Bir de bahşiş devrimi lazım

Gurme kalemler, Gezi devriminden girip merdiven boyama devriminden çıkadursun... Bahşiş devriminin ayak sesleri uzaklardan duyuluyor.

Hangi devrim çığırtkanlığına el atsanız kızılca kıyamet kopuyor.
Merdiven boyama devrimciliği desem kafadan ikiye bölüneceğiz. Boyamak haktır diyenler bir tarafa, değildir diyenler diğer tarafa.
Gökkuşağı renkleri, bir fazla bölecek bizi.
Kutsal devrim beldelerinden ODTÜ’de yol devrimciliği için bir daha, Suriye’de Arap Baharı için birkaç cephe daha ilave olacak aramıza.
Fakat bizi bölüp parçalamayacak bir devrim alanı buldum sonunda, lokantalar!
Yemekten sonra verilen bahşişin, şişkince bile olsa garson kesesinden başka neye hayrı olur ki?
Kalantor tayfamız sağlamcıdır mesela, ilk kez gittiği yerde cukkayı baştan indirir ki iyi servis alsın.
Yoksa, yemeğin sonunda masaya bırakılan üç otuz paradan müşteriye ne fayda gelecek!
Görüldüğü üzere, şöyle esaslısından bir bahşiş devrimi lazım bize.
Mutfak ve servis elemanları arasındaki adaletsizlik de ancak böyle giderilebilir.
Lokantanın gelirinden eşit pay almıyorlar. Gelir dağılımlarındaki adaletsizlik müşterinin bonkörlüğüne bağlı olarak artıyor, arada uçurumlar bile oluşabiliyor.
Parsayı ön plandaki garsonlar topluyor; geri hizmetteki aşçısı, yamağı, bulaşıkçısı kuru maaşa talim ederek havasını alıyor.
Çalışanlara da müşterilere de tam yaramayan, müessesede huzursuzluk çıkardığı için patronların çıkarına da çalışmayan bir sistem. Fakat yıllardır ne tartışılıyor ne de dokunan eden var.
New York Times’ın yeme-içme sayfalarına bakın, üzerine kritikler yazıldığını görürsünüz.
Bizde mevzubahis dahi edilmez.
Gurme kontenjanından istihdam edilen yeme-içme yazarlarımız, yüksek siyaset hastalığına tutulmuş. Devrimden aşağısı kurtarmıyor onları.
Bahşiş gibi alelade mevzular iştahlarını çekmiyor, seçkin gustolarına hitap etmiyor. Arada bir popüler mekânlara yağ çekmek ya da hesap şişirenleri eleştirmek dışında, meblağ tartışmasına katiyen girmiyorlar.
Amerika’da bazı lokantalar alışılagelen bahşiş sistemini değiştiriyor, umurları değil.
Kaldıranların kimi servis ücreti diye ayırmadan fiyatlara yediriyor, kimi de ayrı bir kalem olarak hesaba ekliyor. Bu da en kabadayısından yüzde 15’lik bir miktar. İçkiler haricindeki tutar üzerinden hesaplanıyor. Ve hasılat, günün sonunda adilce pay ediliyor.
Tek seferde dünya kadar sıkıntıyı ortadan kaldıran bir çözüm.
Yerleşik usulde iyi servis almak için ya çok meşhur ya tatminkâr bahşişler bırakan devamlı müşteri yahut da şerrinden korkulan bir yeme-içme mütehassısı olmanız gerek.
Bu hiç adil değil.
Serbest bahşişler kalktığında lokantalarımıza kısmen adil bir düzen gelecek. Diğer kısmı da uçuk fiyatların ayağı yere değecek şekilde normalleştirilmesiyle tamamlanacaktır.
Gurme kalemler, Gezi devriminden girip merdiven boyama devriminden çıkadursun... Bahşiş devriminin ayak sesleri uzaklardan duyuluyor.
Hem bizi ayırmayıp birleştirecek tek devrim bu, onlar ıskalasa da pek makbule geçecek!