Kadınlardan ?haksız tahrik? üzerine

Hafriyat Karaköy?de açılan ?Haksız Tahrik?, yer yer sloganvari ve pankart görselliği, yer yer ciddi, yer yer mizahi boyutlarıyla ülkemizde ?kadın? meselesinin üzerine giden bir 8 Mart sergisi. En güçlü yanı 8 Mart?ın politik temelinde ısrar etmesi
Kadınlardan ?haksız tahrik? üzerine

İnci Furni, Neriman Polat ve Canan Şenol?un, Adnan Çoker?in sergisine izleyicilerin şapka giyerek gelmeleri çağrısı üzerine türbana bürünerek yaptıkları ziyaretin fotoğrafı da sergide.

Bu sergiye girmek için yeniden doğmanız, hatta hafif çaplı bir doğum travması yaşamanız gerekiyor! ‘Haksız Tahrik’ sergisinde izleyiciyi karşılayan, daha doğrusu içine alan ilk iş, Dilara Kızıldağ’ın demir profil üzerine süngerle yaptığı dev ‘Vajina Kapısı’ (2009); aman tanrım dedirtecek kadar çirkin ve kitsch bir ‘sanatsal’ nesne, öte yandan ‘Al sana tahrik’ dercesine serginin genel tonunu belirleyen bir tür gösterge.
Küratörlüğünü feminist sanatın Türkiye’deki başlıca temsilcilerinden Canan Şenol’un üstlendiği ‘Haksız Tahrik’ sergisi, yer yer sloganvari ve pankart görselliği, yer yer ciddi, yer yer mizahi boyutlarıyla ülkemizde ‘kadın’ meselesinin üzerine giden bir 8 Mart sergisi. Bugüne kadar yapılan birkaç ‘8 Mart’ sergisinden ne daha az ne de daha çok cesur; ama TCK 5237’nin üzerine, yani ‘haksız tahrik indirimi’nin üzerine gitmesi nedeniyle kesinlikle ‘yerinde’ bir sergi.

Şükran Moral da var

Yerinde demişken, Hafriyat Karaköy’deki politik içerikli, mesajlı, heyecanla düşünülmüş, çabuk kotarılmış izlenimi veren sergilerinden biri ‘Haksız Tahrik’ de; meseleyi ‘çakmış’ olarak çıktığınız, ama sanatsal açıdan çok da heyecan vermeyen bir toplamın akılda kalıcı bir iki örneğiyle yetindiğiniz karma sergilerden. En güçlü yanı, giderek politik boyutundan soyutlanıp ticarileştirilmeye, kadınlara hediye alınacak bir güne dönüştürülmeye çalışılan 8 Mart’ın politik temelinde ısrar etmesi, kadın sanatçıları bu amaçla bir araya getirmesi. Üstelik aralarında, Türkiye’de feminist sanat pratiğinde ‘miladi’ işlerden biri olarak nitelendirebileceğimiz ‘Bordello’ performansının fotoğrafıyla Şükran Moral da var.
Tek tür bir feminizmden söz edilemeyeceği gibi tek tür bir feminist sanat da yok, Amerikalı sanatçı Mary Kelly’nin dediği gibi farklı feminizmlerin şekillendirdiği bir feminist sanat pratiğinden söz etmek daha doğru. Türkiye’de de durum farklı değil. Kimi sanatçı hâlâ biyolojik farklılıkların üzerine giden bir imge dağarcığı benimsiyor, kimisi toplumsal yapının cinsiyet rollerini nasıl şekillendirdiğini irdeliyor.
‘Haksız Tahrik’ sergisinde meseleye daha yerel ve güncel ölçekten bakan işler de var; Nalan Yırtmaç’ın ‘İşçiler’i, Özlem Gök’ün ‘Namus Cinayetleri’, Gülizar Önen’in ‘İmam Nikahı’ gibi. Haksız tahrik meselesini konu alan bir sergide, İslam’da erkeğin tahrik olmasını engellemenin bir yolu olarak görülen örtünme meselesine çok az değinilmiş olması ise, doğrusu şaşırtıcı; hele bu meselelerin Türkiye’de en çok tartışıldığı günlerde. İnci Furni, Neriman Polat ve Canan Şenol’un, Adnan Çoker’in sergisine izleyicilerin şapka giyerek gelmeleri çağrısı üzerine türbana bürünerek yaptıkları ziyaretin fotoğrafı bu meseleye bir şekilde değiniyor ama doğrusu o da garip bir çelişkiye düşüyor. Çoker gibi bir sanatçı erkek otorite figürüne yönelik başkaldırı esprisi iyi hoş da tahrik unsuru bu arada onaylanmış olmuyor mu? Kadının örtünmesi, kendi kendisini tahrik unsuru olarak kabul ettiği anlamına gelmez mi? Bu anlamda tahriki kabul edince, haksız tahrik indirimine karşı çıkmak inandırıcı olur mu? ‘Haksız Tahrik’ sergisine bakarak diyebiliriz ki, Türkiye’de kadın sanatçıların, kendi ülkelerinde her türlü zor durumdaki kadına empati duyduklarına ve duyarlı olduklarına kuşku yok; meseleleri ne kadar boyutlu düşündükleri ise tartışmaya açık. 

İyi ki de yapılmış

Sergide pek çok siyasi meselenin kadın bedeni üzerinden oynandığını düşündüren çalışmalar arasında Evrim Kavcar’ın etrafında onu izleyen gözlerle gezen, sonra o gözleri içselleştiren bir kadın kahramanı konu alan animasyonu ‘Günlük Hareketler II’, Oda Projesi’nin civar esnafla konuşarak gerçekleştirdiği ve ‘sokaktaki adam’ın tahrik, tecavüz gibi konularda neler düşündüğünü yansıtan ‘Necati Bey’ ve Dilek Winchester’in ‘Ferç ve Vajina Metaforları’ özellikle dikkat çeken işlerden.
Hale Tenger’in işi ‘Havanın Lüzumu’ da sergide, Türkiye’de kadınların sanatının geçirdiği evrelere bir selam niteliğinde 1990’lı yılları hatırlatıyor. Bazı handikaplarına rağmen iyi ki de yapılmış diyebileceğimiz bir sergi: Medya bombardımanın sunduğu kadın imgesinden bir an için olsun soluklanmak adına bir kere, bir de tahrik nedir, ne değildir, Türk toplumunda bugün kadınlar açısından hangi anlamları taşımaktadır gündeme almak adına.
Küratörlüğünü Canan Şenol’un yaptığı ‘Haksız Tahrik’ sergisi 31 Mart’a kadar Hafriyat Karaköy’de. Tel: 0212 245 31 68