Altın çabalar, altın satırlar

Yaşadığımız topraklarda sanat tanımı 19. yüzyıldan itibaren ciddi bir yapısal/kavramsal/algısal dönüşümüne uğrarken, 15. yüzyıldan 20. yüzyıla uzanan süreçte kendi içinde atılımlar yaparak gelişme gösteren hat sanatı da yok oldu.

Yaşadığımız topraklarda sanat tanımı 19. yüzyıldan itibaren ciddi bir yapısal/kavramsal/algısal dönüşümüne uğrarken, 15. yüzyıldan 20. yüzyıla uzanan süreçte kendi içinde atılımlar yaparak gelişme gösteren hat sanatı da yok oldu. Türkiye'nin Osmanlı'dan devraldığı kültürel mirasın en somut örneklerinden biri olarak din olgusunun mutlak egemenliğinin bir yansımasıydı bu sanat; hızla dönen dünyaya inat yavaş yavaş ve ağırdan ilerleyen, dışa değil içe bakan, somut değil soyut olgularla ilgilenen, geleneğe ilkesel bağlılığın adeta simgeselleştiği bir ifade türü olarak gelişen... Madrid'e götürülen 'Altın Satırlar' sergisinin bugün çoğumuzun okuyamadan, salt bakmakla yetinebileceği estetiğinde, öncelikle bu duygu insanı sarıveriyor. Geçmişte Arap kültürüyle haşır neşirliği olan İspanyollar için de aynı şey geçerli olmalı. Ama bu 'altın satırların' gizemi, zaten ne söylediklerinden çok 'nasıl' söylediklerinde, buna hiç şüphe yok. Sakıp Sabancı Müzesi'nin Osmanlı hat sanatı koleksiyonundan seçilen ve aralarında Kuran-ı Kerim'ler, dua kitapları, meşk albümleri, levhalar ve resmi belgeler bulunan 100'e yakın yapıtın her birinin bir şeyi söylerken, sözden öte bir anlam taşıyan bir bütünlük sunması da bundan. Bu yapıtlarda bir harf yok ki peşine takılıp, hattatın ruhunun inceliklerini keşfe çıkmayasınız!
Medeniyetler ittifakı
İspanya'da bu yıl başlayarak 2008'e uzanan 'Miradas Turcas/Türk Bakışları' festivalinin açılış sergisi olan 'Altın Satırlar', Türkiye'yle ilgili bir dizi etkinliğin ilk halkası. Açılışında konuşma yapan İspanya Kültür Bakanı'nın belirttiği gibi, medeniyetler çatışması tezine karşı bir tür medeniyetler ittifakı olarak 'kültürel işbirliği'nin en geçerli yollardan biri olduğu inancından beslenen etkinlik, Sakıp Sabancı'nın hat koleksiyonunun özel koleksiyon olarak Louvre, Metropolitan, Deutsche Guggenheim gibi kurumlarda sergilendikten sonra, müze olarak yurtdışına çıktığı ilk sergi olması açısından da önemli. Yani bir bakıma, gelişmekte olan özel Türk müzeciliğinin de bir gösterisi ve göstergesi sayabileceğimiz bu sergi, başta serginin küratörü Nazan Ölçer olmak üzere tüm Sakıp Sabancı Müzesi ekibinin, müze olgusunu nasıl kavradığının bir temsili. Doğrusu 'Altın Satırlar' sergisinin ortaya koyduğu en önemli nokta, kültürel işbirliğinin lafta kalmadan, gerçek anlamda başarılabilmesinin koşulları. Bu anlamda Sakıp Sabancı ve ailesinin vizyonunu ve o vizyona somut bir şekil verebilecek uzmanlara gösterdiği saygıyı takdir etmek gerek. Müzeciliği ve genel olarak kültür olgusunu ciddiye alan ülkelerle işbirliğine girişmek için zengin koleksiyonlara sahip olmanın yetmeyeceğini, müzeciliğin yöntemli bir 'bilim' olduğunu ve ancak uzmanlarınca sırtlanabileceğini ortaya koyması açısından 'Altın Satırlar' belleklere yazmaya değer bir etkinlik oldu. Bu, 'medeniyetler ittifakı' yapabilmenin pratik koşulu. Ama bir de kişiden kişiye uzanan bir boyutu var. Dünyadaki gelişmeleri izlediğimizde 'medeniyetler çatışması' tezinin daha geçerli olabilecekmiş gibi görünmesinin yarattığı paranoya sergilerle yumuşatılabilir mi bilmiyorum, ama, 'Altın Satırlar'ı izleyen ve bu hatlardaki ruh dinginliğini ve yüksek estetik duyguyu algılayan bir 'yabancı'nın İslam fobisinden bir parça sıyrılabileceğine kuşku yok!
Önemli yapıtlar arasında
Osmanlı hat sanatının kurucusu olarak nitelendirilen Şeyh Hamdullah'tan belli dönemlere damgasını vurmuş Ahmed Karahisari, Hafız Osman ve Mustafa Rakım gibi ünlü hattatların yapıtlarına yer veren serginin Madrid'in en saygın kurumlarından biri olan San Fernando Güzel Sanatlar Akademisi'nde sergilenmesi ise doğrusu ayrı bir anlam taşıyor. 18. yüzyılda kurulan bu akademinin koleksiyonunda Rubens'den Zurbaran'a, Goya'dan Juan Gris'e sanat tarihinin çeşitli dönemlerinden önemli figürlerin yapıtları var. Bir dönem Goya'nın yönettiği bu kurumun ünlü öğrencileri ise Picasso ve Dali! 'Altın Satırlar'dan sonra bir Velazquez sergisine ev sahipliği yapacak olan San Fernando'nun sergi salonu, bu müzenin İspanyol küratörleri tarafından İstanbul'un erguvanlarını çağrıştırdığı için mor rengine bürünmüş. Aslında Bizans'la daha çok özdeşleştirebileceğimiz bu mor fonda yalnızca Kuran, dua kitabı, tuğra, levha gibi örnekler değil, resimler de sergileniyor. 19. yüzyıldan 20. yüzyıla uzanan süreçte Batılı anlamda resim yapmaya başlayan Osman Hamdi ve Şevket Dağ gibi ressamların bu kez mimari yapıtlarda yer alan hat örneklerini resmettikleri bu yapıtlar da sergideki kronolojik gelişim çizgisine önemli katkıda bulunuyor. 19. yüzyılda Kadıasker Mustafa İzzet Efendi'nin farklı yazı üslubuyla Osmanlı dünyasında türünün tek örneği olarak nitelendirilen Kuran gibi son derece değerli örneklerin de yer aldığı sergiye damgasını vuran yağlıboya resim ise, hiç kuşkusuz Şevket Dağ'ın 1906 tarihli anıtsal 'Ayasofya'sı. Sergide yer alan diğer resimler ve hat sanatçılarının kullandığı çeşitli aletler de Osmanlı'nın 500 yıllık yaratım sürecine ilişkin önemli ipuçları veriyor.
Estetik bir zenginlik
Madrid'de 'Altın Satırlar', Velazquez'in, Goya'nın en iyi resimlerinin, 'Çıplak Maya' gibi, 'Nedimeler' gibi efsaneleşmiş yapıtlarının; Picasso'nun 'Guernica'sının; Gris'in, Dali'nin, Miro'nun önemli örneklerinin sergilendiği müze zengini bir kentte hem bugünden düne, hem Batı'dan Doğu'ya, hem de kültürel etkileşimin zaman ve coğrafyaya yayılan ya da yayılamayan yönlerine dair düşünme olanağı sağlıyor. İnsanın Doğulu ya da Batılı, Hıristiyan ya da Müslüman, dindar ya da değil seyrederken 'kimliğinin' önemini yitirdiği, çünkü önce ve özellikle estetik açıdan çok zengin bir birikimi gözler önüne seren bu koleksiyonu, zaman zaman yurt dışına gezmeye çıksa da istediğimiz zaman gidip Emirgân'da, Sakıp Sabancı Müzesi'nde görebilme olanağına sahip olmamız, doğrusu büyük bir şans.

