Sizi seviyorum diyor Yoko

Fluxus sanatçısı ve müzisyen Yoko Ono, 1969'da John Lennon'la balayındayken yatakta düzenledikleri basın toplantısında verdikleri 'dünya barışı' mesajını, tek başına sürdürmeye devam ediyor.

Fluxus sanatçısı ve müzisyen Yoko Ono, 1969'da John Lennon'la balayındayken yatakta düzenledikleri basın toplantısında verdikleri 'dünya barışı' mesajını, tek başına sürdürmeye devam ediyor. Kasa Galeri'de 'Açık Şehir' başlıklı bir sergi açan Ono için sanat, yeni bir karanlık çağın gölgesini hissettiren olaylar arasında dünyaya barış ve sevgi aşılamanın bir yolu; sergisi, her biri ancak izleyici nin aktif katılımıyla var olabilen, izleyiciyi bilinçlendirmek adına gerçekleştiren bir dizi işten oluşuyor. Örneğin 'Barışı Onar'da (1966/2007) izleyici kırık dökük porselenleri tutkalla yapıştırıyor; 'Barışı Düşle'de dünya haritalarını 'seni seviyorum' yazılı mühürle damgalıyor; 'Onochord'da ise, Ono'nun özel tasarımı olan bir mini el fenerini yakıp söndürerek karşısındakine 'Seni seviyorum' diyor.
Bu tür işleri bir mesajı aktarma biçimi açısından fazlasıyla kör gözüm parmağına ve yavan, buna karşılık Yoko Ono'nun insanı ürperten çığlıklar attığı şarkılarında hissedilen dizginlenmemiş dışavurumculuğu çok daha çarpıcı, çok daha anlamlı bulduğumu söylemeliyim! Bir de 1960'lardaki başyapıtı var tabii, 'Kesme İşi'; izleyiciler sırayla üzerindeki giysileri makasla keserken, sahnede kıpırdamadan oturduğu o efsanevi performans... Ono'nun, insandaki doğal saldırganlık içgüdüsüne araç olduğu ve şiddete ayna tuttuğu bu performansının anısı bile, açıkçası 'Açık Şehir' sergisinde izlediğimiz pek çok işe göre daha vurucu, daha etkileyici. Gerçi geçen yıllar da sanatçılara hiç acımıyor! Bir dönem yalnızca yeni ve yapılmamış olduğu için ilginç olan ifade biçimleri, yıllar sonra, en doğru mesajı verirken bile olsa, kabak tadı verebiliyor.
Yoko Ono'nun, zamanında Fluxus'un ilginç sanatçılarından biri olduğuna, bu neo-avangardist sanat hareketinin Zen felsefesine olan yakınlığını özünden kavradığına ise şüphe yok. Ono'nun sergisinin en güçlü yanı elbette ki Fluxus'un ruhuna uygun olarak tümüyle izleyici katılımına dayanması ve bitmiş yapıt yerine süreci vurgulaması: yani izleyici yoksa, yapıt da yok!
Neden sanat yaptığının cevabı konusunda son derece net olması da işin bir diğer önemli boyutu. Kentteki bazı reklam panolarına da yayılan 'Açık Şehir' sergisinde 'Telefon İşi' Yoko Ono hayranlarının özellikle ilgisini çekecek türden, 'Çıkış' ise dokunaklı. Galeride bulunan telefon çaldığında eğer oradaysanız açın, karşınızda Yoko Ono'yu bulacaksınız. 'Çıkış' ise, galerinin hemen girişinde izleyiciyi karşılayan bir enstelasyon. Zeytin ağaçlarıyla ve kuş sesleriyle zamanın sonsuz döngüsünü çağrıştıran bir tür mezarlık metaforu bu, son derece saf, yalın ve şiirsel.
Zamanında John Lennon, Yoko Ono için "Dünyanın en tanınmış sanatçısı, ama kimse ne yaptığını bilmiyor" demişti. Ono'nun müziği elbette hep Lennon'un gölgesinde kaldı; avangard müzik yapan bir Japon kadınının Beatles'ın ünüyle rekabet edebilmesini beklemek zaten komik olurdu. Yine de Yoko Ono'nun bu alanda kendi meraklıları var, hatta bazı albümlerinin punk akımını etkilediği söyleniyor. Sanat alanında ise, muhalif bir ruhla sanat yapan pek çok Fluxus sanatçısı arasında, akılda kalan bazı yapıtlarıyla hatırlanıyor. 'Lennon'un Yoko'su' olmasaydı da hatırlanır mıydı, bu nokta 1960'lardan beri tartışma konusu. Yoko Ono'nun sanatına son yıllarda gösterilen belirgin ilgi ise, sanat dünyasının ne yönde karar verdiğinin bir göstergesi. Kasa Galeri'de, 30 Haziran'a kadar.