Ayarsız bir 'mahpus gazeteciler' raporu

Gazetecileri Koruma Komitesi'nin raporu, tam da sözünün üstüne geldi. Ben böyle palavra görmedim.

Amerikanvari palavralardan söz ediyordum dün. Hani, Amerikan medyasında imal edilip bizim medya tarafından özene bezene servis edilen palavralar. Gazetecileri Koruma Komitesi’nin raporu, tam da sözünün üstüne geldi. Ben böyle palavra görmedim.

Başlığından başlayalım; ‘’Türkiye’nin Basın Özgürlüğü Krizi-Gazetecilerin Hapsedildiği ve Muhalefetin Suç Sayıldığı Karanlık Günler’’ yazıyor üstünde.

New York merkezli komitenin (CPJ) başkanı Sandra Rowe ile direktörü Joel Simon, bizim televizyonlarda serbestçe konuşabiliyor ama. Ama hazırladıkları rapor, canlı yayınlarda özgürce tartışılıp gazetelerde geniş geniş yer alabiliyor. Yine de Türkiye, gazetecilerin hapsedildiği ve muhalefetin suç sayıldığı karanlık günlerden geçiyor, öyle mi?
Kendi kendini tekzip eden yaman bir çelişki yumağı, rapor. Yazanlar, gazetecilerin hapsedildiği ve muhalefetin suç sayıldığı karanlık günleri ya hiç görmediler ve neye benzediği hakkında en küçük bir fikirleri yok ya da ne dediklerini tam olarak bilmiyorlar.

Sansür olan yerde sansürün kıyasıya eleştirildiği, baskı olan yerde baskının yerden yere vurulduğu, hem de bunun ‘ana akım’ tabir edilen medyada hiçbir engellemeyle, hiçbir sınırlamayla karşılaşmadan yapıldığı duyulmuş şey midir?
Ayarsızlık bununla da kalsa gene iyi. Memleketimizde ‘uluslararası’ etiketiyle pazarlanan ama orijinal adında ‘International’ ibaresi bulunmayan bu komite, geçen yıl 8 gazetecinin ‘gazetecilik faaliyetlerinden ötürü’ hapiste tutulduğuna hükmetmişti. Sayı, bu yıl nedensiz bir patlamayla 61’e yükseldi birdenbire.

İlaveten, meslek hanesinde ‘gazeteci’ yazan 15 kişi için de, gazetecilik faaliyetlerinden dolayı suçlanıp suçlanmadıklarına henüz kesin olarak kanaat getirilemediği şerhi düşüldü.

Listenin tamamı geçen yıl da hapisteydi. Rapora göre, o zaman ‘gazeteci’likten yatmıyorlardı fakat. Bir yıl sonra, açıklanamayan bir sebeple gazetecilikten dolayı yatar oldular. Ne değişti, ne oldu da listeye girdiler diye sormayın. Tatminkâr bir cevap üretilemiyor çünkü.

Listenin en başında, yasadışı sol bir örgütün üyesi olmaktan müebbet hapse çarptırıldığı söylenen bir ‘gazeteci’ var. ‘Atılım adlı haftalık gazetenin iktidar politikalarıyla ters düşmesi yüzünden’ başına bu olmaz işlerin geldiği, avukatının ağzından kayda geçiriliyor.

Aslı nedir diye merak ettim; değişik çap ve evsafta silahlarla bir hücre evinde yakalanmış, patlayıcı kullanmak ve banka yağmalamak gibi eylemlerle suçlanmış, mahkûmiyet kararı da Yargıtay’da onanarak kesinleşmiş bir profil çıktı karşıma.

Malum komite, kendini mahkeme yerine koyarak ‘bu mahkumun gazetecilikten başka bir suçunun olmadığını’ tespit eyleyip Yargıtay kararını tashih ediyor. Birkaç mimli kılavuzdan başka hangi delile, hangi bilgiye dayanarak, neye göre?
Çelişki, ayarsızlık, tutarsızlık gırla. Gerisine dönüp bakmadım bile.

Rapora hiç hak vermedim de değil yalnız. Doğru bulduğum yerlerinden biri, gazetecilerin her faaliyetinin mutlaka gazetecilik olmayabileceğini ima eden altmetniydi.