Bir körün rüyası

Görme engelli bir sanatçının, küresel çapta bir sosyal sorumluluk vizyonu geliştirmesini garipseyen herkese itina ile duyurulur.

Kendisi ahbabım olur. 3 yaşından beri gözleri görmüyor. Hatırasında bir resim albümü yok. Gözleri kapalıyken sevdiklerine ait yüzler canlanmıyor hafızasında. Kişileri, şehirleri, sokakları, hayat şeridinden gelip geçen canlı cansız bütün nesneleri suretsiz sözcüklerle, eşkâlsiz seslerle düşünüyor. Zihninde, şekle şemale girmemiş soyut birer mefhum hepsi. Dokunma duyusuyla, koku hissiyle tanımlıyor somut şeyleri. Gustosuna düşkün, ama yemek isimlerini görüntüsüz tatlarla eşleştirerek hazlar arşivine alıyor. Giyim zevkine sahip, bir tarzı da var; fakat renkleri bilişsel olarak ayırt edebiliyor ancak.
Bir mucizeyle ahbabımın gözleri açılsa, yeşille kırmızıyı, sarıyla maviyi tanıyacağından şüpheliyim. Siyahla beyazı karıştırmayacaktır belki, ama hangisine lacivert dendiğini bilebilmesi, görmeye başlamasından daha büyük bir mucize.
Birlikte sinema filmi seyrettiğimiz de oldu. Sahneleri şaşırtıcı biçimde hatırlıyor, tarif bile edebiliyor ama onu dinlerken radyo tiyatrosundan estantaneler izliyormuş hissine kapılıyor insan. Nedenini hâlâ çözemediğim bu garip psikolojiden kurtulamıyorum bir türlü. 

Sesli bir rüya
Son model bir ses kayıt stüdyosu gibi kulakları, acayip hassas. Beyninde kaotik bir soundtrack halinde dönüp duran koronun her tınısını ayrı bir kanala yerleştirecek ölçüde incelmiş yeteneği. Senfoni orkestrasının nefesli, vurmalı, telli bütün sazları curcunayla çalsa, bir tekindeki akort bozukluğunu kaçırmıyor dikkati. Ortam seslerinin hepsi üst üste binse, o hengâmede parmaklarının ucuna basarak yaklaşan bir kadının ayak seslerini diğerlerinden ayrıştıracak kadar duyarlı. Ahbabımın, sükûnetten fersah fersah uzak bu gürültülü zihin dünyası, hayreti mucip gerçekten.
Sivrisineği vızıltısından, bilumum haşeratı hışırtısından anlıyor anlamasına da, atsineğini sesi kısık bir televizyon ekranında görse adıyla sanıyla çıkaramayacağı kesin. Dedim ya, bir sabah gözlerinin bağı çözülse, uzak ya da yakın hafızasındaki hiçbir ismi cismiyle teşhis edemeyecek muhtemelen. Beni dahi Mehmet Aslantuğ zannedip, gerçeği öğrenince de büyük bir hayal kırıklığına uğramasından korkuyorum. Fiziki özelliklerle, şekilcilikle, yüz güzelliğiyle o derece arası bozuk yani. Cızırtılı, karıncalı, parazitlenmiş filan bile değil; düpedüz ses var, görüntü yok ekranında.
İşte bu ahbabım, inanılmaz bir medeni cesaret içinde rüyasını anlatıyordu geçen akşam. Tahmin edersiniz, diyaloglar vesaire. Büyük bir patavatsızlıkla, bir körün nasıl olup da rüya gördüğünü sordum. Yüzleri olmadan nasıl tanıyordu insanları; kimi, neyi görüp görmediğini nereden anlayabiliyordu? Zifiri karanlık değil miydi bir körün hayal dünyası?
“Aynen burada konuştuğumuz gibi” dedi. Muhayyel konuşmalar duyduğu, resimsiz ama sesli bir rüyadan bahsediyordu galiba. Uyanıkken göremeyen, görsel hafızası olmayan bir âmâ, uyurken ne rüyası görsün? Derin uykusunda birtakım sayıklamalar işitiyor olmalıydı. Fakat ben yine tam olarak anlayamadım. 

Rüyalarını gerçekleştiriyor
Her neyse, uzatmayalım. Metin Şentürk, bizim gibi göremediği bütün rüyalarını bir bir gerçeğe dönüştürüyor.
Daha geçen hafta, Dünya Engelliler Vakfı Başkanı sıfatıyla New York’taydı. BM Genel Merkezi’nde, Engelli Hakları Sözleşmesi’ne Taraf Devletler Zirvesi’ne katıldı. ‘Engelli Haklarının İlerletilmesi için Yeni Bir Küresel Girişim: Dünya Engelliler Birliği’ konulu yan etkinlikte ana konuşmacıydı. 54 ülkeden STK’ların iştirakiyle ekim ayında İstanbul’da Dünya Engelliler Birliği’nin kurulacağını ilan etti orada.
Salondaki ekrana yansıtılan kendisine ait hız rekoru denemesinin görüntülerinden sonra da şöyle bir şey söyledi: “Rekor, aslında bir hız rekoru gibi görünse de, benim için bir hırs rekoru anlamı taşıyor.” Tabii, o görme engelini aşarak görüntü analizi yapmaya yeltenmesini ben yine anlamadım. ‘Bir körün hayal dünyası da karanlığa mahkûm olmak zorunda değil’ mi demek istiyor?
Metin Şentürk, Somali’deki muhtaçlar yararına bir konser veriyor. Bu akşam, Kuruçeşme Arena’da olacak. Görme engelli bir sanatçının, küresel çapta bir sosyal sorumluluk vizyonu geliştirmesini garipseyen herkese itina ile duyurulur.
Son bir not; ahbabımın nüktedanlığı meşhurdur, baştan söylememiş miydim?