini almış olsun.

Atatürk’ü seven, milli inanç ve değerlere saygılı, türk-kürt ayrımı yapmayan bir adam.

Bağırmasın. Sükunet istiyorum.

Benim cumhurbaşkanınımın bir tane takım elbisesi olsun. Gür bir sesi, iyi bir kulağı, cesur bir yüreği, sağlam bir vicdanı olsun.

İşine geleni değil, içinden geleni söyleyen-uygulayan, objektif, inisiyatif alabilen biri olsun.

Demli çay seven bir cumhurbaşkanı istiyorum. Çok birşey değil.

Cumhur’luğu başkan’lığının önünde olmalı ki; ‘başkanım’ diye seslendiğimizde onda kendimizi hissedelim.

Türkiye’de yaşayan tüm halkları kucaklayan, haklarını koruyan, özür dilemeyi bilen biri olmalı.

Cumhur’un başkanı olsun bir partinin ve mensuplarının değil.

Benim gibi kırmızı ışıkta bekleyen, halkından korunmak telaşında olmayan bir cumhurbaşkanı.

Birleştirici, tarafsız, laik ve kemalist olsun.

Etnik kökenleri aşağılamayan, yalan söylemeyen, vatandaşın zihninde şüphe uyandırmayan biri.

Sokakta gençler öldürülürken sessiz kalmasın. Siyasete vicdan gerek.

Köşkte oturmasın, herhangi bir kahvehanede cumhurla çay kahve içen, sohbet eden bir cb hayal ediyorum.

Hırsız olmasın.

İyiye iyi, kötüye kötü diyebilsin.

Halkının acısına, mutluluğuna ortak, hükümeti denetleyen, önüne koyulan her şeye imza atmayan bir cumhurbaşkanı isterim.

Kadın sadece bacı değil, bireydir. Kadınları yok saymayan birini isterim.

Esamesi okunmayanları okuyan, siyasi kütükten düşürülenleri, artakalanları görünür kılan bir cb diliyorum.

Çankaya’da nevruz kutlayan bir cb…

Nasıl bir cumhurbaşkanı hak ediyorsak o olsun. Hz Ömer, Hz Osman onları hak eden millete geldi. Fatih, Kanuni, Atatürk onları hak edene geldi. İnşallah dürüst birini hak ediyoruzdur.

Bu milletin değerlerini kullanan değil, kollayan bir cb istiyorum.

Noter olmayan…

Kendi inancı ve siyasi görüşü ne olursa olsun, adaletten sapmayan biri…

Vicdani ret denince boş bakmayan, LGBT dendiğinde ‘toplumsal ahlak’tan dem vurmayan bir cb istiyorum.

Sakin olsun, bizi slogana boğmasın, Çankaya’da çaya çağırsın!

Bana karışmasın. Aslında ona da karışmasın. Kimseye karışmasın.

Çaldığı tek şey enstruman olsun.

Kendinden saymadığıyla da diyalog kuran bir cb…

Bana ocu bucu demesin!

Kimliğimize bakmadan acımıza tercüman, gözyaşımıza ortak olsun… Afedersin insan olsun.

Osmanlıyı diriltecek bir cb istiyorum. Hayal mi kuruyorum? Tarihi yazanlar hayal mi kurdular?

Çocukların yüzünü güldürecek bir cb istiyorum.

Vicdanı kibirinden, sevgisi nefretinden büyük bir insan olsun cb. Gerisi hallolur.

Anayasa’yı ve kurumlarını korumalı, ideolojik yaklaşımlarla arasına mesafe koyabilmeli…

Sanatla, sanatçıyla meselesi olmayan…

Hukukun üstünlüğüne inanan, ülkenin çıkarlarını, kendisinin ve yakınlarının çıkarlarının önüne koymayı becerebilen, erdemli bir cb diliyorum.

Yüzüne bakan yurttaşta, kendi yüzüne bakıyormuş hissi yaratabilen biri…

Halkla arasına aşılmaz koruma duvarları örmeyen alçak gönüllü biri…

Partilerüstü bir kişiliği, yanağında mutlaka bir beni olsun…

Güzel fatiha okusun…

Gençlere düşkün, eğitimlerine önem veren, çocuk gelinler meselesini bitirecek bir cb isterim.

Uzun olmasın!

Kısa olmasın!

Milli marşı bilsin!

Sadece takım elbiselileri değil, tişörtlü, kotlu, neşeli gençleri de anlasın…

Bilime, sanata, edebiyata, insan haklarına hakim olsun. Modern dünyanın takipçisi olsun…

Bu ve benzeri temenni, tespit ve tarifler uzayıp gidiyor.

Yarın oy pusulasında üç aday var.

“Cumhurbaşkanı olsun-olmasın” diye adayın adlı adınca anıldığı, ironiyi, mizahı aşıp kırıcı olan mesajları aktarmadım. Çünkü seçim yasaklarına daha önemlisi nezakete uygun değillerdi. Tekrarları sadeleştirmeye gayret ettim. Sansürle işim olmaz, yeltenmedim.

Katıldıklarınız, katılmadıklarınız, eksik bulduklarınız olacaktır kuşkusuz.

Ancak görülüyor ki; arzular şelale.

Şimdi;

Türkiye Cumhuriyeti tarihinin halk oylaması ile gerçekleşecek ilk cumhurbaşkanı seçiminin eşiğindeyiz.

Eğer bu seçim bir sınavsa; sınav sadece mevcut üç adayın değil, oy kullanma ehliyetine sahip tüm yurttaşların ve dolayısıyla Türkiye demokrasisinin de sınavı olacak.

“Demokratik bir ülkede yaşama” gibi yüksek maliyet gerektiren bir ülkünün en makul maliyetli kalemidir oy kullanmak.

Bu mütevazı maliyetten, bu temel yurttaşlık sorumluluğundan tasarruf edenlerin gelecekteki muhtemel şikâyetleri, hayatın gürültüsü arasında kaybolmaya mahkum olacak. Hep öyle olmadı mı?

Kendiniz, aileniz, sosyal çevreniz ve bu ülkede yaşamanın nemasını barış içinde paylaşmak istediğiniz tüm yurttaşlar için oyunuzu kullanınız.

Adayınız seçilirse katkınız eşsiz olacak.

Seçilemezse; cumhur tarafından seçilmiş ilk cumhurbaşkanına kendisine oy vermeyen yurttaşları da dikkate alarak çalışması gerektiği konusunda güçlü bir sayısal mesaj vermiş olacaksınız. Bu da eşsiz bir katkıdır demokrasiye.

Yarın ki seçim, sonuçları itibarıyla tüm ülkenin sınavıdır.

Topyekün sınıfı geçebileceğimiz bir sınav…

Tüm taraflara hayırlı olsun…