Avam ile lordlar...

Ertuğrul Özkök, geçenlerde ?göbeğini kaşıyan adam'ın sosyolojik tarifini yaptı. İçimizi rahatlattı.

Ertuğrul Özkök, geçenlerde ‘göbeğini kaşıyan adam’ın sosyolojik tarifini yaptı.
İçimizi rahatlattı.
Öğreniyoruz ki...
Alınmamıza hiç gerek yokmuş.
Böyleleri, her toplumda bulunurlarmış, zaten.
Ulus-ötesi, coğrafya-üstü, kültür-aşan sosyolojik bir vakıayız, yani.
Sandıkta hep yanlış adamları seçerlermiş.
Ne ki demokrasiler, bu gerçekle yaşamak zorunda...
Biz de öyle!
Amerikalılar, ‘yanık ense’ diyormuş, onlara.
‘Toprak kıçlı adam’, Fransa’daki adları.
Bizde ise kısaca, ‘köylü’.
Bekir Coşkun, bu basit tarife çarpıcı bir derinlik kazandırmış, meğer...
Sosyolojik realitenin adını, ‘göbeğini kaşıyan adam’ koymuş.
Hepsi bu, yani.
***
Madem ki, gerçeğin hatırını saymak icab eder.
Biz de kabul edelim ki, durum biraz da böyle.
Yalnız, çoğu zaman aynı gerçeğin tezahürleri birden fazladır.
Başka isimleri de vardır, göbeğini kaşıyan adam’ın.
Farklı yüzleri, başka görünüşleri...
Ona öyle demezler, her zaman.
Aslı, halktır onun.
Eski adı, ‘avam’.
‘Genel adam’, manasına...sokaktaki adam’ın çoğulu.
Halkın öteki adı, yani.
Karşıtı da, havas...
Has adam’dan gelir; çoğul adıdır.
Nam-ı diğer, seçkinler zümresi.
Biri, sosyojik olarak alttakileri; diğeri de üsttekileri, tarif eder.
Bir tür sosyal kast sistemi gibi.
Yukarıda ikâmet eden, havas tabakasıdır.
Aşağıda oturanlar, avam tabakasını teşkil eder.
Birbirlerinden de pek haz etmezler.
Aralarına almazlar, diğer tabakadan olanı.
***
Peki dünyada var mıdır, bunun eşi, benzeri?
Evet, başka memleketlerde de böyle sınıflar halinde yaşadıkları, görülmüş şeydir.
Misal, Büyük Krallık.
İngiliz ülkesinde, bu her iki türün, tabakalar halinde var oldukları sabittir.
Bir nevi, demokratik kabule şayan sınıflar hiyerarşisi.
Herkes yerini bilmek kaydıyla...
Mutlu, mesud olmasa da bir arada yaşarlar.
Biri aşağıda, diğeri yukarıda.
Alttakine bizim gibi ‘avam’ der, İngilizler.
Üsttekine de ‘lord’.
Bu da kendi içinde ayrı ayrı tasnif edilmiştir.
‘Ruhani Lord’ türü vardır, mesela.
Buna mukabil, ‘dünyevi lord’ olanı...
‘Ömür boyu lord’, vardır.
Asilzade olanı...
Kont’u, Vikont’u, Marki’si, Dük’ü, Baron’u...
Bütün asalet ünvanı sahipleri, bu sınıfa mensuptur.
Hepsine kısaca ‘lord’ denir ki; lisanımızdaki karşılığı ‘efendi’ tabir olunur.
Toplandıkları mahallin adı, Lordlar Kamarası’dır.
O çatı altında toplu halde bulunur, lordlar cemaati.
Avam ise, tek sınıftır; alayına toptan verilen isim: Halk...
***
Bizde, devrine göre halka yeni lakap takmak adettir.
İsmi sürekli değişir ama hakikati hep aynı kalır.
Şimdilerde ‘göbeğini kaşıyan adam’ kadar özlü olmasa da...
Yaygın bir deyişle ‘zenci’ namı da rağbet görüyor.
Seçkinlerimize münasip görülen beyaz renginin kontrastı anlamında...
Oysa İngiltere, bize nisbeten çok daha tutucu.
Bu sosyal tür, orada isim fukarası.
Bugün hâlâ  ‘avam’ olarak anılıyor.
Topluca yaşadıkları mahalle de doğrudan ‘avam kamarası’ deniyor.
Oraya, seçimle geliyorlar.
Avam, avam kamarasını seçiyor.
Asilzadeler, soylu lordlar kamarasını.
Yani herkes, kendine oy veriyor.
Halk, halktan birilerini seçebiliyor, ancak.
Köylü tayfasının oyları, lordlar için geçerli değil.
Lordlar Kamarası’na girenlerin çoğu, kraliçenin tensibiyle; bir kısmı da babalarının mirası asil kanlarıyla...
Kalanı, kilisenin ve partilerin tayini ile geliyor.
Avam Kamarası’nın, onları da seçime sokacak son halk darbesi girişimini, hatırlayın.
Lordlar, geri püskürtmüştü, bu eşitlik isyanını.
***
Halk, her memlekette bulunur; bize mahsus değil.
Yine de, ona öyle demezler.
Avam ile havas’ın hikâyesidir, bu.
Sosyal tabakaların yani.
Demokrasinin kast sistemi, bu ikiliden oluşur.
Havas tabakası ki, dünyaya talihleriyle gelirler.
Avam kamarası ki, bahtsız doğar, oradakiler...
Yanık tenlidirler.
Buğday tenli de diyebilirsiniz.
Has Anadolu çocuğu, bilinirler.
Yağız köy delikanlısı olarak da...
Sosyete muhitlerinde eğlence konusudurlar.
Havasa mensup ahaliye, gizli gizli keyif verdikleri efsanesi de yaygındır.
***
Büyük Krallık’la aramızdaki farka gelince...
Orada ayrışma, karar vericilerin kamaraları düzeyindedir.
Bazıları, sandığa hiç girmezler ki, oaradan çıksınlar.
Bizde, ayrışma sandıkla başlar...
Oyları, eşit sayılmaz.
Beğenilmez, avamın tercihleri.
Aynı kalitede değildir, avam ile havas’ın reyleri.
Sosyal sınıfları gibi oyları da kast sistemine tabidir.
Ama seçtikleri, aynı kamarada oturur; aynı mecliste, yan yana.
Halkı, aşağı sınıf köylüler güruhu gibi görenlerin zoruna giden de budur.
Eşit görünmek istemezler.
Bundandır, aşağılayıcı lakap arayışları.