Başbakan nasıl eleştirilmez?

Kendiliğinden köpürmüş bir gerçeği biraz daha köpürtme yoluna gitmek, var olan doğal köpükçükleri de söndürür.

bizim bir besmelemiz onların milyonlarca tweet’ine bedeldir” sözünü eleştireceksiniz diyelim.

Başbakan’ın bu dille boş hamaset yaptığını, dini ve manevi motifleri siyasi amaçları için kullandığını iddia edeceksiniz.

Asla yapmamanız gereken şey, inandırıcılığınızı ve ciddiyetinizi ortadan kaldıracak abartılara başvurmaktır.

İddianız, ağzınızda kılık değiştirerek bir iftiraya dönüşmemeli.

Sözgelimi, “Senin ne papaz cüppeleri giydiğini, papa heykelleri altında ne imzalar attığını, ne kiliseler onardığını biz daha unutmadık” gibi köpürtmeler yanlıştır.

Maksada hizmet etmez.

Dinleyenlerde haksızlık ve insafsızlık duygusu uyandırır.

İma ettiğiniz şey, mübalağa ötesidir çünkü.

Bir eleştiri de değildir. Ölçüsüz bir itikat yargılamasıdır.

Ve hedefinizin üstüne oturmayan her yakıştırma, ters teper.

Dini siyasete alet etmek, Allah adına ahkâm kesmek, mollalık yapmak, ulemalığa soyunmak gibi ithamlarınızın hepsi size geri döner sonra.

Sözünüzün değerini anında aşağı çeker bunlar.

Söylediklerinizin muhatap nezdinde bir tesiri olacaksa bile baş aşağı düşürür.

Muhalefet için en tehlikeli söylem hatası, mübalağa sanatını bu tarzda yersiz kullanmaktır.

Yeri gelir abartıya kaçarsınız, bir vaziyetin absürdlüğünü çarpıcı biçimde teşhir için onu karikatürize ederek anlatırsınız.

Ama alışkanlık haline getirip muhalefetinizi bunun üzerine kurarsanız, mübalağacıya çıkar adınız.

Bir daha konuşmalarınız, mübalağa payı kafadan düşülerek dinlenir.

Bir süre sonra da tenkisattan geriye bir şey kalmamaya başlar.

Köpürtmek, bazen lazım gelse de siyasette çoğu zaman gereksizdir ayrıca.

Buna inanmalısınız. Köpüksüz muhalefet, köpüklü muhalefetten daha ikna edicidir.

Yalan Dünya gibi bir komedi dizisine senaryo yazmıyorsunuz nihayet.

Yaratıcılığınızı zorlamaya ihtiyaç yok.

Kendiliğinden köpürmüş bir gerçeği biraz daha köpürtme yoluna gitmek, var olan doğal köpükçükleri de söndürüp değersizleştirir.

Mübalağa sanatının en çok sırıttığı yer, bu yüzden siyaset edebiyatıdır.

Bilhassa kürsü hatipleri, mümkün mertebe idareli ve oldukça dikkatli bir şekilde kullanmalıdır.

Mübalağayı mübalağa etmek, konuşmanın ciddiyetini alır götürür.

Abartmayı abartmak, hatibin dinleyici nezdindeki itibarıyla sözünün güvenilirliğine ciddi zararlar verir.

Bir örnek de şudur:

Bahçeli’nin yanı sıra Kılıçdaroğlu’nun dünkü grup konuşmasından da benzer mübalağalı anlatımlar çıkarılabilirdi.

Ama abartmamak için bu noktada kestim.

Başbakanı dilediği gibi eleştirir tabii ki muhalefet, bana mı soracak!

Yalnız sonuç almak istiyorlarsa yapmamaları gereken şey, can simidine sarılır gibi mübalağaya yönelmektir.

Hayır, Gezi olaylarında açığa çıkan kitle, siyaseten temsil edilmeyi bekliyor.

Yoksa üstüme vazife mi, tövbe girmezdim bu muhalefet sorunlarına.