Bir 'imza'dan kaytarma hali

Bir imza, daha şimdiden iki haftamızı yedi. Dün, grup konuşmasını dinledim; Baykal bile sıkılmış.
Bir 'imza'dan kaytarma hali

Bir imza, daha şimdiden iki haftamızı yedi.
Dün, grup konuşmasını dinledim; Baykal bile sıkılmış.
Gerçi, ‘Ah! bir sahte çıksa, ben size gösteririm’ der gibi bir hali vardı.
Malum ‘bitirme eylem
planı’nın, aralarını bozmamış olmasına da içerliyor...
Hani tanımasam, ‘Başbakan’la Genelkurmay Başkanı’nın ‘ortak anlayış’ını kıskanıyor mu ne!’ diyeceğim.
Ortada bir suç varsa, her ikisinin de ‘mağdur’ safına düşebileceğine ihtimal dahi vermek istemiyor demek ki...
Olsun, gene de iyidir.
Neylersiniz ki beklerken, aklıma olur olmaz uçuk fikirler geliyor.
Bu süründürmece, gına gelsin de
bıkıp usanalım, peşini bırakalım
diye mi?
Nefis terbiyesi de görüyor olabiliriz...
Bu kez şehvetimizi, azgın şeytanlarımızı, dünya malına tamahkârlığımızı sınamıyorlar.
Hepsi hepsi, merakımızı öldürecek bir muameleden geçiriliyoruz.
Kamuoyunun gazı ha kaçtı, ha kaçacak... Dayanın, az kaldı, az...
Biz pişip erdikten sonra ne açıklansa, kıymeti kalmayacak.
***
Albay Dursun Çiçek’in imza örnekleri, elden ele dolaşıyor.
Önce, Jandarma kriminal laboratuvarından bir rapor okuttular.
Sonra, polis kriminal laboratuvarının inceleme sonuçları düştü piyasaya.
İkisinde de ‘Aynı el mahsulüdür’ ibaresi yer alıyor.
Fakat, bir de imzalar çakışmamazlık etmesin mi?
Meğer, askeri savcılıktaki ifadesine bambaşka bir imza sallamış.
‘Gün uzar yüzyıl olur’ romanından intihal bir hikâye gibi.
Nikâh defterinden, ordan burdan albayın imza örnekleri toplanıyor.
İmza onun mu, değil mi?
Papatya falı bakmadığımız kaldı.
***
Neyi bekliyoruz?
Sırada, meşhur olay mahalli inceleme dizisi CSI Miami kriminal laboratuvarı mı var?
Oraya gönderildiğini duyarsanız, sakın şaşırmayın.
Arkası da gelir mutlaka; serinin diğer dizileri CSI NY, falan filan feşmekan diye, uzar gider.
Bana öyle geliyor ki, bu müthiş imza, Guinness rekorlar kitabına girmeye bile namzet.
Ne kadar laboratuvar varsa, hepsini turlatacaklar.
Devr-i âleme çıkaracaklar...
Artık kaç gün sürer, bilemem.
Denizler Altında 20 bin Fersah’a da indirirlerse, siz, asıl o zaman korkun.
Tekrar su yüzüne çıkmasına muhtemelen bizlerin ömrü kifayet etmez.
Gayri çocuklarımız devralır nöbeti; böyle bekleşir dururlar.
İki haftaya gidiyoruz, insaf!...
Neden oyalanıyoruz?
Altı üstü bir imzanın sahibi teyid edilecek.
Maazallah, ya parmak izine
kalsaydık...
İddiasına girerim; tek tek bütün nevi beşer efradıyla karşılaştırırlardı.
Mesela, albayın tükrüğünden DNA örneği olsa, akıbetini ne siz sorun, ne ben söyleyeyim.
Buna, dense dense iş yavaşlatma, pasif direniş, oyalamaca falan denir.
***
Beklerken, tavsiye ederim, zamanınızı boşa geçirmeyin.
Geçen gün ömürdendir, ziyan olmasın, faydalı faaliyetler yaparak değerlendirin.
Ben, fiil çekimlerini deniyorum.
Örnek, kaytarmak fiili.
‘Kaytardım, kaytardın, kaytardı...
Kaytardık, kaytardınız,
kaytardılar...’
Dolmuşçu esnafına çalışma
önerimse şu:
‘Yol biter, imza mimza bitmez.’
Kamyoncuların egzersizi de eski bir söz olsun;
‘Mevzu derin!’...
Yani, ne saza dokun, ne perdeyi
incit.
Tokatçılık meslek erbabına gelince...
Gariban tekstilcilere dadanmayı bıraksınlar artık.
Hedef büyütüp, bu imzayı
çalışsınlar.
Memleket tokatlanıyor...
Var mı ötesi?