BDP'nin İmralı bileti

Cinayetin kurbanlarıyla birlikte güven bunalımı da toprağa gömülebilirdi. BDP de bu fırsatı fevkalade iyi değerlendirdi.

"Ödevini yaptı, ödülünü kaptı” gibi gösterilmesi gurur kırıcı, bu doğru. BDP’liler de alıngan gözlerle bakıyor nitekim.

Demirtaş’a İmralı vizesi imalarını gurur meselesi yapıyorlar.

Spekülatörlerin kanırtacağı bir duyarlılık oluşuyor. Manipüle edilmeye müsait bir aşırı alınganlık.

Daha ikinci heyet İmralı’ya gitmedi. Kim var, kim yok resmen bilmiyoruz bile. Ama tantanası şimdiden başladı.

Kötü niyetlilerin oynayabileceği yumuşak karın, şu sorularda saklı:
Ne değişti de Öcalan’la görüşecek heyete dahil edildi Demirtaş? İlk heyette, BDP adına eşbaşkanlardan kimse yokken sonra nasıl oldu da kurumsal temsile izin çıktı ya da koparıldı?

Selahattin Demirtaş’ın İmralı bileti, Paris cinayetinde soğukkanlılığını muhafaza edip akıllı, uslu durması mıydı?

İhtimal vermiyorum.

Demirtaş’ta kompleks yaratıp ortalığı velveleye verdirmek isteyenlerin yaydığı bir kışkırtma bu.

Adaya gidebilmesi değil de muhatap alınması buna bağlıydı derseniz, belki.

Hükümetin, kimi muhatap alacağı konusunda seçici davranması anlaşılabilir çünkü.

BDP içinden bir ismi ötekine tercih etmesi, iktidarın onları makbul olanlar ve olmayanlar şeklinde sınıflandırdığı manasına gelmez ayrıca.

Sorun, siyasetle müzakereye bazı önşartların konması olurdu. Muhatapta sınava tabi tutulduğu veya dayatmaya maruz kaldığı hissi uyandıracak şey buydu.

Yoksa Diyarbakır’daki cenaze töreninde sükûneti sağladı diye İmralı yolu açılmamıştır Demirtaş’a. Hayır, sanmıyorum.

Mitinge göz kulak olmak da sokağa mukayyet olmak da İmralı’ya gidiş kriteri değildir. Fakat muhataplık açısından tercih sebebi olabilir.

Hadise, güven meselesinden ibarettir daha çok.

Demokratik açılım niye Habur’da tökezlemişti? Çünkü hükümet yanıltıldığını düşünmüş, bu da derin bir güven krizine yol açmıştı.

BDP’nin cenaze törenindeki ihtimamını, bu bağlam içinde okumalı.

Cinayetin kurbanlarıyla birlikte ortadaki güven bunalımı da toprağa gömülebilirdi. BDP de bu fırsatı fevkalade iyi değerlendirdi.

Habur’daki hatayı tekrarlamamaktan daha fazlasını yaptılar.

Aradaki güvensizliği aşmak için o hata artık telafi edilmeliydi zaten.

İstismardan uzak ve vakur bir cenaze organizasyonu kâfiydi buna.

Sırtlarını sıvazlatmak için, Başbakan’dan sağlam bir aferin koparmak için yapmadılar. İmralı’da gelişen yeni çözüm perspektifine inandıkları için yaptılar ne yaptılarsa.

Samimiyetlerini ispat ettiler ama bu bir sınanma sonunda olmadı. Test edilmiş yahut ön sınavdan geçirilmiş falan da değiller.

BDP, maktullerin ardından yas tutarken acısını, barış için bir fırsata dönüştürebileceğini gördü.

Habur’dan bu yana kaybolan güveni yeniden tesis etmek mümkündü. BDP’nin İmralı görüşmelerinde kurumsal bir rol oynamasının da önü açılabilecekti. Hepsi bu.

Kısacası, hassasiyetler doğru ama alınganlıklar yersiz.

Ne bir tarafın haysiyetiyle oynanması ne de kimsenin duygularının rencide edilmesi mevzubahis.