Başbakan'a tuzak

Bir Başbakan ki; Ülkesindeki aşırı milliyetçilerin yasakçı tavrına, alenen arka çıkmış...

Bir Başbakan ki;
Ülkesindeki aşırı milliyetçilerin yasakçı tavrına, alenen arka çıkmış...
Devlet televizyonunda resmi dil dışındaki yayınlara son verme girişimini, tutup desteklemiş...
“Bu dilde haber programlarının kaldırılmasını referanduma götürelim, halk karar versin” demiş...
Sonra da, bunun kötü bir fikir olduğunu fark edip, ‘Tuzağa düşürüldüğünü’ söylemiş.
Çark mı etti diyeceğiz?
***
Olay, Bulgaristan’da geçiyor.
Konu, devlet televizyonunda yayınlanan Türkçe haber programlarının kaldırılması.
Teklifin sahibi, aşırı milliyetçi ATAKA partisi.
Sözüm ona, diğer azınlıklara da hak doğuracağı için, Türklere ana dillerinde yayın ayrıcalığı tanınmamasını savunuyor.
Verilen bir hakkı geri alma fikrini, halka sordurmak istiyor.
Başbakan da, ATAKA’ya destek veriyor başlarda.
Yasağı referanduma götürme önerisini doğru buluyor; parlamentodan geçirme sözü veriyor.
Fakat sonra, cayıyor bu kararından.
ATAKA’yı destekleyici beyanı için “Hataydı” diyor.
Gösterdiği gerekçe, ‘Tuzağa düşürülmüş olmak’...
Bahsi geçen başbakanın adı da, Boyko Borisov.
***
Hal böyle olunca, ne yapacağız?
Bir; ‘Aklın başında değil miydi daha önce?’ itirazıyla, kabul etmeyebiliriz mazeretini.
İki; ‘Nasıl olsa olay Bulgaristan’da geçiyor, zaten başbakanın adı da bizimkilere benzemiyor’ deyip, hakkında ‘Atış serbest’ kararı çıkarabiliriz.
Üç; ‘Madem yanlıştan dönmek erdemdir’ diye başlayıp... Kim olursa olsun, nerede yaşarsa yaşasın,  ‘geri dönme’ ilkesini onun için de geçerli kılabiliriz.
Açıkçası, ben hatadan dönme şansı vermekten yanayım.
***
Gündemde, şeklen benzer bir vakamız daha var.
Fener Rum Patrikhanesi, Bartholomeos’un Amerikan CBS televizyonuna verdiği mülakatı tashih etti.
“Türkiye’de çarmıha gerilmiş gibi hissediyoruz” sözü, resen söylenmemiş; muhabirin sorusunda geçmiş bu ifade, Patrik de teyit etmekle yetinmiş.
Aylar önce yapılan mülakatın şimdi yayımlanması da ‘zamanlama’ bakımından sorunlu bulunmuş...
Peki, Patrik’in yanlış anlaşıldığını söyleme hakkı yok mu?
Bence, onun da var...
Var da... Patrik, bir nevi ‘Tuzağa düşürüldüğünü’ ima ediyorsa, onun namı hesabına hareket edenlere ne düşer?
‘Zulüm edebiyatı ve Patrik’ başlıklı yazıma gelen hakaretvari tepkilere bakıyorum.
Patrikhane’nin düzeltme ihtiyacı duyduğu bir beyanı eleştirdiğim için, ben mi suçlu oldum şimdi?
Ve, size ne oluyor?