Bir cinayetle tümdengelen üç sanık

Bütün dünya bir araya gelse tümden gelen bir aklı, inandığından farklı bir tüme götüremez.

Türkiye, aynı anda iki imkânsız halin birden mümkün olduğu nadir ülkelerden biri.
PKK hem kayıtsız şartsız sadakat prensibiyle çalışan, katı hiyerarşiye dayalı bir örgüttür hem de çok başlıdır mesela.
Derin devletse hem içerdedir, Silivri’de volta atmaktadır hem de dışarda elini, kolunu sallayarak başımıza çoraplar örmekte. Paris’te esrarengiz cinayetler bile işlemektedir.
Komplo teorileri raftan indi ya, vitrine çıkanlardan seçin, beğenin, alın.


İki zıt katil


Hem ulusalcı hem solcu, hem solcu hem Kemalist, hem sosyal demokrat hem tutucu, hem muhafazakâr hem liberal, hem sağcı hem sosyal devletçi ya da benim gibi, hem eleştirel hem de yandaş olunabiliyor nasılsa. Havamızdan mı, suyumuzdan mıdır artık bilinmez, bize mahsus bir hususiyet.

Bir cinayetin de taban tabana zıt iki katil zanlısı olduğuna hükmedebiliriz ve hiçbir gerçek bu kanaatimizi değiştiremez.
Siyasi cinayet davalarımız çoğu kez böyledir. Faili bulunup hak ettiği cezaya çarptırıldığında bile bir taraf için faili meçhuldür hâlâ. Çünkü kafadaki tarife uymamaktadır ve kimse aksine ikna edemez.
Paris cinayetinde, failin aynı anda hem derin devlet hem de derin PKK olduğunu bu kabiliyetimiz sayesinde söyleyebiliyoruz.
Hislerimizi, vehimlerimizi, uçuk kaçık oluşuna bakmadan kafamıza esen her türlü komplo faraziyesini aklileştiriyoruz önce. Sonra da oturup günler, haftalar, aylar ve hatta Özal’ın zehirle öldürüldüğü teorisindeki gibi bazen yıllarca ciddi ciddi tartışıyoruz.
İçinden çıkabilene aşk olsun tabii.
Derin devletin derin devlet olduğu zamanlar Paris’te eylem koyacak gücü var mıymış ki şimdi kolu kanadı kırılmışken yapabilsin?
PKK’nın içinde Öcalan’ı da aşan bir derin yapının varlığı ne kadar gerçektir ki 14 yıldır hapisteki liderine karşı örgüt üstünde hâkimiyeti ele geçirme kavgasını kazanamamış? İnfaz kapasitesine bakın ki iç hesaplaşma adına Avrupa’nın ortasında kurucusunu katlediyor?


Gizli servis oyunları

Ya müzakereleri baltalamak için gözünü kırpmadan kanlı provokasyonlara girişecek gizli servislere ne demeli?
Türkiye’nin Kürt meselesini halledip büyük devletler ligine katılmasını istemiyorlar. Paris’teki karanlık katliam kesin onların işidir.
Bu üç ihtimal aynı anda birden doğru. Nasıl olur demeyin. Tümdengelim mantığının mucizevi sonuçlarından biri işte.
Bir kere katilin kim olduğuna ve neyi amaçladığına karar verdikten sonra gerisi kolay. Sonrasında ortaya çıkacak bütün maddi kanıtları önceden verilmiş peşin hükümlerinize göre tevil eder geçersiniz.
Diyelim ki tetiği bir PKK’lının çektiği kesinleşti. Türkiye düşmanı bir gizli servis tarafından tutulmuş kiralık bir katil olduğunu söylersiniz.


Fransızın işi

Diyelim ki bir Fransızın işi olduğu ispat edildi. Arkasında PKK’nın bulunmadığı ne malum!
Ya da tersi. PKK veya gizli bir servis, cinayeti işleyip olağan şüpheliye yıkmak için Türk derin devleti süsü vermiştir.
Böyle çalışan bir zihin mekanizmasını alt etmek kimin haddine! Kül yutmaz ki.
Her olasılığa aklı yatar, her teoriye ikna olur da yanıldığına ikna olmaz.
“İç hesaplaşmadır” diyenin inancıyla, “iç hesaplaşma olduğunu söyleyen, cinayeti örtbas edip asıl katili gizliyor” diyeninki arasında bir fark yok. İkisi de mantıksal olarak eşdeğer ve ikisi de en zayıf nesnel kanıttan bile daha zayıf.
Gelin görün ki bütün dünya bir araya gelse tümdengelen bir aklı, inandığından farklı bir tüme götüremez.