Metin And'ın hayat albümü

Bir Usta Bir Dünya sergileri bir ülkenin kültür hazinelerinin illa ki nesneler olmadığını gösteriyor. Metin And sergisi, ölümsüz eserler vermiş bir ustayı insani yanlarıyla da anlatıyor

Rivayete göre Eski Yunanlılar ölenin arkasından tek bir soru sorarlarmış: Tutkulu bir insan mıydı?.. Yaşadığına değmiş mi, aslında sordukları galiba o! Yapı Kredi Vedat Nedim Tör Müzesi’ndeki Metin And sergisini gezerken insan düşünüyor: İnsan bu kadar tutkulu olabilir mi? Her biri alanına katkıda bulunan araştırmalar içeren 54 kitap ve yüzlerce makale; kitaplar, plaklar, filmler, fotoğraflar; elyazması oyunlardan tiyatro ilanlarına, kuklalardan masklara koleksiyonlar. Tabii ki ta gençliğinden gelen, hiç vazgeçmediği tutkusu illüzyon malzemeleri... Metin And, “Bir Usta Bir Dünya” sergilerinin bu ayki ‘dünya ustası’ olarak dolu dolu, ölümünden üç yıl sonra onu tanıyan tanımayan herkesi selamlıyor. Hayatı boyunca ‘sahne’ olgusunu irdeleyen And, hayatına dair bu sahneyi nasıl değerlendirirdi kim bilir? Biyografisi içinde eğlenerek gezdiğini, anıları arasında gülerek dolaştığını görür gibi oluyordur tanıyanları; ayrıca evindeki atmosferin de ruhunun zenginliğinin de sergiye aktarılmaya çalışıldığını. Yine de bir arşiv, bir hayatı anlatabilir mi? Vitrinlerin arkasına dizilmiş sıra sıra eşyalar, bir insana dair neler söyler?
Artık bir Yapı Kredi geleneği haline gelen ‘Bir Usta Bir Dünya’ sergilerinden biri olarak Metin And sergisi, olabildiğine zengin bir ‘hayat albümü’. Zaten bu sergilerin –ki 1993’ten 2011’e kadar 20’ye yakın versiyonu düzenlenmiş– hep tekrar eden bir formatı var ama bu sergi en kapsamlı örneklerden. Sonuçta hepsinde düz bir kurgu oluyor: Doğum, yaşam, ölüm kronolojisi ve eşyalar. Bu sergi de Metin And’ı, yalnızca bir kültür adamı değil, bir insan olarak tanıtmayı amaçlıyor. Eski diplomaları, kimlikleri, ödülleri, plaketleri, aile fotoğrafları, ilüzyon gösterilerinden görüntüleri, masasından eksik olmayan daktilosu ve hatta çerçeve içindeki Marilyn Monroe fotoğrafına kadar yakınımıza getiriyor. Belki de biraz fazla görsel ansiklopedi maddesi havasında olduğu için olacak, bir arşiv bir hayatı anlatabilir mi sorusu yine de akılda kalıyor. Belki de konu Metin And olduğu için? Sonuçta o, kendi dünyamızı, kültürümüzü, hikâyelerimizi nasıl anlattığımızı, nasıl görselleştirdiğimizi araştıran, bulan, aktaran bir insan olarak ‘görünen’in nasıl kurgulandığını irdeleyen bir bilim adamıydı. Öte yandan ilüzyona ilgisi, görünenin hiç de göründüğü gibi olmayabileceği bilincinin yansıması, hayatın gizemine yönelen bir meraktı belki. Kısacası serginin kurgusu, o kitaplar, fotoğraflar, eşyalar arasında ne kadar vakit geçireceğiyle de orantılı olarak, aslında izleyiciye kalıyor. 

Nesnelerle ölümsüzlük
Akla Fransız sanatçı Christian Boltanski’nin “Çocukluğumdan Kalan Her Şeyin Araştırılması ve Sunumu” projesi geliyor. Boltanski beyhude bir çaba olduğunu bilir ama yine de kendini alamaz: Geçmişte kalan her şeyini bulacak ve koruma altına alacak ve öylece “hiç ölmeyeceğinin bilinciyle” rahat rahat ölecektir.
‘Bir Usta Bir Dünya’ sergilerinde, ölümsüzlük iddiası taşıyanların değil, ölümsüz eserler vermiş ustaların hayatları sergileniyor. Türkiye topraklarında çok eski geçmişten bugüne uzanan kültürel örgüyü anlamamıza yardımcı olan, öyle ki Dionisos ile Anadolu köylüsü arasındaki bağları araştıran; Avrupa kültüründe Türk imgesinin kökenlerini irdeleyen; Osmanlı minyatürlerinden yansıyan gerçek hayat sahnelerinin izini süren; ve tabii Türkiye’de tiyatronun bir tarih kazanmasına en büyük katkıda bulunan bir adamın hayatına bir pencere açıyor “Bir Usta Bir Dünya: Metin And/ Daima Oyun Daima Oyuncu” sergisi. Ülkelerin kültür hazinelerinin illa ki nesneler olmadığını hatırlatıyor, düşündürüyor. Metin And’ı yakından tanıyanların yazılarının yer aldığı bir kitap da serginin vazgeçilmez unsurlarından.
25 Şubat’a kadar Yapı Kredi Kültür Merkezi Vedat Nedim Tör Müzesi’nde.

.