Baykal'la münazara

Dün grup toplantısında dinledikten sonra, kesin kanaat getirdim. Baykal'ın istediği Başbakan'la görüşmek değil, münazara yapmak.

Dün grup toplantısında dinledikten sonra, kesin kanaat getirdim.
Baykal’ın istediği Başbakan’la görüşmek değil, münazara yapmak.
Seyirlik bir iş çıkarma peşinde.
İstiyor ki millet, koltuklarına şöyle bir kurulsun, patlamış mısırını da alsın eline, bu karşılaşmayı tempo tutarak izlesin.
Tribünler alkışlasın, coşsun, taşsın, galeyana gelsin...Baykal da dalgalanan tribünlerin gazına gelip, ‘Vur vur inlesin’ tezahüratları eşliğinde Başbakan’a saydırsın dursun.
Hesap bu; lakin tutar mı, tutmaz mı ayrı mesele.
***
En son 2002 seçimleri öncesinde Uğur Dündar’ın ‘Arenası’nda, Erdoğan-Baykal karşılaşmasına şahit olmuştuk.
Erdoğan, o münazaradan ezici bir galibiyetle ayrılmıştı.
Ki, ekrana yansıyan o üstünlük sayesinde, 3 Kasım seçimlerinde tek başına iktidar oldu.
O gün bugündür Baykal, rövanş arıyor.
Her fırsatta, Başbakan’ı canlı yayında tartışmaya çağırıyor.
Ama bugüne kadar emeline nail olamadı.
Benim içinse, mesele burada başlıyor.
Baykal’ın ‘Demokratik Açılım’ süreci üzerinden öç almaya çalışmasına şiddetle itiraz ediyorum.
Bunu kabul edilemez buluyorum.
Terörle mücadele, Kürt meselesi, demokratikleşme konuları, memleket için kader meselesidir.
Bunlar üzerinden siyasi rekabet yürütülemez.
İktidar da olsanız, muhalefet de olsanız fark etmez; bunu yapmamalısınız.
Milletin kaderiyle oynayamazsınız.
Münazara yapacaksanız, gidin başka bir alanda yapın; mevzu mu kalmadı?
***
Baykal meydan okuyor, damarına basıyor, Başbakan’ı kışkırtmak için ne lazımsa yapıyor.
“Bazı çevreler, ‘Aman gitme gelme’ diyorlarmış” türünden laf sokmalarla, ters psikoloji uyguluyor.
‘Başbakan Kasımpaşalıdır, dinlemez, takmaz’ deyip, ağır tazyiklerde bulunuyor.
‘Görüşlerinin kayda geçirilmesinden korkmamalıdır’ diyor.
Bu sözleri, ben de üstüme alınıyorum.
Zira dün, Baykal’ın niyetinin bu görüşmeyi korsan gösteriye çevirmek olduğunu yazmıştım.
Sanırım Baykal’ın ‘bazı çevreler’ diye bahsettikleri arasına girmiş oluyorum.
Hayır, görüşmeyi yapıp yapmamak, Başbakan’la Baykal’ın bileceği iştir.
Kaldı ki ben, başından beri bu görüşmenin mutlaka sağlanması gerektiğine inananlardanım.
Ama televizyonda yayımlamak da nereden çıktı?
O başka iş, bu başka.
Başbakan’la Baykal’ın, can yakan bir memeleket sorununu oturup müzakere etmelerinde, sayısız fayda görüyorum.
Münazaraya girişip birbirlerini alt etmeye, en ilzam edici argümanları peşpeşe sıralamaya çalışmalarına ise, sonuna kadar karşıyım.
Büyük zarar verirler.
***
Dün, Başbakan’ın grup konuşmasını da dinledim.
Soğukkanlı ve nazikti; Baykal’ın daha şimdiden tasarladığı o münazara maçının biletlerini, medya ortamında satışa çıkarmasını yadırgıyordu.
Umarım o görüşmeyi maça dönüştürmesine izin vermez.
Kimin kazanacağı hiç mühim değil, memleket kaybeder.
Baykal’ın anlamadığı bu.