Bay 'Siyaseten Doğru' sahnelerde...

Kürt meselesinde 'yeni durum', ciddiye bindi. Seyredin ki, film başlıyor, demektir. Eski ağırlıklar, ayaklarımıza tekrar dolanıyor...

Kürt meselesinde ‘yeni durum’, ciddiye bindi.
Seyredin ki, film başlıyor, demektir.
Eski ağırlıklar, ayaklarımıza tekrar dolanıyor...
‘Terör örgütüyle pazarlık olmaz.’
‘Öcalan, muhatap alınamaz.’
‘DTP’yle müzakere yapılamaz.’
‘Silah bırakmak, şarta bağlanamaz.’
Allah aşkına siz söyleyin;
Şimdi bunların hangisine karşı çıkılabilir?
Doğru olmasına hepsi doğru...
Alın her birini, duvarlarınıza tek tek yazı yapın.
Aforizmalar kitabınıza altın varakla nakşedin.
İşler karmaşık bir hal almaya başladığında, onlara sığınırsınız.
Dalgakıran olarak kullanır, maske yapıp yüzünüze takar, seçmeninizin gönlünü hoş tutarsınız.
Sıkıntılarınıza iyi gelir, garantilidir.
Bunlar, siyasetin zararsız görünen ‘beyaz doğruları’dır.
Bedelleri, başkalarının hayatlarıyla ödenir.
Bir de ‘siyah doğrular’ var; ağza alan, bizzat görüldüğü yerde cezalandırılır.
‘Siyah doğrular’ın esaretine artık son verme vakti gelmedi mi?
Ben, doğrunun siyah renkli olanları için de adalet, eşitlik ve özgürlük istiyorum.
ABD’de bir siyah, başkan seçildi...
Biz, o kadar hüsn-ü kabul göstermeyelim, razıyım.
Cismi şöyle dursun, lafzına tahammül eden çıkmıyor bizde.
En azından ‘siyah doğrular’a, beyazlar kadar dolaşım serbestisi tanıyalım.
Ola ki, bunda da bizim için bir hayır bulunur.
***
Her cemaatin, her çevrenin, her partinin kendi ‘siyaseten doğruları’ var.
Birinin beyazı, diğer mahallede ‘siyah’ muamelesi görüyor.
Ancak tebdil-i kıyafet kendi muhitlerinden dışarı çıkıyor, ancak maskeyle öbür mahalleye duhul edebiliyorlar.
Bay ‘Siyaseten Doğru’nun birinci dereceden yakın akrabalarını tanıyorsunuz zaten.
Konjonktür Efendi, arada bir zuhur eder; bir görünür, bir kaybolur.
Dengeler, meydanı hiç boş bırakmaz.
Ağır abileri Bay ‘Siyaseten Doğru’ ise, mahallelerimizin baş belalısı, nefes bile aldırmaz.
DTP’de de racon kesmeye başladığı belli olmuyor mu?
Müzakere şartlarını buyurur gibi köşeli beyanatlar okuyoruz.
Konu başlığına göre, olmazsa olmaz ‘muhatap’lar tayin ediliyor,
‘Muhatap almadan dikkate alsak...’
‘Müzakere yapmadan konuşsak...’
‘Pazarlık yapmadan hak dağıtsak...’
‘İntikam aramadan kucaklaşsak...’
Bay ‘Siyaseten Doğru’, arkadan dolanmaya zinhar fırsat vermez.
***
Siyaseten doğru olan, belki yanlış değildir.
Ama ‘kendinden doğru’ olanın façasını alıp harcadığında, artık bir canidir.
Ki, alışkanlığıdır, bunu hep yapar.
‘Ahlaken doğrunun’ bazen yanında, bazen karşısındadır.
‘Vicdanen doğrunun’ bazen altında, bazen üstündedir.
Sağı solu olmadığından, ‘insani olarak doğrunun’ can düşmanıdır.
Siyaseten doğru, ‘beyaz yalan’ kadar bile masum değildir, çoğu zaman.
Ama, bütün suç siyasetçilerin sanmayın.
Siyasetçiyi, yazarı, çizeri ‘hoşa giden doğruları’ söylemeye kim zorluyor?
Asıl, ona bakın siz.
Biz, yani seçmenler, okurlar!... hoşa gitmeyenleri duymak istemedikçe, bu devran böyle gelmiş, böyle gider.
Bay ‘Siyaseten Doğru’, tekrar bizi rehin alıyorsa...
Hala canımıza tak etmemiştir de ondan.
Kabahati bir parça kendimizde bulalım.