* * * * *
Madrid'de 'Türk Bakışları' festivali
Sakıp Sabancı Müzesi'nin Osmanlı hat koleksiyonundan seçmeler içeren 'Altın Satırlar: Sakıp Sabancı Müzesi'nden Osmanlı Hat Sanatı' sergisi, İspanya Kültür Bakanlığı ile Sabancı Holding'in sponsorluğunda 'Miradas Turcas/Türk Bakışları' Festivali kapsamında yer alıyor. Türkiye'nin Madrid Büyükelçiliği ve İspanya Kültür Bakanlığı'nın işbirliğiyle 15 Aralık 2007-16 Ocak 2008 tarihleri arasında düzenlenen bu festival, Türkiye kültürünü çeşitli yönleriyle İspanya'da tanıtmayı hedefliyor. Festival kapsamında Madrid'in çeşitli sanat kurumlarında düzenlenecek etkinlikler, edebiyat, müzik, sinema, İstanbul'da yaşam, ebru sanatı ve gastronomi alanlarında yoğunlaşıyor.
11-20 Aralık 2007 tarihleri arasında El Bosforo lokantasında özel Türk mutfağından örneklerin, 11-23 Aralık 2007 tarihleri arasında Ulusal Filmotek'te Türk sinemasından filmlerin sunulacağı festival kapsamında 15 Aralık'ta Burhan Öçal'ın, 14 Ocak'ta Kudsi Ergüner'in konserleri, 19 Aralık'ta Orhan Pamuk ve Juan Goytisolo'nun 'Şehir', 20 Aralık'ta Buket Uzuner ve Fanny Rubio'nun 'Edebiyatta Kadın' başlıklı söyleşileri var.
Festival çerçevesinde Orhan Pamuk'a ayrıca Complutense Üniversitesi tarafından 'Honoris Causa' (onur ünvanı) verilecek.