AK Parti'nin kara kedisi

Meclis'teki iktidar grubu çatırdıyormuş. 'Ha çatladı, ha çatlayacak' derken 7 yıl geçti.

Meclis’teki iktidar grubu çatırdıyormuş.
‘Ha çatladı, ha çatlayacak’ derken 7 yıl geçti.
Size ‘ham hayal’ gibi gelse de, muhalefet, pes etmiyor.
Ne diyelim, umut, fakirin ekmeğidir.
Her ihtilafta aynı şayia, kulaktan kulağa yayılıyor.
Ne zaman duysam, gayriihtiyari çocukluğuma geri gidiyorum.
‘’Komşu komşu!... Hu hu!..’, diye başlayan meşhur ‘inci boncuk’ tekerlemesi yapışıyor, dilime.
Hani, şöyle başlar:
“Oğlun geldi mi?
Geldi.
Neler getirdi?
İnci boncuk.
Kime kime?
Sana bana...
Başka kime?
Kara kediye...”
Merak ediyorum;
Acaba umudunu, iktidar grubunun parçalanmasına bağlayan bir muhalefet, başka nerede görülmüş?
Daha çok oy almaya çalışmak yerine, ‘daha çok oy alanı nasıl bölerim’ diye, düşünüp taşınmak...
Bunun adı, kara kedi üzerine siyaset bina etmektir.
Bize mahsus bir anlayış.
Güneş Motel olayları, vekil transfer pazarları hep, bu mantığın eseri.
Meclis aritmetiğiyle oynama hesabı yaparsanız, yolunuz ancak böyle kepazeliklere çıkar.
***
Ama bu sefer, gerçekmiş.
Öyle diyorlar...
AK Parti grubu, bozguna uğramış; çatlıyor, dağılıyormuş.
Sinirler bozuk, atmosfer gergin, vekiller pasif direnişe geçmiş.
Çatlak, günden güne büyüyormuş.
1 Mart tezkeresinden sonra bu, ikinci büyük isyan dalgasıymış.
AK Parti yönetimi, gruba hakim olamıyormuş artık.
Kaç haftadır, bu türden siyasi analizler okuyup dinliyorum.
‘Kim bu vekiller?’ diye sorsanız, alacağınız cevap belli.
Sağdan say, Ali Veli; soldan say, Veli Ali...
Mayın tartışmasında Vahit Erdem’den bile ekmek çıkaramadılar ki; siz düşünün gayri gerisini...
İngilizcede, tam da buna denk düşen bir mefhum var.
Sanki, bizim muhalefet için icad edilmiş.
‘Wishful thinking’ diyorlar...
Yani, olanı değil, arzusunu söylemek;
Düşünce ile temenniyi karıştırmak...
Bir de, ‘yakaza’ dedikleri bir hal var.
‘Uyanıkken rüya görmek’ anlamına geliyor.
Hem de gündüz vakti, ayakta...
Sanrılarını, gerçek zanneden; arzularını, analiz diye satan; daha vahimi, kendi yalanına inananların durumu...
Şimdi bana kızacaklar; çünkü gerçekler, böylelerinin hoşuna gitmez.
Kabullenmek istemezler.
En iyisi bırakalım, o rüyadan hiç uyanmasınlar.
***
Geldi zaman, gitti zaman...
Bunlar gene aynı yerde, aynı hal üzere beklemekteler.
Bu kaçıncı yalandan müjde...
Desenize; muhalefet, kara kediye yükledi sermayeyi.
‘O nerde?’ derseniz, ağaca çıktı.
Ağacı, balta kesti... Balta, suya düştü... Suyu, inek içti...İnek, dağa kaçtı...
‘Dağ nerede?’ diye, sormayın artık.
Hikâyenin sonunu biliyorsunuz.
Yandı, bitti; kül oldu, gitti.
***
Bu yazının ana fikri:
Demokrasilerde, ne, oy çoğunluğu her şey demektir.
Ne de muhalefet, ‘kara kedi’ siyasetinden ibarettir.
Hükümetin altından sandalye çekme uyanıklığı, marifet değil...
İş o ki, milleti çekebilesin.